Reklamı Kapat

Baro Başkanları Neden Ankara’ya Yürüdü?

“Çoklu baro sistemi ile vatandaşın savunma hakkı büyük bir tehlikededir” diyen Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir, baro başkanlarını Ankara’ya savunma yürüyüşüne getiren süreci anlattı. Candemir’in en dikkat çeken açıklaması ise Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile yaptıkları görüşmede Bakan Gül’ün “Ben de bu mesleğin mensubu olarak çoklu baroya karşıyım. Savunma çok önemli. Anlıyorum” demesi oldu.

Ahmet Akçaalan
Ahmet Akçaalan Tüm Haberleri

Türkiye günlerdir baro başkanlarının Ankara’ya gerçekleştirdiği savunma yürüyüşü ve çoklu baro sistemini konuşuyor. Peki baro başkanları neden çoklu baro sistemine karşı? Ne oldu da Ankara’ya yürüme kararı aldılar? Bugün Kocaeli Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Akçaalan sordu, Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir cevapladı. Röportajımızın birinci bölümünde Türkiye Barolar Birliğinde yaşanan süreç ve baro başkanlarının mevcut başkan Metin Feyzioğlu’na tepki gösterme gerekçelerini tek tek anlattı.

-Ankara’da yaşananları konuşacağız ancak öncelik olarak Türkiye Barolar Birliği ile başlamak istiyorum. İlk nerede fikir ayrılığına düştünüz? 

İKTİDAR TEMSİLCİLERİ PAYLAŞIM YAPTI

İlk başlangıçtan başlayarak anlatmak istiyorum. Pandemi sürecinde 4-5 Mayıs, sosyal medya mecralarında Avukatlıkta Uzmanlık noktasında belli davalara belirli avukatların girmesi öngörülüyor. Son biz Türkiye Barolar Birliği Başkanına grubumuz üzerinden yazı yazdık; “Böyle bir değişiklik oluyor mu?” diye, sessiz kaldı. Genç meslektaşlarımız adına çok üzücü durum bu. Sonra baroların bölünme hadisesi sosyal medyada tartışılmaya başlandı. Ak Parti siyaseti içerisinde önde olan başta Burhan Kuzu olmak üzere baroların bölünmesine yönelik değerlendirmeler yaptılar. Biz de lütfen bir toplantı yapalım duruş sergileyelim dedik.

-O dönem yasa kısmı henüz tartışmaya başlanmamıştı değil mi?

Hatırlarsanız 24 Şubat 2018’de TBB öncülüğünde büyük bir toplantımız oldu. Gündem neydi, kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının önündeki Türkiye ibaresi kaldırılacaktır dendi. Bir yasa yoktu o zaman hemen Türkiye Barolar Birliği Başkanımız bütün başkanlara mesaj çekerek bir araya gelmemizi ve iktidara mesaj vermemiz gerektiğini söyledi. Bizler de hemen otobüslerle gittik. Dönemin Adalet Bakanı, o toplantının peşine “Bu düzenlemeyi kaldırdık yapmayacağız” demişti. Yani yasa tasarısı yok deniliyor ama o zaman da yoktu.

-Sürecin detaylarını konuşacağız. Kamuoyunun anlaması için soruyorum. Baro başkanları en çok neden kaygılandı?

SAVUNMA AYAĞI BAROLARDIR

 Savunma hakkı anayasada düzenlenmiş bir haktır. Yargının da zorunlu unsuru hakim, savcı ve savunma görevini yapan avukattır. Dolayısıyla bu üç unsurun yaptığı görev kamu görevidir. Biz tabi HSYK’ya bağlı değiliz, barolara bağlıyız. Baroların kamusal niteliği anayasanın 135’inci maddesinden geliyor. Yargı devleti devlet yapan üç kuvvetten bir tanesidir. Savunma ayağının barolara bağlı olması itibariyle avukatların, mesleki dayanışma, mevzuat araştırma dışında baroların çok önemli görevi var. Hem avukatların savunma görevini gereği gibi yapabilmeleri için teminatız hem de savunma görevini yaparken avukatlık kanununa uygun davranmaları için disiplin işlemlerimiz var. Öte taraftan üçüncü faktörümüz adli yardım ve CMK var. CMK devletin imza koyduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince kendine avukat tutamayan kişilere zorunlu müdafi, avukat vermesidir. Bunu yapan barolardır.

