Kıbrıs’ta Yeni Dönem ve Müzakereler!

Kendimizi bildiğimiz bileli, ülkemizin gündemi akşamdan sabaha değişiverir ve dün en hararetli halde konuştuğumuz mevzuların adı bile aklımıza gelmez. Mesela Zarrab davasını çoktan unutmuş haldeyiz. Oysa çok değil birkaç ay öncesine kadar tartışma programlarından gazete köşelerine, esnaftan öğrenciye kadar toplumuzun her kademesinin ana gündemiydi. Bugün hakkında iki kelam edecek kimseyi bulamazsınız sanırım. 15 Temmuz’un ardından başlayan yargılamalar ne halde? OHAL şartları ne zaman normalleşecek? gibi sorularda artık hiçbirimizin aklına gelmiyor. Belki de yarın hep bir ağızdan bugünkünden çok daha farklı bir konuyu konuşuyor olacağız. Bugün ise gündemimizin ilk sırasında TSK’nın sınır ötesine düzenlediği harekât var. Sınırlarımızın yanı başında kurulması hedeflenen bir terör devletine karşı, devletimiz olanca gücüyle mücadele edip, bu tehlikeyi bertaraf etmek üzere mücadele veriyor. Güney sınırımızda ve Orta Doğu’da yaşanılan olaylar ise Kıbrıs’ı yine gündemimizden düşürmüş durumda. Malumunuz olduğu üzere Kıbrıs adasındaki varlığımız en az Orta Doğu’daki saha hâkimiyetimiz kadar önemli. Güney sınırımızı kuşatmak isteyenlerin Kıbrıs’ı da ele geçirmek suretiyle denizden de bir kuşatma hedefi içerisinde oldukları açıkça biliniyor. Uzun yıllardır devam eden müzakerelerde her seferinde Türk askerinin adadan çekilmesini istemeleri de tamamen bu sebepten.

Kıbrıs’ta Seçimler Tamamlandı

Geçtiğimiz günlerde Rum tarafında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve onun öncesinde KKTC’de gerçekleştirilen erken seçim adayı yeni bir müzakere sürecine hazırlıyor. KKTC’de ise dört partiyle kurulan koalisyon hükümeti çalışmalarına başlamış durumda. Rum tarafında mevcut lider Anastasiadis koltuğunu korurken, KKTC’de tablo epey değişti. Sandıktan Ulusal Birlik Partisi seçim zaferiyle çıksa da tek başına iktidar olacak gücü yakalayamadı. Koalisyon için gerekli şartların sağlanamaması üzerinde de sol eğilimli bir siyasi parti olan Cumhuriyetçi Türk Partisinin liderliğinde dört partili bir koalisyon hükümeti kuruldu. Ulusal Birlik Partisi ise ana muhalefet durumunda. Bu koalisyon hükümetinin uzun soluklu olup olmayacağı tartışılmaya devam ediliyor. KKTC yeniden bir erken seçime gider mi? Giderse ortaya bugünkünden farklı bir tablo çıkar mı? Sorularının cevabı hali hazırda net değil. Net olan şey ise AB ve BM yetkililerinin Kıbrıs’ta yeni bir müzakere sürecini başlatmak için hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürdüğü. Rum lider seçimin ardından yaptığı konuşmasında ‘’Türk tarafının makul isteklerini göz ardı etmeden adadaki bölünmüşlüğe bir son vermemiz gerekiyor’’ şeklinde bir açıklamada bulunarak başlaması muhtemel olan müzakere sürecine bir yeşil ışık yakmıştı. Esasen KKTC’yi müzakereler de temsil yetkisine sahip olan tek isim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı. Ancak geçtiğimiz dönemde Cumhurbaşkanı ve hükümet arasında yaşanılan sıkıntıların yeniden gündeme gelmemesi için iki tarafında ihtiyatlı hareket edeceğini söyleyebiliriz. Tabi geniş tabana yayılan koalisyon hükümetini ekonomi, yolsuzlukla mücadele ve iç siyasi meseleler gibi ciddi başlıklarda bekliyor.

Türkiye Ne Yapmalı?

Geçtiğimiz müzakere döneminde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Türkiye’yi temsilen bizzat masada bulunması planlanan pek çok şeyi boşa çıkardı. Ancak müzakere sürecinin başlangıcından bu yana Türkiye’nin yüksek bir temsil gücüyle masada olmasında ciddi fayda var. Hem Anastasiadis’in hem de BM yetkiliklerinin tutumundan da anlaşılacağı üzere, Türk tarafına yine adada tek devletli bir ‘’çözüm’’ sunulacaktır. Türk tarafının bunu müzakereye dahi açmaması ve KKTC’nin dünya kamuoyunda tanıtılması ve tanınması için mücadele vermesi daha makul bir hareket olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak bir heyet ile KKTC’nin meşruluğu ve Kıbrıs Türkünün neden Rumlarla aynı devlet yapısı altında bulunmak istemeyecekleri geçmişteki yaşanmışlıkları ile birlikte bütün uluslararası platformlarda ifade edilmelidir. Diğer yandan toprak pazarlığı ve Türk askerinin adadan çekilmesi gibi bir durum söz konusu dahi edilmemeli, üzerine konuşulmamalıdır. Siyasi manada Kıbrıs Türkünün adanın asli unsuru olduğu ve Rumların kendilerine bir nimet bahşetmelerine ihtiyaçları olmadığı yüksek sesle dile getirilmelidir. Yakın zamanda başlaması muhtemel olan müzakereler için ön hazırlıkların yapılması ve gerekli komisyonların oluşturularak atılacak adımların şimdiden belirlenmesi Kıbrıs meselesinin halli noktasında Türk tarafına olumlu manada katkı sağlayacaktır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Osman Kepenek - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 24 Haziran Seçimlerinde Hangi Adaya Oy Vereceksiniz?