Gıda güvenliği tartışmaları Türkiye’nin gündeminde yerini korurken, Mühip Kanko tarafından yapılan açıklamalar dikkat çekti. Kanko, özellikle sahte zeytinyağı üretimi ve denetim mekanizmalarının yetersizliği üzerine sert ifadeler kullandı. Aynı firmanın defalarca suçüstü yakalanmasına rağmen faaliyetlerine devam edebilmesini “sistemin çöküşü” olarak değerlendiren Kanko, mevcut cezaların caydırıcı olmaktan uzak olduğunu söyledi. Açıklamasında, bu durumun yalnızca ekonomik bir suç değil, doğrudan toplum sağlığını hedef alan ciddi bir tehdit olduğuna vurgu yaptı. Gıda sahtekârlığına karşı daha ağır yaptırımların devreye alınması gerektiğini belirtti.
DENETİM VE CEZA SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA
Kanko’nun açıklamalarında en çarpıcı başlıklardan biri, aynı firmanın tam 131 kez yakalanmasına rağmen faaliyetlerini sürdürebilmesi oldu. Bu durumun, denetim ve ceza sisteminin işlevini yitirdiğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Mevcut uygulamada kesilen para cezalarının firmalar için bir maliyet kalemi haline geldiğini belirten Kanko, bu durumun suçu adeta teşvik ettiğini dile getirdi.
Denetimlerin düzenli yapılmasına rağmen sonuç alınamamasının temel nedeninin yaptırım eksikliği olduğuna dikkat çeken Kanko, özellikle sahte zeytinyağı üretiminde kullanılan yöntemlerin insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Boya katılmış ürünlerin piyasaya sürülmesi gibi vakaların sıradanlaşmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Ona göre sorun yalnızca denetim değil, aynı zamanda yaptırımların etkisizliği.
BU SAHTEKÂRLIK DEĞİL, TOPLUMA İHANET
Kanko, sahte zeytinyağı üretimini basit bir dolandırıcılık olarak görmediklerini net bir şekilde ifade etti. Bu tür eylemlerin doğrudan toplum sağlığına zarar verdiğini ve bu nedenle “topluma ihanet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasında, vatandaşın sofrasına giren ürünlerin güvenilirliğinin devletin temel sorumluluklarından biri olduğuna dikkat çekti.
Zeytinyağı gibi temel bir gıda ürününde yapılan hilelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda etik bir çöküş anlamına geldiğini vurgulayan Kanko, bu tür olayların toplumda güvensizlik yarattığını belirtti. Tüketicinin ne yediğini bilmediği bir ortamın sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Bu nedenle, sahtecilik vakalarına karşı daha sert ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini dile getirdi.
CAYDIRICI HAPİS CEZALARI ŞART
Kanko’nun en net çağrısı ise cezaların yeniden düzenlenmesi yönünde oldu. Mevcut para cezalarının yetersiz kaldığını söyleyen Kanko, sahte zeytinyağı üretimi gibi suçlarda hapis cezasının devreye alınması gerektiğini savundu. Özellikle tekrar eden suçlarda ağır ceza mahkemelerinde yargılama yapılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
“Bu suça taviz yok” diyen Kanko, caydırıcı cezaların ancak özgürlük kısıtlayıcı yaptırımlarla mümkün olacağını ifade etti. Aynı firmaların defalarca suç işlemesine rağmen sistem içinde varlığını sürdürebilmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Kanko, bu durumun hem hukuki hem de vicdani bir sorun olduğunu dile getirdi. Gıda güvenliği konusunda atılacak adımların gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.




