Reklamı Kapat

Gelin! Bilmiyormuş gibi yapmayın…

İnsanın hayatındaki gerçeklikler, gerekçelerle yer değiştirince, doğrularıyla yanlışları da birbirine giriyor.

‘Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözülemez’ deniyor. Boşuna denmiyor…!

Eğer siz o mantığı çözemediyseniz, o mantığa itaat edenleri de hala göremediyseniz, kusura bakmayın ama değişimi de, geleceği de sorunlu mantık sahibi kişilere emanet etmeyi sürdüreceksiniz demektir…

Yıllardır imkanlar ölçüsünde, kişisel hesaplar içine girmeden, kişileri hedef almadan, kurumlara genelleme yapmadan, düşüncelerimi okurlarla paylaşmaya çalışıyorum.

Yürekten temenni ediyorum ki, gerek vatandaşlarımızın yaşamlarına ve gerekse toplumu geleceğe taşımakla görevli olanlar, yetkili kurum ve kuruluşların yetkilileri, bu “mantık” dışında bir başarı hikayeleri keşke ortaya sürseler..

Sürseler de, topluma da yine bu sözün her zaman doğru olmayacağını, günlük ve gelecek yaşamlarına pozitif etkilerle hizmet edilebileceğini de gösterebilseler..

Peki, yok mu böyle insanlar! Olmaz olur mu! Elbette ki var.

Ama nerede varlar, ve nasıl bir hücuma uğruyorlar, mücadele ediyorlar bir düşünün bakalım..!

Özellikle “biat” kültürünün hakim olduğu kurumlarda, bu geniş perspektif gerektiren meziyetlere sahip insanlar maalesef ki barınamıyorlar.

İkazları, uyarıları hep bir tehdit olarak algılandığı için ya sistem dışında bırakılıyorlar, ya da bizzat kendilerinin mücadele etmeyi anlamsız görmeleri sebebiyle geri çekilmek durumunda kalıyorlar.

Çevrenize ve hayatınıza etki eden yöneticilere bakın biraz

Bilgisiz, ilgisiz, çalışanlar üzerinde manevi açıdan etkisiz, ama kurum içinde “biat” kültürü ile yoğurulmuş yetkili olan birilerini görürsünüz mutlaka..

Tüm sistem o kafadan ve onun gibilerden nefret eder aslında.

Ama ses çıkaramazsınız. Söyleyemezsiniz.

Çünkü “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” bu ülkede…

Tabi bu durumdan memnun olanlar da yok değildir. En tepedekiler mesela…

Yetki, güven ve istikrar(!), yüksek dağların tepelerinden inmektedir.

Karşı çıkmanın, biat etmemenin cezası ise bellidir.  

Gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesinin, peşindekilerin de haliyle onu takip etmesinin hiçbir ehemmiyeti yoktur onlar için…

Bu insanları iyi bellemeliyiz aslında. Bilmediklerini de bilmeliyiz.

Eğer, bir insan ekşi sözlükteki tariflerden bazılarında da belirttiği gibi, türünü “bilmediğini de bilmiyorsa”;

“En tehlikeli insan türüdür. Bilmediğini bilmediği için her şeyi bildiğini zanneder ve hemen her konuda yalan yanlış ahkam kesebilir.

 

Biraz sıkıştırırsanız ve doğruları söylerseniz bu sefer de bana göre böyle, ben böyle biliyorum diyerek çıkar işin içinden. Daha doğrusu çıktığını zanneder.

Bu tip insan aynı zaman da aptaldır da çünkü yüzyıllardan beri gelen birikimler sonucu kesin kabul edilen konulara bile "bana göre böyle” diyebilmektedir.

Bilmediğini bilmeyen insan: bilginin, biliyor olduğu kadarından ibaret olduğunu varsayar

Sabit görüşlüdür, dünyayı bildiklerinden ibaret zanneder. Bildiğinden daha fazlası ve farklısı olabileceği gerçeğine kapalıdır.’

Hülasa Yunus Emre ile bitirelim.

“Ayak yürür, akıl işler.

Bildiğini bilme, bilmediğini bil.

Yola gelmeyene tasma vururlar…”

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kalabalık - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ak Parti İzmit Belediye Başkan Adayı Kim Olmalı?