Reklamı Kapat

Hissi Hissetmek!

 

Derin bir yolculuğa ne dersin?

Hem çok uzaklara, hem de çok yakınında bir yerlere. Aslında hep seninle olan, çoğu zaman uğramadığın bir yere gidelim mi?

Gün içinde çoğu kez görmezden geldiğin o derinliğe. Seni var eden, senin sen olmanı sağlayan eşsiz derinliklere.

Duygularını ortaya çıkmasını sağlayan çekirdeğe.

Hadi o zaman, hazırlan.

En son ne zaman hissettin, ya da duygularına sebep olan hissi farkettin?

Bir çocuğun gözüne o masumluğu hissedecek şekilde bakmayı, aşık olup evlendiğin adam ya da kadın için ilk baştaki heyecanını ve sonradan unuttuğun hislerini ve işyerinde hata yapan o kadına davranışlarının altında yatan hislerini fark ettin mi?

Hayır!

Çünkü hisler insanı değil, eylem insanı olup çıktık. Bu yüzden de çoğu kez es geçtik hislerimizi ve duygularımızda çözümsüz kaldık aslında. Mutsuz ve mutlu olma anlarında bile mutluluğu bir his zannettik ve yine uğramadık hislerimize.

Yapmış olmak için yapmak, kişisel menfaatler, samimiyetsizlik, hoşgörü desen zaten yok, bunlar nasıl geliyor kulağa? Malesef hissetmeyi unutunca, geriye bunların kölesi olmuş bir ordu insan...

İlk defa girdiğimiz ortamın iyi gelmediğini hissettiğimizi zannettik ve yine bu ‘iyi olma’ durumu bir his değildi farkedemedik. ‘İYİ’ diye adlandırdığın his ne?

Hislerimizi anlama ve tanımlama biraz çaba istese de, onlarla anlam kazanır duygularımız. peşini bırakmaz hislerin, adını tanımladığında. Çünkü artık sana aittir, senin bir parçan olan.

Modern çağ hastalıklarından biri de her şeyi dışarda aramak değil mi? Hislerimizi de dışarda arar olduk vesselam. Hep seninle, her yerde seni koruma güdüsüyle haraket eden hislerini okumak ve onu dinlemek...

Öyleyse buyrun;

O kadar hızlı akıyordu ki hayat denilen nehir, bu beden sadece davranışlara maruz kalmış, duygulara dahi inmeden, hangi hissin o duyguya sebep olduğunu anlamadan bir yaşam benimsemişti. İnsan pekte gerçek olmayan mutlulukların, aslında onu yansıtmayan davranışların kölesi haline gelmiş ve kendini yaşamaktan uzaklaşmıştı. Saatte 500 km hızla giden bir araç gibi, sadece hızlı yaşamaya odaklanmış ve hislerini görmez hale gelmişti. Bu hızla giden bir yaşam neyi farkedebilir ki, herşey flu... Sadece çok şey gördüğünü düşünür ancak hiçbiri net değildir.. Sonra unutkanlık hastalığı, ilişkisel problemler ve aslında en kötüsü HİSSİZLİK değil mi çağımızın trendleri.

Şimdi ne hissediyorsun?

Yoksa hala ‘hiçbirşey’ deyip es geçmeye, otomatiğe bağlamış robotik davranışlarına devam mı edeceksin. Unutma seni eşsiz kılan şey senin hislerin. Ne hissediyorsan o’sundur. Kıskanıldığını düşünmen sendeki kıskançlık durumundan ve yetersizlik hissinden. Garantide olduğunu düşünmen, sendeki güvensizlik hissinden mi geliyor… Şimdi bir bak bakalım o his sana mı ait? Düşüncelerin filizlendiği yer hislerde başlar. O yüzden aklına gelen başına geliyor. Şimdi dur ve artık başına neyin gelmesini istiyorsan onu düşün. Ama lütfen önce hislerine odaklan. Dene göreceksin, şimdiye kadar çağırdıkların nasıl geldiyse, onların da başına geldiğini ve hayatının nasıl yeniden inşa edildiğini…

Sevgiyle,

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cennet CAYLAN - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ak Parti İzmit Belediye Başkan Adayı Kim Olmalı?