BAROLAR HUKUKUK ÜSTÜNLÜĞÜ İÇİN VARDIR

Vatandaş, avukatım yok derse Kocaeli Barosuna yazı yazılarak avukat tayin edilir. Artık yazıya da gerek yok, bir sistemle hemen avukat arkadaşı tayin ettiriyoruz. Parayı kim veriyor devlet veriyor. Bakın parayı bize aktarmıyor. Savcılığa aktarıyor. Savcılıktan avukat arkadaş parasını alıyor. Sanıldığı gibi çok büyük paralar değil. 18 yaşından küçük olanlara otomatik olarak avukat atıyoruz. Özel hukuk bakımından ise bir vatandaş dava açacak, hak arayacak ama parası yok. Avukatı yok. Geliyor baroyo işim yok, bir avukat verin diyor. Onu biz atıyoruz. Parasını devlet veriyor. Bakın Ahmet Bey, biz katledilen kadınların, çocuk istismarı dosyalarında kamu kurumu sıfatı ile yer alıyoruz. Baroların dördüncü görevi çok açık. Barolar hukukun üstünlüğü ve insan haklarını toplumda hakim kılmak için çalışmak zorundalar.

KAMU ADINA DAVA AÇMA VE TEMSİL ETME HAKKIMIZ VAR

Cinsel istismara uğramış bir çocuk ve aile Kocaeli Barosu çocuk hakları merkezi üyelerinden bir avukatı yanında gördüğünde kendini güvende hissetmez mi? Çok daha objektif olmaz mı? Görüyorsunuz çevre katli olaylarında Kocaeli  Barosu müdahil olur. Toplumsal düzeni bozan ve adalet arayan hayvanlar dahil olmak üzere, canlı ve cansızın, herkesin yanında kamunun lehine düzensizliği ortadan kaldırmak için dava açmak, açılan davalarda temsil etme hakkımız var.

-Çoklu baro sistemi tartışılmaya başlandı. Barolar Birliği ne yaptı peki?

HSK, YARGITAY, DANIŞTAY BİRDEN FAZLA MI?

Baro demek sadece mensubiyet ile bitmiyor, biz halka ve millete mensubuz, onların adalet arayışları için kamusal niteliğimizin korunması gerekiyor. Birden fazla baro olunca kamusal olmaz mı? Biz de şunu soruyoruz; “ HSK birden fazla mı? Yargıtay başkanlığı birden fazla mı? Danıştay başkanlığı birden fazla mı? Bir açıklama gördüm “birden fazla her ilde vergi dairesi var” diyorlar ne kadar büyük bir yanlış. Çok yanlış. Vergi toplamak devletin görevi ama vergi toplamak yasama, yürütme, yargı gibi kuvvetlerinden değil.

19 MAYIS GÜNÜ İLK TOPLANTIMIZI YAPTIK

Biz mayıs ayında baroların bölünmesinin dillendirilmesi üzerine birlik olarak bir toplantı yapılmasını istedik. Pandemi süreci ama bir gecede bir torba yasası çıkıyor, 50-60 kanunda değişiklik yapılıyor. Avukatlık kanunu yapılacaksa ama günceli karşılaması lazım, evet bir yasaya ihtiyaç var. Bizim 2014’te hazırladığımız yasa tasarımız var. Biz bunları istiyoruz. Baroları aman bölmeyin dedik. İnanın hiç ses çıkmadı Metin Bey’den. Bunun üzerine bizler de Ankara’da fiziki toplantı yapılmasını önerdik. Biz başkanı toplantıya davet eder noktasına geldik. 19 Mayıs’ta Zoom üzerinden bir toplantı yaptık. Toplantı yarım gün sürdü. Bir deklarasyon yayınlanmasına karar verildi.

ADALET BAKANIMIZ VE CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDEVU TALEP ETTİK

Ortak bir açıklama ile baroların bölünmesi ve nispi seçim kırmızı çizgimizdir dedik. Ortak bir irade açıkladık. Baroların kamusal niteliğini bölmek, nispi seçim uygun değildir. Çünkü nispi seçim ve baroları bölmek; etnik, ideolojik olarak insanların farklılaşması, iktidarlara yakın baroların aldığı kararların adalete şüphe düşüreceğine dikkat çektik. Netice itibariyle anayasal çerçevede kurulan kurumlar olarak bölünmememiz gerektiğini ortaya koyan bir irade açıkladık. 19 Mayıs’ta bunu açıkladık. Sonrasında ise Adalet Bakanımız ve Cumhurbaşkanımızdan randevu taleplerinde bulunduk. Hatta ben iktidar partisi vekillerimizle görüştüm Cumhurbaşkanımızdan randevu alabilmek için yardımcı olmaları adına. Çünkü Ahmet Bey, kaç defa denedik alamadık.

BAROLARI SİYASET YAPIYOR DİYE ALGI OLUŞTURDULAR

Bu dönemde ise kamuoyuna dönük iktidar partisi milletvekilleri ya da bazı baroyu bilmeyen gazeteciler, baroların bölünmesinin ne kadar doğru olduğunu söylüyor. Ankara barosunun açıklaması ile süreç hızlandı. Barolar siyaset yapıyor diye gerekçe gösterdiler.

-Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu peki ne yaptı? Bilgilendirme yapmadı mı?

Bizimle ilişkisi sadece sessizlik oldu. Ben ilgileniyorum dedi, kimle görüşüyorsun cevap vermiyor. Diyalog halindeyim dedi soruyoruz yasa tasarısı var mı? Cevap yok. Neden vekiller sosyal medyada açıklama yapıyor diyoruz, yapabilir. Aynı dönem Türkiye Barolar Birliği içerisinde dört yönetim kurulu üyesi kamuoyuna dönük bir açıklama yaptı.   Çünkü içeride yönetim kurulu çoklu baroya karşıyız, nispi temsile de karşıyız diye; fakat Metin Bey, nispi seçime itiraz koymuş, yani olmalı demiş. Neticede biz yine itiraz ettik. Ne kadar yoğun trafik. 1 Haziran’da toplantı talep ettik. Pandemi süreci tedbirlerimizi alırız, bu toplantıyı yaparız dedik.

TBB OLARAK BİR VE GÜÇLÜ DURAMADIK

Gittik Ankara’ya 1 Haziran’da, o toplantıya. Basına da yansıdı bazı olaylar. Sert bir toplantı gerçekleşti. Cümle olarak girmeyeceğim. Doğru olmaz çünkü ben baro içinde yaşananların baro içinde kalması gerektiğine inanıyorum.  Orada bir konu önemli biz Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanıyla randevu sürecinin neden işlemediğini sorduk. Biz Türkiye Barolar Birliği olarak iletişim sorunu yaşadık. Dışarıda birlik bölünmüş görüntüsü verdi. Önce dört ardından üç yönetim kurulu üyesi “biz de nispi seçim istemiyoruz” diye açıklama yaptı. Ortak bir karar alın, birleşin dedik. Güçlü duramadık.

10 HAZİRAN GÜNÜ ADALET BAKANI İLE GÖRÜŞTÜK

1 Haziran bildirisi çıktı. İlkini 80 baro, ikincisini 79 baro imzaladı.  Orada daha keskin dedik ki; “Biz baroların bölünmesini istemiyoruz. Pandemi süreci atlatıyoruz, bizim daha farklı problemlerimiz var, diyaloga açığız, baroların bölünmesini kaldırın” dedik. Hep beraber otururuz yasamızı değiştiririz dedik. Aksi halde “demokratik haklarımızı saklı tutuyoruz” dedik. Hukuk kurumları demokratik haklarını nasıl kullanır biz hukukçuyuz kalem insanıyız, bizim pankart açıp sokakta bağıracak halimiz yok. Yasayı yapacak olan yönetenler, iktidarın mensubu ve MHP, meclise geldiğinde İyi Parti, CHP var. Onlara böyle yasa yapmayın diye anlatalım istedik, kesinlikle böyle bir yasa yapmayın diyelim. Sonra Metin bey, Adalet Bakanından 10 Haziran günü randevu aldım dedi. Ben ilk günden itibaren sakıncalarını anlatalım fikrindeyim.

BİZLERE CEZALANDIRMA GİBİ OLDU

Aceleye getirmenin ne anlamı var. Bir cezalandırma gibi oldu. Ankara Barosu bir açıklama yaptı üzerine “Bak bunlar siyaset yapıyor” algısı, sonra 79 baroyu cezalandıralım. İstanbul Barosu 8 bin kişi ile seçiliyor sonra bütün baroların seçim sistemini değiştireyim böyle olur mu? Böyle olmaz.

-Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüştünüz mü?

Ben daha önce de Adalet Bakanımız ile görüştüm. Mesleğin içinden gelen, bizlerle ciddiyetle ilgilenen siyaset üstü bir insan. Bunu her yerde söylüyorum. 10 Haziran günü gittik bakanımıza anlattık. Tek tek söz aldık. Dinledi bizi dedi ki; “Anlıyorum sizi bir yönetim var. Bu konuşulacak. Ben de bu mesleğin mensubu olarak çoklu baroya karşıyım. Savunma çok önemli. Anlıyorum” dedi.

-Bunu Adalet Bakanı söyledi mi?

