Reklamı Kapat

HDP'li Vekil Hakan Çavuşoğlu'nun İstifasını İstedi!

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu (İHİK) Başkanı için önemli açıklamalarda bulundu.

Bugün  Kocaeli
Bugün Kocaeli Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu(İHİK) Başkanı için önemli açıklamalarda bulundu.

Dr. Gergerlioğlu TBMM de düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı: “Bugün önemli açıklamalarımız olacak Türkiye’de insan hakları sorunları yoğun bir şekilde devam ediyor. Ancak insan haklarıyla ilgili kuruluşlar herhangi bir şey yapmamakta ısrar ediyor. Başta TBMM İHİK buradan öncesinde de defalarca şikayet etmiştim milletimi şimdi de şikayet ediyorum. Çok büyük bir hak ihlaline imza atıyor çünkü İHİK başkanı olduğunu iddia eden Sayın Başkan Hakan Çavuşoğlu herhangi bir adım atmamakta ısrar ediyor. Türkiye’de yaygın işkence ve kötü muamele olayları yaşanıyor biz aylardır bu konuda yerinde araştırma yapılmasıyla ilgili dilekçeler veriyoruz ancak hiçbir adım atılmıyor. O zaman kapatalım gitsin bu İHİK Başkanlığını, kapatalım gitmeyeceğimize göre iHİK başkanı görevini yapsın, görevini yapmıyorsa da istifa etsin çekilsin arkadaşlar, çok açık net söylüyorum.”

İHİK Başkanı OHAL Komisyonunun Gerekçesiz Ret Kararı Belgesini Yalan İddiasıyla Reddetti!

“İHİK geçtiğimiz hafta 2 kez toplantı yaptık birer hafta arayla ve biz Halfeti ve Ankara’da ki işkence iddialarını gündeme getirdik, Halfeti ve Ankara Emniyeti’nde ki ama bu konuda zaten 28 mayıs itibariyle verdiğimiz dilekçeye ve araştırma isteğimize cevap vermemekle birlikte başkan bize nasıl cevap verdi biliyor musunuz? Benim daha önceden bir başka toplantıda OHAL Komisyonunu ziyaret toplantısında bir sahte evrak gösterdiğimi söyleyerek buna cevap verdi işte ‘Siz sahte evrak gösteriyorsunuz o yüzden bu iddialarınızda doğru değildir araştıramaya gerek yoktur dedi yani değerli arkadaşlar çok ciddi işkence iddialarını araştırmamak için yalan olduğu belli olan iddialarına sığındı. Biz daha önceden OHAL Komisyonunda bir belgeyi gündeme getirmiştik belge burada aslıda burada bakın çok önemli OHAL Komisyonunun ziyaret ettiğimizde OHAL Komisyonunun çok hukuksuz bir şekilde çalıştığını beyan ederek, bir sonuç üzerinde konuşmuştuk. Gerekçesi sunulan bu kararın Hasan Çomak’a ait eski bir deniz kuvvetleri astsubayı gerekçesiz bir şekilde şahsın eline bu karar gelmiş işte karar burada görüyorsunuz. Bakın hiçbir gerekçe yok kişi ihraç edilmiş. OHAL Komisyonuna başvurmuş sonuç hiçbir gerekçe olmadan ne diyor başvurunuzun reddine dosyanın kurumuna devrine 3 kararın başvurucuya tebliğ edilmesine falan, bu kişi nasıl idare mahkemesine başvursun, hangi gerekçeyle başvursun. Bu kişiyi dipsiz bir kuyuya atmış oluyorsunuz zaten 1 senedir de idare mahkemesinden çıkabilmiş değil. Bu kişi bu evrak doğru bir evrak sahte bir evrak değil gerçek bir evrak biz bu konuyu OHAL Komisyonunda gündem edince OHAL Komisyonu başkanı bu evrakın sahte olduğunu iftira olduğunu uydurma olduğunu şahsın hakkında arama olduğunu söyleyerek bizi yalancı durumuna düşürmeye çalıştı. Oradaki komisyon üyelerini de aldattı. Yalan ve yanlış ifade kullanarak OHAL Komisyonu başkanı oradaki tüm milletvekillerini ve OHAL Komisyonu başkanını da aldattı. Kimse de araştırma ihtiyacı da hissetmedi. Bu konu nedir bu evrakın gerçek mahiyeti nedir kimse araştırma ihtiyacı hissetmedi.

OHAL Komisyonunun Söylediklerini Araştırdık ve Söz Konusu Şahsı Muğla’da Bulup Getirdik! Belge Doğru OHAL Komisyonu Başkanı Derhal İstifa Etmeli!

Biz ise konuyu ayrıntılı bir şekilde araştırdık, Muğla’da olan bu şahıs TBMM’ye geldi evrakını getirdi ve sonuçta evrak tetkik edildi gerçek olduğunu da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından teyit edildi ama şunda büyük bir skandala imza atmış oldu OHAL Komisyonu ve deniz kuvvetleri komutanlığı çünkü insanlara KHK’lılara gerekçesiz karar gönderdiklerini kendileri kabul etmiş oldular. Bu büyük bir skandaldır arkadaşlar ben en başta OHAL Komisyonu başkanını istifaya davet ediyorum, yüzbinlerce KHK’lının dosyasını haksız hukuksuz bir şekilde inceleyip karar verdikleri %93 oranında ret kararı verdiklerini eleştiriyorduk ve bunu skandal belgelerle kendisini sunuyorduk reddediyordu. Reddetmekle kalmayıp bize iftira edip bu belgenin sahte olduğunu söylüyordu. Belgelerin doğruluğu şu an itibariyle ispatlanmıştır, kendisi deniz kuvvetleri komutanlığına göndermiş oradan gerekçesiz bir şekilde bu karar iletilmiştir şuanda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da sanırım bir soruşturma yürütüyor, Biz de bir soru önergesiyle bu konuyu Milli Savunma Bakanlığı’na soruyoruz bu kişi ve belki binlerce kişiye gerekçesiz kararlar gönderildi, bu bir skandaldır arkadaşlar. OHAL Komisyonu haksız hukuksuz bir şekilde çalışıyor.

OHAL Komisyonunu Avrupa Konseyi’ne de Şikayet Etmiştik!

Avrupa Konseyi’ne de şikayet ettik ve bu şekilde devam etmesi halinde etkili bir iç hukuk yolu olamayacağına kendilerine beyan edilmesine rağmen hala hukuksuz yollarla devam ediyorlar, aynı zamanda da yalan ve yanlış ifadeleriyle herkesi de kandırmaya çalışıyorlar ama bakın biz bunları da hep ispatladık ispatlıyoruz ve şuanda da bunu temizlemeye çalışıyorlar. Biz bu konunun üzerinde gidiyoruz. OHAL Komisyonu başkanlığının istifa etmesi gerektiğini söylüyoruz, Milli Savunma Bakanlığı’nın da bu konuda hemen bir soruşturma başlatılması gerektiğini söylüyoruz, değerli arkadaşlar KHK’ları ezilmeye müstahak mahlukatlar olarak gördükleri çok açık çünkü bu denli haksız, hukuksuz işlemler yaparak ardından da ortaya belgeleri çıktığı zaman bizi iftiracı ilan ederek zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmaya çalışıyorlar ama gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir adeti vardır bakın daha bir çok kişiye de bunu yapıyorlar. Bir çok karar var elimizde bakanlık şuanda gönderiyor KHK ile ihraç ediyor insanları bakanlık aracılığıyla ihraç ediyor. Bakın hiçbir gerekçe yok insanları dipsiz kuyuya atıyorlar bu gerekçesiz kararlarla insanlar nasıl idare mahkemelerine gidip başvuru yapsın değerli arkadaşlar. Aylardır yıllardır bu mahkemeler bitmiyor çünkü mahkemelerde neyle karar vereceklerini bilemiyorlar

Adı Hasan Çomak bir yerde Halil Çakmak Olmuş Bir Yerde Halil Çomak Oluyor! Bu Kadar Ciddiyetsiz Bir Hukuk Düzen!

