KİT’lere Dönüşen Yerel Yönetimler!

Batı dünyasının 18. Ve 19.yüzyıllarda yeni buluşların üretime olan etkisi ve buhar gücüyle çalışan makinaların, makineleşmiş endüstriyi doğurması, bu gelişmelerin de Avrupa’da ki sermaye birikimini arttırmasına SANAYİ DEVRİMİ diyoruz. Osmanlı İmparatorluğu bu gelişmeleri kaçırdığı için gün geçtikçe zayıflamış ve tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalmıştır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti sanayi ve sermaye birikimi olarak bir enkaz üzerine kurulmuştur. Eğitimli son neslini de Çanakkale’den başlayıp Kurtuluş Savaşı ile biten savaşlarda kaybettiği için insan kaynağı olarak da enkazdan çıkmış bir işgücü kaynağı söz konusudur.

KİT’ler ( Kamu İktisadi Teşebbüsleri) Cumhuriyetin ilk evresinin bu şartlar altında kurduğu işletmeleridir. Kamu kaynakları ile kurulan bu işletmeler ülkeyi 1980’lere kadar taşımış, kalkınma hamlesinin temel taşları olmuştur. Tüpraş, Karabük Demir Çelik, SEKA Kağıt Fabrikası, şeker fabrikaları, Sümerbank, Türk Taşkömürü A.Ş gibi önemli örnekleri vardır. 1980’li yıllarda başlayan özelleştirme furyası ile tamamı özelleştirilmiş veya kapatılmıştır. Son dönemlerinde siyasetin istihdam amaçlı arka bahçesine dönüşen ve büyük zararlar eden bu işletmelerin son dönemdeki tanımı ‘KARA DELİKLER’ olarak yapılır. Yeni Cumhuriyetin gerek sermaye ve teknoloji birikimi, gerekse insan kaynağı gelişiminde önemli etkisi olan bu işletmeler misyonlarını yaklaşık 60-65 milyar dolar satış geliri ile tamamlamışlardır.

KİT’lerin ilimizdeki önemli kurumlarından biri SEKA Kağıt Fabrikasıdır. 27 Ocak 2005 tarihinde kapatılmıştır. Son yıllarında işe gitmeden maaş alınan, siyasi suiistimallerin ve kadrolaşmanın adresi olarak görülen SEKA, özelleştirme kararlarının halka anlatılmasının sembol isimlerindendir. Uzun yıllar ekonomiye önemli hizmetler yapan SEKA bu gerekçelerle kapatılmıştır.

Yerel yönetimler konusunu KİT’ler üzerinden anlatma gerekçemin merkezi de SEKA Kağıt Fabrikasının bu son dönemidir. Ülkemiz belediyecilik geçmişini incelediğimizde KİT’lerle bir paralellik görüyoruz. 1980’lere kadar son derece sınırlı bütçeler ile hizmet üretmeye çalışan belediyeler, ANAVATAN iktidarı ile önemli kaynaklara ulaşmaya başlamıştır. Refah Partisi’nin yerel yönetimlerde etkili olma dönemi de bu yıllara rastlar. Bu kaynakları başarılı kullanarak yereldeki etkisi hızla yayılmış, İstanbul, Ankara Belediyeleri üzerinden 1995 seçimlerinde merkezi iktidar yolu açılmıştır. 2002 yılında Ak Parti’ye iktidar yolunu açan da Refah Partisi’nin yerelde gösterdiği performanstır. Büyükşehir Yasaları ile Ak Parti döneminin ilk yıllarında belediyeler altın çağını yaşamışlardır. Son dönemlerde gözlenen ise belediyelerin hızla KİT’lerin son dönemine dönüşmeye başladığı gerçeğidir. Aktarılan büyük kaynaklara rağmen belediyeler, büyük borç yapıları oluşturmuş, kaynakların verimli kullanılması ve hizmete dönüştürülmesi konusunda sınıfta kalmışlardır. Yeni dönemin KİT’leri de KARA DELİKLERİ de yerel yönetimlerdir. Devlet son günlerin moda tabiri ile üçüncü evreye geçmeye karar vermiş, yerel yönetimler ise ikinci evrede kalmıştır. İktidara yerel yönetimler üzerinden geçen Ak Parti’nin de Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu durumun farkında olmaması imkansızdır. 24 Haziran seçimlerinde oy kaybının önemli gerekçesi olan belediye başkanlarına bir fatura çıkacaktır. Son dönemlerde sıkça dile getirilen KAYYUM BELEDİYECİLİĞİ kavramı bu faturanın ne olduğu konusunda işaretler barındırmaktadır. Belediyelerde oluşan küçük siyasi krallıklar, yakınlarda olanlara verilen ihaleler, makam aracı saltanatlar, halktan kopuk yönetici ve başkanlar kendi parti tabanlarında bile isyana dönüşmüştür. Sayın Cumhurbaşkanı’nın arkasına saklanarak seçilen belediye başkanları, seçim sonrası kendilerinde büyük güçler olduğuna inanarak kendi tabanlarından bile kopmuştur. Bu gerekçe ile 24 Haziran seçimlerinde sahada olan, halkın arasına giren bir belediye başkanı görmedik.

