Reklamı Kapat

ABD Kötüdür, Rusya Daha Kötüdür-3

İki köklü Devlet arasında ki ilişkilerin tarihsel arka planını önceki yazılarda kısaca anlattık. İlişkilerin pekte olumlu olmadığını gördüğümüz bu süreçleri sayfalarca da yazabilirdim ama buna gerek olmadığını düşünüyorum. Kısaca bahsedilen bu süreçlerden sonra ilişkileri son dönemler de iyi olan iki devletin dostluğunun çok uzun sürmeyeceğini anlamak gayet kolay olsa gerek.

Siyaset Bilim’inin içerisinde yer alan ‘’Denge Politikası’’ gereği, konjonktürün müsaade ettiği sürece karşılıklı kazan-kazan stratejisini baz alan bu iyi ilişkiler menfaat çatışmaları başladığında sona ermesi kolay hamlelerdir. Ki bahsettiğimiz bu devlet yüzyıllardır gözünü Anadolu başta olmak üzere Doğu Akdeniz’e dikmiş bir devlet. Her ne kadar adı ve rejimi değişse de siyasi hedeflerini unutmamış bir devlet. Ortadoğu’da en büyük müttefiki, silah alıcısı olan Suriye’ye iç savaş başladığından beri destek veren Rusya, geçmişte Libya’da yediği kazığın aksine bu bölgeden çıkmayacağının sinyallerini, elinde bulunan Güvenlik Konseyi üyeliği kartı ile göstermişti. E bu zamana kadar gösterdiği bu tavrı süreç sonlanana ve menfi çıkarlar elde edene kadar göstermesi de gayet tabiidir. Dolayısı ile en büyük korkulu rüyası ve düşmanı olan NATO ve onun en önemli üyelerinden birisi olan Türkiye ile günlük siyaset yapması geleceğe dönük büyük umutlar vermemeliydi. Kimse Suriye rejim güçlerinin İdlib’e başlattığı saldırıları Rusya’dan bihaber sanmıyordur umarım. Bu yanılgının içine düşenler de maalesef bugün bu tabloyu görüyorlar. Kabuğunu kırma gayreti içinde olan Türkiye’nin sınır komşusu olan bir devlet sınırı içinde güçlenmesi her iki müttefiki tarafından istenmeyen bir durum. Geçte olsa yaptığı Sınır ötesi terör harekatları ile sınırını güvenceye almak isteyen ülkemizin belirli bir noktadan sonra durdurulmak istenmesi tarihsel sürecin getirdiği ‘’Türk Düşmanlığı’nın’’ bir neticesi. Ne S-400’lerin verilmesi bir hikmetti ne de ABD’nin yaptığı açıklama ile NATO kartını sunması bir hikmettir. Sadece ve sadece lutüfkar olan bu hamleler ilk yazı da dediğim gibi ‘’jeopolitik önemi haiz’’ bir ülkeyi elde tutma çabasından öte bir şey değildir.

Son olarak bugün içinde bulunduğumuz durumun içinden çıkılması ancak günün şartlarını algılayıp uygulayabilen ve ‘’Bismark’’ tarzı diplomasiden haber kişilerin yapacağı hamleler ile mümkündür. Tabi gerekirse Askeri diplomasi ve yaptırımların uygulanması da göz ardı edilmemelidir. Ünlü Çinli General Sun Tzu’nun Savaş Sanatları adlı eserinde bahsettiği gibi ‘’Savaş olacaksa en fazla ertelenebilir ama kesinlikle kaçınılamaz’’ sözü de aklın bir köşesinde bulunmalıdır. Herkes senin müttefik’in kötü benimki iyi anlayışını acilen terk etmeli ve ilişkilerin uluslararası denge temeline dayandırması gerekliliğini unutmamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim İnanç Çakıroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kandıra'ya Çöp Tesisi Kurulsun Mu?