Hasan Çomak’ın dosyası da burada arkadaşlar bakın skandallarla dolu dosya tam bir skandal dosya iddianame çünkü Hasan Çomak şahsın adı iddianame de kimi yerinde Halil Çomak’la ilgili bilgiler üzerinden Hasan Çomak yargılanıyor. Kimi yerinde Halil Çakmak isimli bir başka kişi üzerinden yargılama devam ediyor. Skandal ve trajikomik bir belge bu iddialarıyla, bakın tüm belgeleri getirdim burada hem adli süreci skandal hem idari süreci skandal bir dosyayı getirdim size ve Türkiye kamuoyuna burada sunuyorum bunu. Bu kişi bakın 3 yıldır bu KHK’lı kişi nasıl geçimini devam ettiriyor biliyor musunuz? Bu denli haksızlığa uğramış bir kişi çöplüklerden plastik pet şişe ve kağıt toplayarak geçimini sürdürebiliyordu,17 ay hapis yattı boş yere ve ardından işsiz güçsüz aç susuz bırakıldı. Çöplerden plastik pet şişe topladı, bulaşıkçılık yaptı işçilik yaptı hayatını idame ettirmeye çalıştı. En acı en ağır en zalimce dışlamalara ötekileştirmelere maruz bırakıldı değerli arkadaşlar,bu denli zalimce uygulamalar adli ve idari alanda yapılıyor bunu çok net bir şekilde görüyoruz.

OHAL Komisyonu Başkanı telefonlarımıza da çıkmıyor!

İşte bu dosya bakın tüm belgeleriyle elimizde OHAL Komisyonu Başkanlığı’nın sahte ilan ettiği bu belge elimizde,aha burada görsün aslını görsün OHAL Komisyonu başkanı telefonlarımıza da çıkmıyor. Kaç gündür arıyoruz zaten Aralık ayında bu iddialarımıza bize cevap vermek için davet edeceğini söylemişti aralık ayında söylemişti şuanda Temmuzdayız. Şimdi bu çıkan belgeyle ilgili arıyoruz yine telefonlarımıza çıkamıyor. Çıkacak yüzleri yok söyleyecek sözleri yok çok net bir şekilde bunu biliyoruz. Türkiye kamuoyuna bunu ilan ediyorum ki biz bu zalimliklerin bu vicdansızlıkların bu hukuksuzlukların, altında kalmayacağız bunları tüm milletimize ifşa edeceğiz değerli arkadaşlar. Bakın bunu biz ispat etmemize rağmen İHİK’de işkenceyle ilgili iddialar konusunda bir yerinde tespit ve rapor çalışması oluşturulmasını istedik ama İHİK başkanı Hakan Çavuşoğlu aylardır dilekçelerimize cevap vermemekle kalmadı ve bizi şu belge üzerinden itham etmeye çalıştı. Güya biz sahte belgeler göstererek ve ardından da işkence iddialarıyla bu sahteciliği devam ettirerek gayri ciddi iddialarda bulunan bir kişiymişiz. Bakın burada tutanaklar da da var bunları söylüyor bize ne diyor bir arkadaşımız bunu gündeme getirdi ve akabinde bu kararın gerçeğini aslında bize OHAL Komisyonu sundu ve gördük ki o karar hem gerekçeli hem de bizim karşımızda duruyor. Hakkımızda diyor ki OHAL Komisyonu başkanı bakın tutanakları okuyorum size nasıl işkenceyi örtmek için, bir belgeyi sahte ilan etme çalışması bu bakın ne diyor: ’bu kararın gerçekte orada gerekçeli olduğunu gördüğümüz zaman biz dehşete kapıldık’, güya karar sahteymiş bakın dehşete kapılmış araştırma falan yok değerli arkadaşlar burada yani bu belgenin aslına ulaşalım şahsa ulaşalım, Deniz kuvvetleri’ne soralım diye bir derdin peşine düşen yok. Devam ediyor Hakan Çavuşoğlu:’Çünkü bir milletvekilinin dahi buna alet olması gerçekten çok fazlasıyla düşündürücü. İHİK her türlü siyasetin, ideolojinin üstündedir.’ Falan filan demiş.

Değerli arkadaşlar hem işkenceyi araştırmıyor hem de işkencenin üzerine bir başka iftirayla bizim sahte evrak sunduğumuzu beyan ederek itibarsızlaştırmaya çalışıyor !

Bizi yani hukuksuzluğun üzerine hukuksuzluk gerçekten çok üzücü bakın biz İHİK’in işini yapmasını istiyoruz değerli arkadaşlar kimseyle bir alıp veremedimiz yok,İHİK işini yapsın,Ohal komisyonu başkanlığı adil bir şekilde yoluna devam etsin. Yüz binlerce insan üzerinde zalimce kararlar almasın

OHAL Komisyonu başkanı bu skandal belgeyi tetkik etmeden sahte ilan etmesinden dolayı güvenilirliğini kaybetmiştir ve derhal istifa etmelidir!

Açık bir çağrı yapıyorum. Bir belgenin doğruluğunu araştırmadan belgeyi ibraz edeni sahtecilikle itham etmiştir aynı zamanda buna İHİK başkanlığı da eşlik etmiş başkan milletvekillerini de yanıltmış ve bize yalancı ve müfteri denmekle kalmamış, bu işkence iddialarının da üzeri örtülmüştür,

2015 yani %80 civarında bir sayı İHİK’e gelen şikayetlerin %80’i civarında cezaevleriyle ilgili ziyareti sayısı ama 1!

bakın İHİK güya iş yaptığını söylüyor diyor ki: ’2494 işlem yaptık,27.dönem de bunlardan 2015’i cezaevleriyle ilgiliymiş değerli arkadaşlar 2015’i cezaevleriyle ilgili ve biz defaatle cezaevleriyle ilgili yerinde tespit istedik. Sadece ben İHİK’e 99 cezaeviyle ilgili inceleme tespit gezisi yapmak istediğimizi söyledim,2015 yani %80 civarında bir sayı İHİK’e gelen şikayetlerin %80’i civarında cezaevleriyle ilgili biz 99 inceleme talebinde bulunmuşuz sonuç ne biliyor musunuz? İşte bir başka skandal bir yıl da ancak bir cezaevine gidildi.Bu kadar yoğun bir iş ve yapılan hiçbir şey yok ortada. Yapılan hiçbir şey yok ortada tam bir skandal var cezaevleriyle ilgili o cezaevi ziyareti de zaten skandallarla doluydu. Biz başka cezaevi ziyaretlerini talep etmemize rağmen maalesef herhangi bir adım atılmıyor. Peki o zaman İHİK ne iş yapıyor arkadaşlar? Ne iş yapıyor sorarım size?

Türkiye’de ki tüm başvuruların tek başına %32’si benden gitmiş komisyona ve burada da çok yoğun cezaevi ihlal iddialarım var.

