Millî Eğitim Bakanlığı önünde başlatılan yaşam nöbeti, eğitim emekçilerinin güvenli ve insanca yaşam talebinin güçlü bir ifadesidir. Bu nöbete destek olmak ve yükselen itirazı büyütmek için biz de Kocaeli’de alanlardayız. Ankara’da sürdürülen mücadeleyle eş zamanlı olarak, bulunduğumuz her yerde aynı kararlılıkla sesimizi yükseltiyor; okullarda artan şiddete, güvencesizliğe ve ihmale karşı ortak sözümüzü kuruyoruz.
ŞİDDETİN SİSTEMATİK HALE GELDİĞİ VURGUSU
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ve ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan ağır saldırı eğitim alanında şiddetin artık sistematik bir sorun haline geldiğini açıkça göstermektedir.
Bu saldırıda çok sayıda eğitim emekçisi, öğrenci ve kamu görevlisi yaralanmıştır. Daha önce yaşanan saldırılarda olduğu gibi bu olay da bir “münferit vaka” olarak değerlendirilemez. Eğitim kurumlarında artan şiddet, yapısal bir sorunun sonucudur.
OKULLAR GÜVENSİZLEŞİYOR
Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanlar giderek güvensizleşmekte, koruyucu niteliğini yitirmektedir.
ŞİDDETİN NEDENLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Şiddet yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamaz.
Şiddet; toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin yalnızlaştırıldığı ve eğitimin kamusal niteliğinin aşındırıldığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.
Eğitim sistemini piyasalaştıran, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan, bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştıran politikalar bu tablonun doğrudan sorumlusudur.
ÖĞRENCİLER DÜZENİN MAĞDURLARIDIR
Yaşanan saldırıların ardından bir gerçeği özellikle vurgulamak zorundayız:
Bugün korkuyla pencerelerden atlamak zorunda kalan, sınıflarda dehşeti yaşayan öğrenciler vardır. Bu çocuklar ne şüphelidir ne de potansiyel suçlu. Bu çocuklar, bu düzenin doğrudan mağdurudur.
Öğrencileri hedef gösteren her söylem, asıl sorumluları görünmez kılma çabasıdır.
Sorumluluk; okulları güvencesiz hale getiren, gençleri yalnızlaştıran ve eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkaran siyasi tercihlerdedir.
Bugün yaşananlar bir güvenlik zafiyeti değil, açık bir politik tercihin sonucudur.
EĞİTİM KAMUSAL BİR HAKTIR
Eğitim Sen olarak açıkça ifade ediyoruz:
Eğitim; bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa koşullarına terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır.
Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.
TALEPLER SIRALANDI
Taleplerimiz açıktır:
Okullarda şiddeti önleyecek kamusal politikalar derhal hayata geçirilmelidir.
Eğitim bilimsel ve pedagojik temeller üzerine yeniden inşa edilmelidir.
Öğrencilerin yalnızlaşmasına neden olan uygulamalara son verilmelidir.
Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliği sağlanmalıdır.
Okullarımızı piyasalaşmaya ve tarikatlara açan; ağzını her açtığında öğretmenleri hedef gösteren Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmelidir!
“SORUMLU SİYASİ İKTİDAR”
Bu tablonun sorumlusu apaçık ortadadır. O da siyasi iktidardır!
YUSUF TEKİN DERHAL İSTİFA ETMELİDİR!
Eşit, bilimsel, laik, demokratik, kamusal ve anadilinde eğitim için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz," dedi