Mart ayında gerçekleşecek yerel seçimler , başkanlık sistemi ile uyumlu çalışacak ve yeni döneme katkı sağlayacak yerel yönetimleri oluşturabilmek için fırsattır. Yerel yönetimlerde köklü bir reform için yeterli zaman olmadığından, reform adaylar üzerinden yapılacaktır.

Yeni oluşan bakanlar kurulu, yerel seçimlerdeki adaylar açısından önemli işaretler vermektedir. Mevcut başkanların önemli bir bölümü ve adaylık hayali kuran aktif siyasetçiler için durum karanlıktır. Çok başarılı olan ufak bir bölüm dışında mevcut başkanların şansı yoktur. Özellikle Büyükşehirlerde geçmişte yerel yönetim tecrübesi olan bürokratlar, büyükşehir belediye başkanlığına aday yapılacaktır. Siyasetçiler ve mevcut başkanlar için ilçe belediye başkanlıkları gelinebilecek en iyi noktadır. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi için en önemli aday Antalya Valisi Münir Karaloğlu olarak görülebilir. Alternatif Bilecik Valisi Tahir Büyükakın beklenmelidir. Diğer  büyükşehirler için de bu tarz adaylar ortaya çıkacaktır. İstanbul için İstanbul Valisi Vasip Şahin gibi tamamı vali olmasa da bürokrat ağırlıklı bir kadro bekliyorum. Bu adaylar ile birlikte, yeni dönemde yerel yönetimler reformu altyapısı hazırlanacaktır.

SON SÖZ: Yerel seçimleri tamamen iktidar kanadı üzerinden okuyan bu yazı, 24 Haziran sendromundan kurtularak yerel yönetimlere odaklanan bir muhalefet ortaya çıkarsa adayları onlar üzerinden de analiz eden yeni bir yazıya dönüşecektir. Şuan istifalar ile ve kongre hazırlıkları ile uğraşan muhalefetin gündeminde yerel seçimler yoktur. Doğal olarak bizim gündemimizde de muhalefetin yerel seçimler politikası olamaz. İzmir, Beşiktaş, Çankaya yeterli diyen bir muhalefet karşısında iktidar rahat olmasın diye biz muhalefet ediyoruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Çetin Çıldır - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Gürbüz Biçer - İsimlerin değişmesi sonucu etkilemez.yerel seçimlerde halk genellikle iktidar da kim varsa ona yönelir.iktidar partisi büyük çoğunluğu alır.ama devasa pastanin olduğu yerde çeteleşme eksik olmaz,hangi siyasi parti olursa olsun. Kişisel cıkarımıza dokunana kadar durmak yok yola devam

Yanıtla . 1Beğen 20 Temmuz 21:53
02

Emine - Süper bir analiz katılıyorum

Yanıtla . 1Beğen 18 Temmuz 19:16
01

Emin Bol - Kesinlikle destekliyorum ve sende biliyorsun ki her zaman söylerim bir önceki yerel yönetim seçimlerinde sayın cumhurbaşkanımız sayesinde kim adaylığını koysa kazanırdı ve kazandılar,fakat bu senin güzel yazının dışında bir durumda bir çok belediyelerin kaybedilecegini üzülerek gormekteyim.

Yanıtla . 1Beğen 18 Temmuz 18:25

Anket Ak Parti Çayırova Belediye Başkan Adayı Kim Olmalı?