Bakın sayılar yine ortada bu 2494 sayısının 675’i sadece benden gitmiş %32’sini ben yapmışım Türkiye’de ki tüm başvuruların tek başına %32’si benden gitmiş komisyona ve burada da çok yoğun cezaevi ihlal iddialarım var. Komisyon başkanı açıklamasına göre %81’i cezaevlerinde ki yangından bahsediyor ve ancak bir cezaevini ziyaret etmişiz. Bu kadar binlerce ihlal başvurusu 99 cezaevi ziyareti talebi ve sonuç fiyasko. Yine Türkiye’de iş cinayetlerinde Avrupa 1.’si ve Dünya 3.’sü biz komisyon kurulurken alt komisyon kurulmasını istedik bu başkanlıkça reddedildi ancak Türkiye Avrupa 1.’si olmaya devam ediyor. Her gün iş cinayetleri geliyor İHİK’in bu konular umurlarında değil. Bu konuları kendilerine ilettiğimiz de gayri ciddi cevaplarla karşılaşıyoruz, işimiz gücümüz mü yok, inşaattan düşmüş, traktörden düşmüş insanla uğraşacağız gibi böyle hayretlerde kaldığımız cevaplarla karşılaşıyoruz gerçekten bunlar son derece üzücü değerli arkadaşlar yine binlerce başvurudan ihlal tespit edilen tek bir olay yok tek bir tespit yok,2494 dedik ya şu kadar ihlal yapılmıştır yönünde İHİK’in tek bir tespitini göremiyoruz. Devlet kurumuna soruyor o da %99 değil %100 oranında bizde ihlal yoktur cevabı veriyor ve mesele kapanıyor.Biz diyoruz ki bu cevabı verenin olduğu yere gidip inceleme yapalım veyahut da yetkilileri çağıralım bu konuda da bir ilerleme olmuyor. Bakın iHİK’in görevlerini size okuyayım. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonun Görevleri Madde 4 – İnsan

Haklarını İnceleme Komisyonunun görevleri şunlardır:

a) insan hakları konusundaki gelişmeleri izlemek, biz böyle bir şey göremiyoruz.

b) Türkiye'nin insan hakları alanında taraf olduğu uluslararası antlaşmalarla T.C. Anayasası ve diğer milli mevzuat ve uygulamalar arasında uyum sağlamak amacıyla yapılması gereken değişiklikleri tespit etmek ve bu amaçla yasal düzenlemeler önermek, böyle bir tek bir yasal düzenleme önerisi bile yok arkadaşlar. Bakın ben bunu yasal mevzuat çerçevesinde değerlendiriyorum, kafamdan atmıyorum b şıkkı böyle tek bir yasal düzenleme yok 1 yılda bakın.

c) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca havale edilen kanun teklifleri ile olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini görüşmek, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarının gündemindeki konular hakkında, istem üzerine görüş ve öneri bildirmek, böyle de bir şey görmedik. Böyle de hiçbir görüş ve öneri bildirilmedi,

d) Türkiye insan hakları uygulamalarının, taraf olduğu uluslararası antlaşmalara, Anayasa ve Kanunlara uygunluğunu incelemek ve bu amaçla, araştırmalar yapmak, bu konularda iyileştirmeler, çözümler önermek,bu konuda da tek bir çalışma gösteremezsiniz, böyle bir şey de yok 1 senedir. Bakın skandal bunlar arkadaşlar görevini yapmıyorsan niye orada duruyorsun. Yani bu kadar binlerce ihlalin olduğu bir yerde sırf bir yerde durmak için mi orada duruyorsunuz, binlerce örnek ve mevzuat üzerinden ispatlıyorum işte.

e) İnsan haklarının ihlale uğradığına dair iddialar ile ilgili başvuruları incelemek veya gerekli gördüğü hallerde ilgili mercilere iletmek, başvurular inceleniyor cezaevlerinde ki sorunları iletiyoruz, cezaevleri alt komisyona ilettik deniliyor, cezaevi alt komisyonuna gidip soruyorum o da diyor ki ya işte seçimler oldu şu oldu bu oldu 1 senede ancak 1 cezaevi ziyareti yaptık. Cezaevi alt komisyonu başkanı Hüseyin Yayman’ı da istifaya davet ediyorum bu kadar atıl bir görev anlayışı olamaz arkadaşlar bu nasıl ya bu nasıl bir vicdandır anlamak mümkün değil binlerce ihlal var çok ağır ihlal iddiaları var cezaevinde işkence iddiaları var, çıplak aramalar dayaklar kaba dayak iddiaları var, adım atan araştıran yapan tek bir kişi yok Hüseyin Yayman bu konuda tek bir açıklama bile yapmıyor,

f) Gerektiğinde dış ülkelerdeki insan hakları ihlallerini incelemek ve bu ihlalleri o ülke parlamenterlerinin dikkatlerine doğrudan veya mevcut parlamenter forumlar aracılığıyla sunmak, böyle bir şey de yapılmadı 1 senedir.

g) Her yıl yapılan çalışmaları, elde edilen sonuçları, yurtiçi ve dışında İnsan Haklarına saygı ve uygulamaları kapsayan bir rapor hazırlamak. Şu ana kadar böyle bir şey de görmedik insan hakları ihlalleriyle ilgili eleştiren bir rapor da görmedik çünkü tüm ihlal başvurularında ihlalle ilgili tek bir tespit yapılmış değil, bakın tek bir tespit yapılmış değil.

Ağır İşkence İddiaları Var ama İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce İşkenceyi Araştırmak Yerine İşkenceyi Araştıranı Araştırıyor. Avukatın Babası Abisi FETÖcü diyor!

2500 civarında ihlal başvurusu var tek bir şurada ihlal yapılmıştır açıklaması yapılmadı, artı işkence iddialarıyla ilgili yerinde tespit istiyoruz çok vahim tüm dünya bu konuya kulak kabartmış AB ülkeleri hepsi bu konuyu araştırıyor, insan hakları örgütleri bu konuyu araştırıyor ve sonrasında bakın bize daha 2 gün önce İçişleri Bakan yardımcısı Muhterem İnce geldi skandal açıklamalar bunlar, bakın gazetelere haber de oldu. Muhterem İnce Ankara Emniyet’inde ki işkence iddialarını Halfeti’yi sorduğumuz zaman bize ne dedi biliyor musunuz? Ankara Emniyeti’nde işkence olduğunu iddia eden raporu hazırlayan Ankara Barosu avukatlarının 2’sinin babası veya abisi “FETÖ”cüdür. Bakın avukatlar hakkında bir şey diyemiyor. Avukatın babası “FETÖ”cüdür. KHK’lıdır böyle cevap veriyor ya sayın bakan yardımcısı masumiyet karinesi denen bir şey vardır o avukatın amcası, dedesi, babası, abisi’nin suçuyla mı işkence iddialarının üzerini örteceksiniz.21.Y.Y.’ın işkence iddialarına böylesi vahim cevaplar veren bir İçişleri bakan yardımcısı vardır değerli arkadaşlar.Ankara Barosu’nun son derece ciddi raporu konusunda İHİK’de rapor çalışması yapsın dediğiniz zaman susan gözlerini yuman bir başkan vardır,Ak partili Hakan Çavuşoğlu hiçbir adım atmamaktadır,biz bunu genel kurul’da gündeme getirdiğimiz de Ak parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’de dedi ki bu işkence iddialarını bu meclisin bir İHİK vardır orası inceler oraya tevdi edelim partimize yönelik bir suçlama içerisine girmeyin sayın Gergerlioğlu dedi bizde tamam oldu buyrun o zaman İHİK bunu araştırsın dedik ki 28 mayısta ki dilekçemize henüz cevap verilmemişti.Özlem Zengin komisyon başkanı Hakan Çavuşoğluyla görüşmesine rağmen sonraki toplantılarda biz defaatle bu araştırma isteğimizi tekrar ve tekrar dilekçelerle beyan etmemize rağmen komisyon başkanlığı adım atmıyor değerli arkadaşlar bu meclis’in İHİK bu ülkede ki çok önemli hukuksuzluklarla ilgili çok ciddi raporlar hazırladı zamanında.Susurluk raporu hazırlandı ve diğer bir çok konuda karakollarda filistin askısı buldu ve benzeri bir çok ihlalin ortaya çıkmasına yol açtı ama şimdi ihlalleri sümenaltı etme komisyonu oldu başkanlık İHİK değil İhlallere göz yumma komisyonu oldu.

Ankara ve Şanlıurfa Barolarının İşkence Raporları Çok Açık Ortada!

