Reklamı Kapat

2018 Model Ekonomik Kriz!

Benzer sahneleri 17 Ağustos depreminde de yaşamıştık, televizyonlarda deprem uzmanı olarak tanıtılan çok sayıda enteresan şahıs her akşam evlerimize misafir oluyor, birinin teorisini diğeri yanlış buluyor, vatandaş hangisine inanacağını şaşırmış olan biteni anlamaya çalışıyordu. O tarihlerde sosyal medya olmadığından klasik fısıltı gazetemizde bu karmaşayı körüklüyordu. Vatandaş da kendi çapında deprem uzmanı olmuş, her artçı depremde depremin şiddetini Kandilli Rasathanesinden önce açıklıyordu. Neyse ki sosyal medya yoktu!!

Son dönemde yaşanan ekonomik kriz bu sahneleri yeniden hatırlattı. Televizyonlarda deprem uzmanlarının yerini ekonomi uzmanları aldı. Bu kez ilave olarak sosyal medya da var. Sosyal medyanın son zamanlarda, dünyada yaşanan ayaklanmalardaki etkin rolünü de göz ardı edemeyiz. Toplumu istenen yöne kanalize etme konusunda son derece aktif kullanıldığı da malumunuz. Facebook'taki klişe cümleleri paylaşarak yayan insanlar, altına yapılan yorumlar ve bu yorumlara cevap yetiştirenler. Ortalık toz duman vaziyette hiç kimse altta kalmıyor, tamamı uzman iktidar yanlıları belli klişe sözcükleri, muhalifler diğerlerini paylaşıyor. Aslında bir süre daha bu topa girmeyi düşünmüyordum ama yoğun istek geldi!!!

Ekonomik krizleri anlayabilmek için doktorların hastalığı teşhis aşamasında yaptığı gibi krizi ortaya çıkaran sebepleri, tetikleyen unsurları analiz etmek gerekir. Yakın tarihimizde 1980,1994, 2001 ve 2008 kriz yılları olarak hafızalarımızda. Bu krizlerin benzer ve farklı yönleri olsa da temel sebepleri aynıdır.

Tarihi bir anekdot ile bu temel sebebi anlatmaya çalışalım. Fransa'nın önemli siyasi ve askeri şahsiyetlerinden Napolyon, kaybedilen bir savaş sonrası savaşı yöneten komutanlarını toplar. Savaşı kaybeden komutanlara gerekçesini sorar, bir komutan ortaya çıkıp 100 sebep olduğunu söyler. Napolyon Say der!!!!

Komutan 1 barut bitti deyince de tamam diğer sebeplere gerek yok diyerek konuyu kapatır.

Bu bakış açısını ekonomik krizimize uyarladığımızda, krizin en az 100 sebebini sayabiliriz. Birinci sebep ‘SERMAYE YETERSİZLİĞİ’ ve diğerlerine de gerek yok şimdilik önce bu konuyu açalım.

1.Sanayi Devrimi 1763 buharla çalışan makinenin bulunması ile başladı Avrupa da. Biz bu dönemde son İmparatorluğumuz Osmanlı'yı yıkma işi ile meşguldük KAÇIRDIK.

Avrupa sömürgecilik dönemi yaşadı. Zavallı insanları köle olarak kullanıp, ülkelerinin yeraltı kaynaklarını sömürdü. Bu dönem hala devam ediyor ama millet olarak TARZIMIZ DEĞİL.

Teknoloji şirketleri dönemi başladı. Facebook, Twitter, Google gibi devletlerin bile cirolarının üstünde cirolara sahip teknoloji şirketleri ortaya çıktı. Bu aralarda kendi iç meselemiz ile uğraşıyorduk. Bu dönemi de KAÇIRDIK.

Dünya’da Endüstri 4.0 ya da 4’ncü Sanayi Devrimi başladı. Bu dönemi yakalamak adına adım atmaya başladık. Birbirimizi yemeği bırakıp en azından oyuna buradan girmeliyiz.  BUNUDA KAÇIRIRSAK İŞİMİZ ÇOK ZOR.

Sermaye batıda bu aşamalar ile oluştu. Ortalaması 150-200 yılı bulan şirketler, sermaye birikimlerini bu aşamalardan geçerek oluşturdu. Şirketlerimizin ortalama ömrü 25-30 yıl ve birçoğu 2’nci nesle devredilmeden kapanıyor. Sermaye yetersizliği nedeniyle en ufak krizde veya kredi muslukları kısıldığında yok oluyorlar. Bu şirketlerimiz, avrupa şirketleri ile ihracat pazarlarında rekabet yapmaya çalışıyor. Yıllık %2 faizle uzun vadeli kredi bulabilen avrupa şirketleri ile, yüzde 25-30 faizli krediyi kısa vadeli bulabilen şirketlerimiz mücadele etmeye çalışıyor. ANLAYACAĞINIZ ŞARTLAR SON DERECE ADİL.

Gelelim konunun siyasi iktidarlar ile ilgili bölümüne. Bu krizde siyasi iktidarın payı ne!

