Reklamı Kapat

Devlet-Adalet!!!

Siyasetle ilgilenmeye başladığım ilk yıllarda sorgulamaya başlamıştım “Adalet mülkün temelidir” sözünü o dönemlerde, bu sözle kastedilen “mülk” kelimesinin devlet olduğunu ve adaletin aslında devletin temeli olduğunu öğrenmiştim. Bir diğer öğrendiğim ise bu sözün astığımız tabelalardan ibret olduğu ve anlamından ne kadar uzakta yaşadığımız gerçeğiydi. 

Osmanlı’nın son dönemlerinde çürüyen devlet sistemi, kurumlarında çürümesi sonucunu doğurmuştu. Yeni kurduğumuz devleti yönetenlerde doğal olarak bu kurumları revize etme yerine yeni kurumlar oluşturma yolunu seçti.

Yöntem olarak da o devrin gelişmiş ülkelerinin hukuk sistemlerini tercüme ve taklit tercih edildi. Dönemin olağanüstü şartları, olağanüstü yetkiler kullanan mahkemeleri de beraberinde getirmişti. İstiklal mahkemeleri adı verilen bu uygulama, yaptığı yargılamalar ve verdiği kararlar ile bu döneme damga vurmuştur. Kısa aralıklarla 1960 ihtilali ve Yassıada mahkemeleri, 1980 ihtilali ile denge olsun diye bir sağdan bir soldan idam edilen gençlerimiz bizim neslin yaşadığı büyük bir tramvaydı.

Bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat süreci ve uygulamalarını da düşündüğümüzde hukuk sistemimizde ne kadar çok sorgulanacak konu olduğunu görüyoruz.

Buna bir de FETÖ örgütünün uzun vadeye yayılan yargıya sızma operasyonunu, Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı yargılamalarını da ilave ederseniz, cumhuriyet tarihinin hukuki geçmişine kısa bir seyahat yapmış olursunuz.

Kısaca değindiğimiz, bir bölümünü atladığımız, tüm bu süreçlerin toplumdaki karşılığı ise adalet sistemimize travmatik güvensizlik olarak yansıdığını görüyoruz.

Son dönemlerde yaşadığımız İstanbul seçimleri ve sonrasında yaşananlar aslında uzun yıllardır yaşadığımız ve artık travmaya dönüşen bu sürecin bir sonucu. Bu süreçleri yaşarken bazen bir kesimin mağdur edildiğini, devam eden dönemlerde ise diğer kesimin mağdur olduğu dönemler yaşanmıştır.

Gelinen son noktada ise toplumun hemen tamamının kendini mağdur hissettiği ve adalete güveninin zedelendiği bir dönem yaşıyoruz. Yüksek Seçim Kurulunun vereceği karara göre ise bir taraf işte adalet diye bağırırken, diğer tarafın bu ülkede adalet bitmiştir dediği bir sürece hazırlanıyoruz.

Yaşanan soruna odaklanıp, resmin büyüğüne bakmayı reddettiğimiz sürece devletin temellerini sarsan bu sorunla yaşamaya devam edeceğiz. Verilen karar lehimize ise mutlu, aleyhimize ise mağduru oynayacağız.

Toplumda her geçen gün artan kutuplaşma ve tarafların adalete olan güvensizliğini göz önüne aldığınızda iklimin ne kadar zor olduğu görülmektedir. Bu iklimde karar vermesini beklediğimiz, içimizde yaşayan insanlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulu’nun durumunun zorluğu ortadadır.

Devletin siyaset üstü tartışılmayacak kurumlara olan ihtiyacı bu son olayla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeni sistem olan Başkanlık Sisteminden milletin ilk beklentisi bu kurumların oluşturulmasıdır.

Kurulması beklenen ilk kurumda tartışılmayan bir Adalet kurumudur. Bu tartışmalar dönemsel tartışmalardır. Ülkenin geleceği ise güvenilir bir hukuk sisteminin tesisinden geçmektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı, siyasetten bağımsız güçlü bir hukuk sistemine olan ihtiyacımız ortadadır. Bu sistemi kurmaktaki zafiyetimizin sonuçları çok ağır olacaktır. Umarım güncel olaylarda görülen zafiyetler devleti yönetenleri bu konunun önemini anlamaya sevk eder.

SON SÖZ;

Dünya üzerinde günü ve gündemi bu kadar yoğun çok fazla devlet yoktur. Yaşadığımız coğrafya her yeni güne, yeni sürprizlerle uyanmamızı sağlamaktadır. Gündem hızla değişmekte biz bir sorunu çözmekle uğraşırken sayısız yeni sorun mutfaklarda hazırlanmaktadır. Bu gündem yoğunluğu devleti yönetenleri, elinde hortum yangının olduğu bölgeye yönlendirmektedir. Yanlış hatırlamıyorsam hikaye Edison’a ait. Babası ile birlikte kurdukları fabrika yanmaya başladığında büyük bir panikle itfaiyeyi aramak ister. Babası ise annesini aramasını söyler. Edison şaşkın bir şekilde babasına neden olduğunu sorar. Babasının cevabı ders niteliğindedir.

-Anneni de çağır o da görsün. Yanan fabrika değil, yaptığımız hatalarımız. Hep beraber seyredelim ve neleri düzeltmemiz gerektiğini görelim.

Yangını tabi ki söndürelim ama yangına sebep olan hatalarımızı da düzeltmeye çalışalım. Bu ülkede sadece bir şeyi düzelmek için imkânımız olsa, düzeltilmesi gereken ilk şey adalet sistemidir. Adalet, sistemin yumuşak karnı haline gelmiştir.

Ya düzelteceğimiz ya da bedeli çok ağır olacak.

Devletin temellerinden ses geliyor duyuyor musunuz?

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çetin Çıldır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket 31 Mart Yerel seçimlerinde Ak Parti'ye oy vermediğiniz için pişman mısınız?