Değerli arkadaşlar ben tekrar söylüyorum bunlar ciddi ihlallerdir Ankara Barosu’nun raporu elimde rapor web sitesinden internetten herkes de ulaşabilir,okuyun son derece vahim iddialar var bunlar araştırılmazsa,tekrar tekrar söylüyorum İçişleri Bakanlığı’nı tekrar uyarıyorum,bunlar araştırılmazsa yarın öbür gün araştırmayanların hakkında soruşturma başlatılır,uluslararası camiada Türkiye zor durumda bırakılır ve AİHM’den ağır tazminat cezaları gelir.

Yine Şanlıurfa barosu Halfeti raporu bakın bize dün İçişleri bakan yardımcısı insanların ters kelepçeyle yere yatırılıp saatlerce yerde bekletildiği Bozova yaylak jandarma karakolunda ki fotoğrafın eski bir zamana ait fotoğraf olduğunu iddia etti bu da son derece üzücüdür,trajikomiktir çünkü bu fotoğraf bozova yaylak jandarma karakolunda ters kelepçeyle yere yatırılmıştı ve saatlerce bekletilmişti tüm medya da bu görüntüler nerede olduğu paylaşılarak medyada paylaşılmıştı ancak İçişleri bakan yardımcısı bu fotoğrafın yine gerçek dışı olduğunu eski zamanlara ait olduğunu söylüyor bu da gerçekten çok üzücü bir durum raporlar hakkında yerinde bir inceleme yapmamız gerekiyor evet içişleri bakanlığı savunması böyle biz gerek halfeti de gerek ankara emniyetinde hiçbir işkence vakası olmamıştır yönünde açıklamalar yapıyorlar evet olabilir bakanlık kendisi açısından böyle açıklamalar yapabilir değerli arkadaşlar,İHİK’in görevi gidip orada içişleri ankara emniyeti,urfa emniyeti yetkililerini dinlemek hem de gözaltına alınan mağdurlarla görüşmek bağımsız bir rapor böyle oluşturulur arkadaşlar biz rapor oluştur diyoruz İHİK başkanlığına kendisi ankara emniyeti yetkililerini çağıralım dinleyelim diyor,onlar da kendilerine göre açıklama yapıyor,bu gayet normal bir şey yani çoğunlukla zaten hep devlet kurumları kendisi açısından böyle açıklamalar yapabilir değerli arkadaşlar İHİK’nun görevi gidip hem orada içişleri bakanlığı ankara emniyeti urfa emniyeti yetkililerini dinlemek hem de gözaltına alınan mağdurlarla görüşmektir bağımsız bir rapor böyle oluşturulur arkadaşlar.Biz rapor oluştur diyoruz İHİK başkanlığına kendisi ankara emniyeti yetkililerini çağıralım dinleyelim diyor onlar da kendilerine göre açıklama yapıyor,bu gayet normal bir şey yani çoğunlukla zaten hep devlet kurumları zaten diğer tüm başvurularda da %100 oranında bizde ihlal yoktur cevabını veriyor bu zaten stardart bir uygulama değerli arkadaşlar.

Sözde Güvenlik Soruşturmaları İnsanların Hayatlarını Karartıyor ve Geri Dönülemez Hak Kayıplarına Sebep Oluyor!

Bir başka konu çok önemli yine güvenlik soruşturmalarında büyük skandallar yaşanıyor. Gerek doktorlar öğretmenler bir çok meslek grubu güvenlik soruşturmalarında çok büyük mağduriyetler yaşanıyor. Kişinin legal olarak yaptığı, meşru işler terörist faaliyeti olarak gösterilerek yıllarca okul okumuş meslek sahibi olmuş insanların imtihanlarda önü kesiliyor nasıl yapılıyor biliyor musunuz? KPSS imtihanını geçiyorlar daha sonra yüksek puan aldıktan sonra mülakata giriyorlar ama mülakat öncesi güvenlik soruşturması yapılıyor bakın her meslek grubunda bu yapılıyor. O zaman mülakatı niye yapıyorsun? Değerli basın mensupları bu konunun altını çiziyorum biz bunu kendi kafamızdan iddia etmiyoruz.

MEB Bakanı Ziya Selçuk mülakat öncesi güvenlik soruşturması yaptıklarını bana beyan etti şok oldum!

Yaptığımız görüşmede MEB Bakanı Ziya Selçuk mülakat öncesi güvenlik soruşturması yaptıklarını bana beyan etti şok oldum ben şok oldum gerçekten çok böyle o zaman niye mülakat yapıyorsun bu insanlara zaten mülakata geldiğinde demek ki bu insanın kazanıp kazanmayacağına dair bir yargı oluşturmuşsun sen o zaman niye mülakata çağırıyorsun bir çok meslek grubunda bu skandal durum hala devam ediyor. KPSS skandalları devam ediyor mülakatlarda önceden belirlenmiş kişiler mülakatları kazanıyor. Artı olarak doktorlar bu konuda çok büyük mağduriyetler yaşıyor.KHK’lı hekimler bir ara özel hastanelerde çalıştırılmak istenmedi daha sonra bu değişti ve çalışabildiler güvenlik soruşturması bu tür hukuksuz nedenlerle olumsuz gelen doktorlar 450 gün bekledikten sonra özel bir kurumda çalışabilecekti ancak bu konularla da engellemeler getirilmeye başlandı ve işyeri hekimliğiyle ilgili yeni engeller getirildi bu arada da hekim arkadaşlarımız işyeri hekimliğinde çalışarak bu süreleri geçirebiliyorlardı ancak şuanda özelde işyeri hekimliğinde çalışmanın önüne de bir engel getirildi güvenlik soruşturmalarıyla bakın işyeri hekimliğinin sınavını kazanıyor doktorlar işyeri hekim belgesi verilmiyor hakkında güvenlik soruşturması yürüyor deniyor. Öncesinde de yapılmıştı aralık 2017 sınavında da yapılmıştı, aylarca insanlar bekletilmişti bende bir doktor olarak işyeri hekimliği sınavını kazanmıştım KHK’lı bir hekim olduğum için 10 ay belgem verilmemişti nasıl verilmedi haksız hukuksuz olarak verilmedi. Canım öyle istiyor vermiyorum dedi 10 ay sonrada verdim canım öyle istedi bu uygulama kaldırıldı. Şimdi yeniden getirildi doktor arkadaşlar güvenlik soruşturmasından geçemiyorlar geçirtilmiyorlar anlamsız şekilde aylarca bekletiyorlar işyeri hekimliği sınavını kazanmış yıllardır okumuş bir doktor her yönden önü kesilen insan durumuna getiriliyor KHK‘lı hekimler zaten devlet de çalışamıyor işyeri hekimliği sınavına girmiş sana güvenlik soruşturması yapacağız bekle bakalım deniyor iş yeri hekimliği sınavı. Ya zaten bu insan devlette çalışamayacak özel hastanelerde bazı doktor arkadaşlarımız var tek bir yolları işyeri hekimliği kalıyor onda da yeni bir blokaj getirildi yani çalışma yaşama öl deniliyor başka bir şey değil tek dedikleri bu sen öl bu ülkede yurtdışına da çıkışını yasakladık koca bir hapishanede seyahat hürriyetini de yasakladık pasaport da vermiyoruz deniliyor peki bu güvenlik soruşturmaları neye göre yapılıyor o da ayrı bir skandal bunu biz bakanlık yetkililerine soruyoruz cevap vermekten kaçınıyorlar çünkü hukuki bir zeminde verebilecekleri bir cevapları yok,bakın zamanında doktor arkadaşımız kaç tane böyle doktor arkadaşımız var HAGB almış mahkemeden HAGB almış aslında HAGB çalışmasına engel bir durum değil güvenlik soruşturmasına da engel bir durum da olmamalı çünkü hagb bu bu kararı veren hakimler senin çalışmanın önünde bir engel yoktur derken şuanda öncesinde belli bir mahkeme sonucunda HAGB alan arkadaşlarımıza güvenlik soruşturması olumsuz geliyor bekletiliyor bu insanlar kendisi hakkında soruşturma yürüyen dava yürüyen arkadaşlarımıza. Güvenlik soruşturması olumsuz geliyor. Kimisinde de zamanında 3 5 gün tutukluluk yaşamış diye sanki tutukluluk yaşamak bir mahkumiyetmiş gibi sadece ve sadece tutukluluk yaşadığı için güvenlik soruşturması olumsuz geliyor ve işyeri hekimliği belgesi verilmiyor veyahut da bakın bu bakanlıkta bizzat tespit edilmiş bir olaydır bakanlık ekranında bunlar hep skandaldır bunların olmadığını bana ispat etsinler bakanlığa sesleniyorum bakanlık ekranında kişinin birinci dereceden yakınını hakkında bir terör soruşturması olup olmadığı hakkında bir araştırma var. Bir terör soruşturması varsa kişiye işyeri hekimliği ile ilgili belge verilmiyor. Güvenlik soruşturmasından geçemiyor değerli arkadaşlar her şey ayaklar altındadır. Hukuk yasa ayaklar altındadır. Anayasa ayaklar altındadır. Anayasanın masumiyet karinesi ayaklar altındadır. Yargılaması bitmeden insanlara cezalandırmalar yapılmaktadır. HAGB almış insanlara güvenlik soruşturması olumsuz gelmekte aylarca hak gaspları yaşanmaktadır ve kişilerin yakınlarıyla ilgili bulgulardan dolayı biraz evvel hani içişleri bakan yardımcısı demişti ya Ankara Barosu’nun raporunu hazırlayan avukatlardan 2 sinin babası abisi falan FETÖcüymüş bundan dolayı bu rapor sarkıt bir rapordur düşük bir rapordur kale almayız. Maşallah ya bravo yani bu sözü bir bürokrat nasıl söyleyebiliyor. Bu sözün bir skandal olduğunun farkında mı değil bu sözün tutanaklara geçirildiğinin bilincinde mi değil inanmak mümkün değil ama uygulamalara bakınca yaygın bir bürokrasi anlayışı uygulaması olduğunu görüyoruz bunların.