Dünyada paranın bol olduğu dönemler de, bu paranın geri çekildiği krizler yolu ile sermayenin el değiştirdiği dönemler de hayatın bir gerçeğidir. Kriz dönemleri finans şirketleri açısından HASAT DÖNEMLERİDİR. Normal dönemlerde değeri 100 birim olan şirket veya gayrimenkulleri, maksimum 10 birim ödeyerek ele geçirdikleri dönemlerdir. Biz de yaklaşık 10 yıldır bolluk dönemi yaşadık ve şimdi kriz dönemine girdik. Siyasi iktidarın temel hatası bu bolluk dönemlerinin hiç bitmeyeceğini düşünmeleriydi. Ekonomi tarihi biraz inceleseler, bu tarih aralıkları öngörülebilir ve tedbir alınabilirdi. Yüksek faiz vererek ülkemize kaynak olarak soktuğumuz, sıcak paranın daha verimli yatırımlarda kullanılması da bu tedbirlerin bir parçasıydı. Bu kaynakları daha fazla tüketim malları ithalatı yerine, üretim amaçlı kullanmak da tedbir olarak önemli olurdu. Tüm bunları yapsak da bu kriz sermaye yetersizliği nedeniyle yine yaşanır ama etkisi daha az olurdu.

2’nci ve diğer önemli tespit ise bu kriz ekonomik sebepleri olsa da, SİYASİ BİR KRİZDİR. Çevremizde yaşanan Suriye,İran ve Türkiye ile sonlanması planlanan harita değişikliği çalışmaları öncesinde Türkiye'nin zayıflatılması operasyonunun bir parçası. Gezi, çukur, hendek operasyonu ile başlayan 15 Temmuz ile devam eden operasyonun ekonomik ayağı.

Bir de bu krizde vatandaş olarak özeleştiri yapalım. Bu bolluk döneminde biz neler yaptık. Lüks ürün ( akıllı telefonlar, lüks ithal arabalar vb.) ithalatının içinde bizim payımız ne? Kredi kartları ve banka kredileri ile yaşadığımız lüks hayatı ve tüketim çılgınlığımızı da bu çerçevede değerlendirmeliyiz. Bu bolluk döneminin siyasi iktidar da israf etti, vatandaş olarak biz de. FATURAYI DA BİRLİKTE ÖDEYECEĞİZ KİMSE KENDİNİ SOYUTLAMASIN.

SON SÖZ;  Krizleri büyük oyuncular çıkarır ama derinleştiren bireylerdir. Böyle dönemlerde iktidarları sıkıştırma gibi masum amaçlarla da yapılsa, sosyal medya paylaşımları krizin derinleşmesine ve panik havası oluşturulma amacına katkı sağlar. Türkiye her şeye rağmen bu krizi hak edecek bir ekonomi değildir. Ülkelerin borçlanmasındaki en önemli veri borcun GSMH'ya oranıdır. Yani borcunuzun ürettiğiniz toplam üretim miktarına oranı. Türkiye bu oranda avrupa ortalamasının altındadır. Diğer önemli veri CARİ AÇIK konusudur. Bu durumda oluşan yeni kurlar ile kendiliğinden düzelecektir. Ağustos, Eylül ithalat ve ihracat rakamları bunu zaten göstermektedir. Krize odaklanmayı bırakıp daha fazla üretime odaklanmalıyız. Siyasi iktidar, özellikle ithalatın yerine geçecek ürünlerin ülkede üretimi konusunda finans desteğini arttırılmalı. Devletten başlayarak, yerel yönetimlerden devam ederek, nihayetinde vatandaş olarak israfı sonlandırmalıyız. Bu krizin belki bu anlamda faydası olur.

 

 

DİKKAT EDELİM KRİZİN SUÇLUSUNU ARARKEN, DEVLETE ZARAR VERMEYELİM. SİYASİ İKTİDARLAR GELİR GİDER DE BİZE BU DEVLET LAZIM

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çetin Çıldır - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Mete Aksakal - Önce eline,yüreğine sağlık. İsrafsa konu ,kimse kimseden birşey beklemeden dürüstce yapması gerekenleri yapmalı. Sonrada etrafını eleştirmeli.Beklenti olacakda sen ne yapıyorsun. Önemli olan budur. Saygılar.

Yanıtla . 0Beğen 05 Ekim 20:13
02

Mmn - Vatandaşın israfı, iktidarın israfının %1'i bile değil...

Yanıtla . 0Beğen 05 Ekim 16:44
01

Gürbüz Biçer - Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.” Albert Einstein bu söze bakarak, vatandaş olarak kendi zekamızımı sorgulayacagız, yoksa yazdığınız gibi bir ekonomi dünyasının gerçeği olan kriz yaratarak sermayenin el değiştirmesini eş geçip , bizleri krize mahkum eden,tarihimiz boyunca farklı modellerini denedigimiz (kökenleri aynı) siyasi aktörlerimi . cevap yazdığınız gibi her ikisinde.insanlar hak ettikleri gibi yonetilirler

.

Yanıtla . 0Beğen 05 Ekim 09:03

Anket Ak Parti İzmit Belediye Başkan Adayı Kim Olmalı?