Türkiye’de 5 aydır 6 kaçırılan kişi var İHİK başkanlığı bu konuda bir rapor hazırlamak istemiyor ben komisyon başkanı Hakan Çavuşoğlu’nun istifa etmesi gerektiğini kaç kez söyleyeyim!

Değerli arkadaşlar bakın kötü uygulamalarla ilgili çok çok vakamız var yine. Biz 6 kaçırılan kişiyle ilgili çok önemli gündemler yaptık biliyorsunuz bakın. Türkiye’de 5 aydır 6 kaçırılan kişi var İHİK başkanlığı bu konuda bir rapor hazırlamak istemiyor ben komisyon başkanı Hakan Çavuşoğlu’nun istifa etmesi gerektiğini kaç kez söyleyeyim arkadaşlar, işkenceyi araştırmak istemiyor ihlaller konusunda son derece atıl ve zayıf,cezaevleri ziyaretleri konusunda son derece isteksiz ve kaçırılan 6 kişi için yerinde tespit ve araştırma isteklerimizi de görmezden geliyor,sözlü ve yazılı olarak yapıyoruz.

Bakın,Gökhan Türkmen 5 aydır kaçırılmış durumda,tüm bulgularla birileri tarafından kaçırıldığı belli hiçbir cevap yok.

Özgür Kaya 5 ay oldu hiçbir cevap yok,

Yasin Ugan 5 ay oldu kendisini resmi görevli olarak tanıtan kişilerce götürüldü,İçişleri Bakanlığı’ndan tek bir açıklama yok,

Erkan Irmak evinin önünde 2 3 kişi tarafından kaçırıldı siyah bir transporter’a atıldı,5 aydır hiçbir haber yok,

Salim Zeybek Edirne’de kaçırıldı,eşi ve 2 çocuğu Edirne’den Ankara’ya getirildi binlerce mobese kamerası tespiti yapılabilirdi,tek bir mobese kamerası tespiti yapılmadı değerli arkadaşlar.Yani bunlara belki kulaklarınıza inanamıyorsunuz ama böyle işte 5 aydır bu kişilerin şikayet ettiği yol güzergahında ki tek bir mobese kamerasında araştırma yok,kişi kaçıran kişilerin resimlerini çizdi kaçırılan Fatma Betül Zeybek bu kişilerle ilgili tek bir araştırma yok,araba plakası verildi tek bir araştırma yok,biz neden feryat etmeyelim arkadaşlar bu kadar skandala rağmen 5 aydır burada feryat etmemize rağmen hiçbir adım atılmıyor en sonunda AK parti grup başkanvekili ya bu meclisin İHİK bu işe el atar diyor o da sümenaltı etmekle meşgul.Ben niye kızmayayım niye öfkelenmeyeyim değerli arkadaşlar.

En son Mustafa Yılmaz 5 aydır kaçırıldı bu kişilerin hepsinin bir dosyada adı geçtiği söyleniyor ve kaçırılma iddialarıyla ilgili yine aynı savcı,bu iddiaları önceki bu kişiler hakkındaki iddialarla ilgili olan dosyayla birleştirdi demek ki bilinen bir şey var konuşulmuyor ve dosyalar gizli saklı birleştiriyor,şuanda dosyalara da gizlilik kararı getirilmiştir kimse ulaşamıyor,böyle inanılmaz bir hukuksuzluk devam ediyor.

Neslihan Albayrak Bana Cezaevinden Mektupla Kendine Yapılan İşkenceyi Yazmış!

Değerli arkadaşlar bakın Neslihan Albayrak mektubu burada,19 temmuz da mahkemesi olacak gözaltında çok şiddetli insan hakları ihlali ve işkence gördüğünü beyan etti bana bir mektup gönderdi. Dün okudum bu mektubu yeni geldi ve işkence konusunda genel kurul ‘da yaptığım konuşmayı cezaevinden izlemiş ve ne demiş biliyor musunuz Neslihan Albayrak: ‘Ya milletvekili ne kadar doğru konuşuyor ve onun karşısındakiler olayı ne kadar örtbas etmeye çalışıyor. Özlem Zengin’e de bu mektubu göndermiş bu konuların üzerine gidin gözaltı merkezlerinde işkence var ve kendisiyle ilgili iddiaları ayrıntılı bir şekilde anlatmış. Tekme tokatlardan, kabadayaklardan dolayı vajinal kanama geçiren ve bu haliyle gözaltı merkezinde ser sefil olan büyük perişanlık yaşayan 20 yaşındaki bir genç kızdan bahsediyorum, bu mektubu okumaya yüreğiniz dayanmaz arkadaşlar, çok ağır ihlallerle dolu bir mektuptur ve şuana kadar hiçbir şey yapılmamıştır. Bu genç kız 20 yaşında bir genç kızdır Neslihan Albayrak’tır ve tüm olayın ayrıntısını bana anlatmıştır. İnşallah 19 Temmuz 2019’da 22.ağır ceza’da ki mahkemesi’ne de katılacağım beni davet etti ve çok haklısınız işkence ve kötü muamele olaylarının üzerine gidin diyor mektubunda bana. Cezaevi’nden bir ses ulaştırmaya çalışıyor biz de Dersim Mazgirtli Neslihan Albayrak’ın bu sesini tüm kamuoyuna buradan duyuruyoruz değerli arkadaşlar.

Bakın cezaevlerinden yoğun ihlal haberleri geliyor her gün her gün bakın anne baba tutukluluklar yaşanıyor bebekler ortalıkta kalıyor ve kimsesiz bırakılıyorlar böyle bir değil bakın sosyal medyadan beni bunu 3 yıldır defalarca ve binlerce örnekle anlatıyorum belki milyonlarca kişi bunu görmezden gelmeye çalışıyor. Son zamanlarda biz bunu gündem ettiğimiz zaman aa öyle mi diye bana soruyorlar. Ben onlara diyorum ki 1 değil binlerce örnek var ben size her hafta bunları anlatmaya yetiştiremiyorum buradaki basın mensubu arkadaşlar da çok iyi biliyorlar. Anlatmaya yetiştiremiyorum değerli arkadaşlar,hani bakın onlarca vakayı getiriyorum size.

Dr. Gergerlioğluna Cezaevlerinden İletilen Diğer Vakalar!

Mesela bakın Ahmet Akdoğan 75 yaşında yaşlı bir amca bakın 3 yıldır tek kişilik hücrede kalıyor, hasta ,Yüksek tansiyon hastası defalarca başvurusunu yapmış ve orada belki bir gün ölecek cenazesini bulacaklar 75 yaşında tek kişilik hücrede kalan bir insan sağlığına son derece aykırı belki de delirerek oradan çıkacak en sonunda belki de cenazesi çıkacak bilemiyoruz.

Koç ailesinin dramını anlatayım bakın bu çocuk %100 Engelli, henüz 4 yaşında Yahya,Kalp hastası şöyle belki daha iyi görürsünüz ve tedavisi yarım kalmış. Tutuklu yargılanan ve kanser şüphesi ile hastane sevk edilmiş Lütfi bey İki hasta çocuğuna ve 80 yaşındaki annesine bakmaya çalışan bir anne var,anne son derece zor durumda böyle engelli ağır %100 engelli bir çocuk bu baba tutuklu defalarca başvuru yapıyor ve tutuksuz yargılayın anne perişan durumda çocuklarına bakmakta çok büyük zorluklar yaşıyor ancak hiçbir adım atılmıyor. Ya biz insan değil miyiz arkadaşlar ya siyaset değil burada bir insanlık durumu var,bu kadar zalimane bakış açılarını anlamakta zorlanıyoruz.

Yine Her 2 kulağında yüksek derecede işitme kaybı olan Bingöl cezaevinde Mahmut Baloğlu, işitme cihazsız tutuklanmış. Hem mahkemede hem de cezaevinde 'kullanamazsan ölmezsin' denmiş.'Ben insanım, sadece insanlık bekledim' diyor, Mahmut Baloğlu ve halen işitme cihazı yok bu kişinin bana başvurdu işlem yapmamızı istedi, biz işlemimizi yaptık buradan da kamuoyuna duyuruyorum.

Hanife Çiftçi bakın bir hamile bayan 3 çocuklu, 2 aylık hamile Osmaniye'de tutuklandı. Hamile kadınların tutuklanması 5275 sayılı yasa madde 16/4’e göre mümkün değildir ama bunu dinleyen hakim var mı?3 yıllık OHAL döneminde yüzlerce hamile kadın tutuklandı arkadaşlar bakın ben kendi isteğimi söylemiyorum yasaya uymadıklarını söylüyorum yasaya uymayan hakimleri HSK’ya şikayet ediyoruz. HSK adım atmıyor böylesine vahim bir Türkiye tablosunu anlatıyorum ben size.

Hanife Çiftçi’nin şu çocuğu bakın 3 tane çocuk kadın hamile ve yasaya aykırı bir şekilde bu işlemler yapılıyor, bu çoluk çocuk ortada kalmış hamile kadın içeride böyle bir çok hamile kadın içeride cezaevinde düşükler yaptı biliyorsunuz, yani bu iktidarın eline bir de bebek kanı bulaştı. Bunu da çok net olarak söylüyoruz.

Yine mesela ihraç hakim Hülya Kaya 9 aylık bebeği var. Bebeğini son bir kez bile emziremeden polislerce evinden alındı.Şimdi Ankara TEM’de. Tutuklanırsa ne yapacağını bilemeyen bir başka anne daha.

Bakın bize cezaevinde ki dramlar geliyor ve biz elimizden geleni yapıyoruz,bu bebeğin annesi Melek Özer Tarsus Cezaevi’nden yazmış. Bakın çok önemli '3 çocuğum var, 1.5 yaş Betül'le kalıyorum, bu çocuk cezaevinde arkadaşlar, küçücük elleriyle kapıları çalıyor diyor o kilitlenmiş kapıları çalıyormuş o demir kapıları ağır kapıları niye kapandığını anlayamıyormuş annesi bana öyle yazıyor, kapıları çalıyor diyor açın açın diye bağırıyor diyor açan yok diyor küçücük elleriyle çalıyor diyor, oyun alanları çok dar diyor onun gelişimine uygun bir oyun alanı yok ve bir çok kadın beraberiz çocuk gürültüden uyuyamıyor uyandığı zaman gürültü yapıyor diğerleri rahatsız oluyor çünkü onlarca kadın bir aradayız diyor ve dışarıda kalan 2 yavrumu çok özlüyorum, hasretim sonsuz diyor.5 çocuk 15 kadin kalıyoruz, annelerle birlikte çocuklar da mahkumlar.

Gülden Aşık, işte hamile bir şekilde tutuklandı cezaevinde 7 haftalık bebeğini düşürdü geçtiğimiz gün tahliye edildi dün akşam beni aradı teşekkür etti o kabus dolu günler nasıl bitti inanamıyorum diyor tahliye olmuş evet ama 7 aylık bebeğini cezaevinde ki çok kötü ortamlarda ki hallerden dolayı düşürmüş günlerce haftalarca hastane sevklerine gidememiş aksamış ve sonunda bebeğini anne karnında öldüğü tespit edilmiş kürtaj yapıldı.

Yine bir başka aile İlhan Akarsu Sivas’da anne baba abla da tutuklu tüm aile neredeyse tutuklu. Dışarıda 6 yaşını doldurduğu için 10 yaşında çocuk Ecrin Akarsu kaldı. Şimdi ona yeni üniversite mezunu işsiz genç abi bakmaya çalışıyor. Bu gördüğünüz bakın şu çocuk da bakın karı koca tutuklu abla da tutuklu bir tane de şu çocuk var o da annesinin yanında değil çünkü 10 yaşında ve evde yalnız kalmış.

Bazı bana gelen mektuplardan örnek vermek isterim vicdanlara sesleniyorum.’kızım anne sen de mi gidiyorsun demişti eşim tutukluydu anneyim çocuklarımı çok özlüyorum 2 aydır bir defa gördüm yetişkinim dayanırım nice onur kırıcı söz iman ve davranışa dayandığım gibi ama ya çocuklarım nasıl dayansın bunca ayrılığa acıya yoksunluğa diyor eşi de tutuklu 2 çocuk annesi diyor bunu.

Yine Sivas Cezaevi’nden Derya Bulduk tutuklandığında en küçüğü 2.5 yaş,4 çocuk annesiydim, 70 yaşında hasta anneme emanet ettim,en küçüğü görüşlerde kucağıma gelmeye çekiniyor, iyice yabancılaştı annesini tanıyamıyor artık, gece altına kaçırıyor artık,8 yaşındaki çocuğum stresten saçkıran oldu,4 evladımın hiç mi hakkı yok? ‘Aile birliği' nerede kaldı diyor Derya Bulduk.

Bakın anne babalar cezaevlerinde babaların hasretiyle yanan çocuklar hasta, bir stresten döküntü geçirmiş bir çocuk, çekilecek bir boyutta değil anne diyor ki bu benim oğlum 2 yıl eşim tutuklu ve savcı telefonla çağırıp tutuklattı kaçan göçen birisi olmamasına rağmen,2 hafta önce kendileri bırakmıştı tekrar aldılar ve tutukladılar. Eşim Patnos Cezaevi’nde, biz Düzce’de. Düzce Cezaevi’ne getirilmesi için aylardır uğraşıyoruz sevke de izin verilmedi.20 aydır 4 defa gördük eşimi diyor.20 ayda anne ve çocuklar ancak 4 defa görmüşler babayı. Zulüm arşa dayandı, ısrarla zulmediyorlar. Bari Toplu şekilde öldürsünler kurtulalım diyor, çocuk stresten babasızlıktan böyle döküntüler geçiriyormuş sürekli.

Remziye Güler, gözaltında baskı altında sonradan red ettiği ifadelere imza atmış,1 yıldır tutuklu bakın 1 yıldır tutuklu ve 2. Duruşması yapılmış arkadaşlar yanlış duymuyorsunuz o kadar keyfi ki işler 1 yıldır tutuklu zannedersiniz ki 5 6 duruşma yapılmış hayır daha önümüzde ki günlerde 2. Duruşması 25 Temmuz'da yapılacak. Bu uzun sürede çocuklar psikolojik olarak rahatsızlandı, anne uzun suredir başlarında değil, evet yargı dramlar oluşturmaya devam ediyor, bakın bu anne 1 yıldır şu 2 çocuğundan ayrı ve yargı o kadar keyfi ilerliyor ki daha 25 Temmuz’da ikinci duruşma olacak uzun tutukluluklarla ilgili dramları ortadan kaldıracağız diyorlardı, yargı reformu yapacağız diyorlardı, işte hal ortada binlerce on binlerce insan yargı reformunu bekliyordu belki uzun süreli tutukluluklarla ilgili bir gelişme olabilir diye bu kişi ve bunun gibi binlerce insan büyük bir hayal kırıklığına uğradı, çünkü görüşmeler sonbahara Ekim’e kaldı, son derece keyfi arkadaşlar. Biz millet meclisinde milletin işini göremeyeceksek ne yapacağız gerekirse yaz tatili yapılmazdı, yargı reformu çıkarılırdı çünkü çok acil çok vahim durumlar var, istinaf kararlarının Yargıtay’a ilerletilmesi mevzu bahisti bu durumda binlerce insan Cezaevi’nden çıkacaktı bu da kaldı, şu anda insanlar aylarca boş yere yatacaklar belki ekimde kasım da yargı reformunda işte senin dava Yargıtay’a ilerleyecek istinaf kararı yeterli değil denecek pardon denecek acılar dramlar devam edecek bu olacak şey mi yargı reformu konusunda ki bu ataleti bu aylardır bekletmeyi şiddetle kınıyorum bana her gün yüzlerce kişi yargı reformu ne zaman yasalaşacak diye soruyor biz hep böyle insanlara sürekli tarih vermeye çalıştık inanın ki ben milyonların nasıl büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını çok iyi biliyorum, çünkü hani bu hali yaşayanları gördüm duydum o büyük hayal kırıklığını çok iyi anlıyorum ve onların sesi de olmaya devam edeceğim değerli arkadaşlar çünkü gerçekten çok büyük dramların yaşandığını biliyoruz büyük dramların yaşandığını büyük yargı keyfi yargılamaların devam ettiğini çok iyi biliyoruz.

Şuanda cezaevlerinde yaz ayları bir çok cezaevinden bana susuzlukla ilgili şikayetler geliyor kantinlerde ki büyük yetersizliklerle ilgili şikayetler geliyor yaz ayları susuzluk yıkanmaya bile su yok içmeye bile suyu olmayan zamanlar oluyor çok kısıtlı sular veriliyor. Mesela Şanlıurfa Hilvan’dan yazmış T 2 cezaevi 10 dk su verip saatlerce su kesintisi yapılabiliyor sıcaklarda bu eziyet devam ediyor belki yargı reformu olsaydı bu insanlar cezaevlerinden çıkacaktı hem kendileri hem cezaevinde ki görevlilerde rahatlayacaktı ama olmadı işte işkence devam ediyor.

Bakın bir başkası diyor ki Orhan Yılmaz Düzce Cezaevi’nden 8 kişilik koğuşta 24 kişi kalıyoruz diyor yanlış duymuyorsunuz arkadaşlar bu nasıl başarılır bir düşünün.8 kişilik koğuşta 24 kişilik tabi yerde falan ya da 3. Kat ranzalar çıkıyor öyle kalınabiliyor. Fiziki acılar atlatılır ama kırılan gururumuz, yaralanmış kalbimizin telafisi mümkün mü Ömer bey diyor? Çoğu zaman bir rüyada olduğumu zannediyorum. Bunlar gerçek olamaz, kâbustur. Bunca insanın vicdanı körelebilir mi?' Tutuklu öğretmen Orhan Yılmaz. Düzce Cezaevi’nden, cezaevinden toplumun haline bakıp herhalde bu bir kabustur böyle bir toplum olamaz bu kadar milyonlarca insanın vicdanı körelmiş olamaz diyor Orhan Yılmaz.

Ve bu arada cezaevlerinde şüpheli intiharlar devam ediyor. En son Eskişehir H çocuk cezaevinde mahkum Veli Ersoy intihar etti. Husumetli kişiyle uzun süre aynı koğuşta tutmuşlar ardından Veli Ersoy intihar etmiş.

Bakın bu da çok önemli bir vaka Şanlıurfa’da Şenyaşar ailesi biliyorsunuz hastanede vahşice darp edilerek öldürülen insanlar olmuştu Urfa’da ve bu olayın üzeri örtüldü bu katliamı yapan insanlar serbest düşünebiliyor musunuz arkadaşlar düşünce özgürlüğünden insanlar yıllarca tutuklu yargılanıyor Elif soyadını şuanda hatırlayamıyorum Elif Güven veya Şahin olacak bana daha dün gelen bir mektupta 3 yıldır tutuklu yargılandığını Erzincan Cezaevi’nde 3 yıldır tutuklu yargılandığını söyleyen bir genç hanım 24 yaşında girmiş 27 yaşında halen tutuklu yargılanıyor bir kısım insan böyle tutuklu yargılanırken bir kısım insanda apaçık adam öldürdükten sonra tutuksuz yargılanıyor, arkadaşlar yani işte Türkiye burası Şenyaşar ailesi büyük dramlar yaşayan bir aile bakın urfa’da yaşayan Şenyaşar ailesi bir yıldır hukuki mücadelesinde hiçbir karşılık bulamadı. Devlet hastanesinde 3 insanı vahşice katledenler serbest şuanda. Tek tutuklu kardeşleri o da hücrede bir yıldır tıraş bile edilmiyor. Nüfus müdürlüğünden de kaydı silinmiş, biz Şenyaşar ailesiyle daha çok uğraş vereceğiz ve bu meselenin aydınlatılması için önemli bir gayret sarf edeceğiz değerli arkadaşlar.

Bakın bu da çok vahim bir vakadır. Hal döneminin belki en vahim vakasını size gösteriyorum. Fatma Görmez eşi tutuklu 3 yıldır cezaevinde eşi ve kendisi KHK ile ihraç edilmiş bu sıkıntılar sırasında 13 yaşındaki çocuk hastalandı ve ağır bir hastalık sonrasında genel yoğun bakımda vefat etti 13 yaşındaki çocuk, Fatma Görmez bu arada yaşadığı büyük sıkıntılar dolayısıyla kocasında ve çocuğunda ki sıkıntıları görerek o da ağır bir hastalığa yakalandı böbrekleri iflas etti kulakları işitmez oldu %100 engelli şuanda kulakları bir deri bir kemik kalmış ben Konya’ya gittim geçen gün kendisini ziyaret ettim evinde arkadaşlar adeta yürüyen bir ölü vardı karşımda bembeyaz kansız bir insan 29 kiloya düşmül bir deri bir kemik böbrekler iflas etmiş perişan bir aile eşi cezaevinde çocuğu ölmüş kendisi aç susuz maddi hiçbir geliri yok ve T.C. ‘de vatandaşlar bu denli çaresizliğe itiliyor bu denli zalimlik yapılıyor değerli arkadaşlar,20.Y.Y’da buna benzer hadiseler Almanya’da yaşanıyordu Nazi uygulamalarıyla yaşanıyordu 21.Y.Y’da ise Tr’de işte buna benzer vakalar yaşanıyor.

Değerli arkadaşlar biz zaman zaman her meslek grubundan arkadaşımızın dramlarını gündeme getiriyoruz bazen polis arkadaşlarımızı eleştiriyoruz bazen onlara yapılan haksızlıkları gündem ediyoruz ve buna çözüm bulunmasını söylüyoruz. Bir polis memuru arkadaşımız KHK ile ihraç edilmiş ve sonra şuanda çöpçülük yapıyor bana fotoğrafını yollamış, hocam diyor zamanında komiserdim şuanda çöpçülük yapıyorum, hiçbir yerde beni işe almıyorlar böyle durum.

Yine Kahramanmaraş’tan bir eski polis arkadaşımız. KHK ile ihraç edildikten sonra önemli bir hayat özeleştirisi yapmış. Kendisi sağcı milliyetçi muhafazakar bir arkadaş şu gördüğünüz arkadaşımız şuanda İHD’de solcu Selçuk Delibaş hocamızla beraber insan hakları mücadelesi veriyor, çünkü meselenin bir insan hakları ihlali olduğunu görmüş sağcı ve solcu bir araya gelmiş, hocam diyor zamanında İHD başkanımızın evini basmıştım 2013’de şuanda o da KHK’lı bende khk lıyım ve insna hakları mücadelesini birlikte veriyoruz. Değerli arkadaşlar mesele budur. Biz kimseye karşı hasım bir insan değiliz biz bu toplumun barışması gerektiğini söylüyoruz, bu toplumda barış olmadan hiçbir yere gidemeyiz bakın size çok önemli bir başka bir iki fotoğrafta göstereceğim.

Evet şurada değerli arkadaşlar biz bu toplumun barışmasını istiyoruz. Bakın zamanında 1990’lu yıllarda beyaz Toroslarla kaçırılan insanlar Cumartesi anneleri olarak 1995’ten beri İstiklal caddesindeler şuanda ve orada bir eylem yapılmasına izin verilmiyor, şimdi bu insanların yanına geçtiğimiz hafta eşi kaçırılan 6 kişi gitti ve onlarla beraber eylem yaptılar.1990larda kaçırılanlar ve 2019’da kaçırılanlar beraber el ele tutuştular beraber ağladılar ve tekrar ve tekrar eşlerini yakınlarını istediler.Belki birisi sol gelenekten geliyordu belki birisi sağ gelenekten ama mağduriyete uğramış insanlardı zulme karşı durma konusunda el ele tutuşmuşlardı işte bizim istediğimiz Türkiye tablosu bu arkadaşlar,sağcı veya solcunun hakim gelmesi değil sağcı veya solcunun insan hakları ihlaline karşı el ele tutuşması zalime haddini bildirmesidir bu kadar çok net söylüyorum. Kimsenin kimliğine bakmıyorum.Kimsenin dinine mesleğine bakmıyoruz gerekirse polisi eleştiriyorum gerekirse mağdur polisin yanında duruyorum ihlalini eleştiriyorum çok net yıllardır yaptığımızda bu bakın biz bu acıların yanında nasıl durmayız arkadaşlar.1990’larda yakını katledilmiş bir anne 2019 şubatta eşi kaçırılmış genç bir anneyi teselli ediyor,onun gözyaşlarını dindirmeye çalışıyor işte bu toplum böyle kucaklaşır böyle barışır belki kimlikleriniz ayni olmaz ama hak ihlali noktasında mücadelemiz ayni olabilir. Evet bu mücadeleyi destekliyorum.Cumartesi anneleri haklıdır eşi kaçırılan 6 kadın 6 anne haklıdır mücadelelerine sonuna kadar destek veriyorum ve bunu araştırmak istemeyen yetkilileri de şiddetle kınıyorum.

Bir de bir vakayı unutmuşum onu söyleyeyim İdris Başaran Bursa H Tipi hapishanesinde tutulan 26 yıl hapis cezası verilen ağır hasta mahpus 8 temmuz 2019 tarihinde hastane kontrolü için 5 mahpus arkadaşıyla birlikte gittiği Bursa devlet hastanesinde askerlerin kelepçeyle muayene dayatmasına maruz kaldı kelepçeyle tedaviyi reddeden Başaran askerler tarafından yerlerde sürüklenerek askerlerin merdiven altı boşluğuna götürülerek darp edildi.İdris Başaran ağır epilepsi kalın bağırsak,kalp,mide ve çölyak hastalığı olan bir hasta mahpustur.Başaran sağlık sorunları nedeniyle bir kaç kez ameliyat geçirmiş ve 3 kez de anjiyo olmuştur.Değerli arkadaşlar bakın bir insanın kelepçesiz muayene edilme hakkı vardır ben bir doktorum bana da mahkumlar geldi,tutuklular geldi o kişinin kelepçesinin çıkarılması lazım,doğru dürüst muayene için bu şarttır ama keyfi bir şekilde kelepçe çıkarılmıyor hak hukuk çiğneniyor artı üstüne darp ediliyor.Hatta bazı yerlerde dün bana gelen bir şikayette hastaneye götürüldüğü zaman 1 kelepçe değil 2 kelepçe vurulduğuna dair bir şikayet vardı bunuda İhik’e ileteceğiz tabi araştırmak isterlerse canları isterse.

Samsun Bafta T Tipi Cezaevi’nde de 10 kişilik koğuşta 29 kişi şuanda kalmakta ve çok büyük su kesintisi var.

Denizli Kocabaş’da kantin sıkıntıları var,yine 8 kişilik koğuşta 22 kişilik kalıyor Denizli Kocabaş’da bazı haftalar hiç kantın gelmiyor.

Seydişehir Kapalı Cezaevi’nde sistem arızası nedeniyle 2 haftadır kantin ihtiyaçları verilmiyor.

Yine hatay Yayladağı T Tipi cezaevi’nde de kantin şikayetleri var. Muğla E Tipi’nde de aynı şikayetler var.

30 metrekare’de 23 kişi 1 tane vantilatör verilmiş Bandırma cezaevi’nde.

Fikret Metin bakın Bünyan cezaevi’nde apse yapmış dişiyle ilgili 6 aydır herhangi bir müdahale yapılmıyor ve hükümlünün acı çekmesine göz yumuluyor.Yönetime verilen dilekçelerin hiçbirine cevap verilmiyor.Bugün telefon görüşünde acıdan duramadığını iletti biz de dışarıdan dua haricinde bir şey yapamıyoruz diyor yakını.

Sincan Kapalı Cezaevi’nde 3 haftadır kantin yok,sistem değişti deniliyormuş.

Ankara T Tipi cezaevi’nde kantin malzemeleri tutuklulara verilmiyor.Kantinlerle ilgili nedense bir çok cezaevi’nde sıkınıtlar var.

Sincan cezaevi ziyaretinde de gördük muslukları açıyorsunuz paslı ağır paslı sular geliyor yine bana böyle bir şikayet gelmiş.

Kandıra cezaevi’nde de yine kantin alışverişi yaptırılmadığına yönelik şikayetler var. Yine Ordu Kapalı cezaevi’nde akdeniz ateşi hastası hastalıkta atak var cezaevi raporun fotokopisini vermiyor bu raporla mahkemeye ileteceğiz çok zor koşullarda ve böcek istilasında cezaevi yemeklerde yeterlilik yok bu tür bir çok şikayet var!

13 Temmuz 2019 - Siyaset

Muhabir Bugün Kocaeli


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Yarın seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?