BAKAN GÜL; ÇOKLU BAROYA KARŞIYIM

Tabi tabi hatta “Sizleri anlıyorum ama bir vekil teklif verebilir. Siz herkesle irtibatta bulunun” dedi. Ne kadar güzel bir ifade değil mi? Ben görüşmeyeyim kararımız kesin demedi. Çok ilgiliydi ve samimi bir ortamda görüşme gerçekleşti. Görüşmemizde Adalet Bakanı Yardımcımız Zekeriya Birkan vardı. Düşünün ben konuşurken Bakanımız dedi ki; Kocaeli Adliye binası pandemi sürecine denk geldi en kısa zamanda yapacağız” bizimle bu kadar ilgilendi. Çok kıymetli bir şey. Ben Adalet Bakanımızı siyaset üstü görüyorum. Ancak son olayda elini vicdanına koymasını beklerdim, olmadı.

-Adalet Bakanı dışında Ankara’da görüşme yaptınız mı? Bir de “daha tasarı yok” deniliyor…

Oradan çıktık kamu denetçiliği kurumuna gittik. Biliyorsunuz baş denetçimiz Şeref Bey daha önce Kocaeli’yi ziyaret etmişti. Kolay ulaşılabilen birisidir. Ona da anlattık “siz bir öneri sunun” dedi. Bir söylenti var tasarı metnini görmek istiyoruz hatta tasarı metnini biz oluşturmak istiyoruz. Baroları bölmeyin sıkıntılar var dedik. Bütün görüşmelerimizde bir sözcü belirledik, anlattık.  Bunun üzerine Şeref Bey “Ben ilgili yerlere sakıncaları paylaşacağım. Destek olacağım” dedi. Oradan ayrıldık. Sonrasında Metin Bey, “Sayın Başkanlarım Cahit Özkan ve Özlem Keskin’den randevu aldım” dedi. O aldığı randevulara kendisi gelmedi Ahmet Bey. Seçtiğimiz arkadaşlar Cahit Bey ve Özlem Hanımla görüştü. Orada da tartışıldı. Mecliste anlatmışlar. Cahit Bey ve Özlem Hanım, çoklu baroya sıcak bakıldığını söylemiş madem tasarı yok bunlar neden tartışıldı. Niye bunlar konuşuldu. Ciddiyetle takip ettik. Biz baroları bölmeyin diyoruz. Sadece çoklu baroya karşı değiliz, nispi seçimi getirmeyin diyoruz. Görüşmeye katılan başkanlarımız CHP’den randevu aldı. Peşine İyi Parti ile görüşmeye çalıştık. Tek tek görüşmeler yapmaya çalışıyoruz. Döndük evimize…

-Barolar Birliği hiç açıklama yapmadı. Neden bu sessizlik?

Her akşam televizyonlar iktidara mensup milletvekilleri çoklu baroyu anlatıyor ve savunuyor. Çoklu baroyu Nagihan Alçı tartışıyor Ahmet Bey. Daha büyük ayıp var mı? Bu dönem içerisinde ulusal medyada Türkiye Barolar Birliği Başkanının açıklama yapmasıdır. Neden biz karşıyız diye açıklama yapmadı Ahmet Bey. Çoklu baronun zararlarına, nispi seçimin zararlarına dair tek açıklama yapmadı o dönem. Sadece yürüyüş sonrası açıklama yaptı. Nispi seçim hiç konuşmadı.

NİSPİ SEÇİM İSTEDİĞİ İÇİN SUSUYOR

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu nispi seçime karşı olumsuz bir karar almış. Bu açık ve net. Bakın ben Kocaeli Barosu Başkanıyım ve yönetim kuruluma bir olay geldi. Yönetim kurulu 11 kişiyiz. Benim içinde  olmama rağmen 6 kişi farklı karar kullanırsa o bizim kararımızdır. Diğer 5 kişi veya ben muhalefet şerhi isteyemeyiz. Nispi seçim kendisi istediği için televizyonlara çıkamıyor. Bölünmüşlük izlenimi veriyor.

-Peki bu sessizlik üzerine mi açıklama yapma kararı alındı?

Bir türlü yol kat edemiyoruz. Ekrana barolarla alakası olmayanlar çıkıyor çoklu baroyu savunuyor. Ak Parti temsilcileri peş peşe açıklama yapıyor. Bizim bir şey yapmamız lazım dedik. Sesimizi duyurmamız lazım. Kamuoyunda kendimizi anlatmamız lazım. Vatandaşın savunma hakkı bakımından büyük bir tehlike bu durum. Ne yapalım? Bir silsile belirledik. Önce açıklama yapalım.

-Ankara’ya yürüme kararı nasıl ortaya çıktı peki?

Özer abi var, Zonguldak Barosu Başkanımız. Büyük madenci yürüyüşünde o zaman avukat olarak yürümüş. Fikrini açıkladı; “Gençler yürüyüş en demokratik, en sessiz, en güzel hak arama yöntemidir. Pandemi sürecinde şöyle yapalım kurallar belirleyelim. Canım Türkiye’min yollarına düşelim, Ankara’da buluşalım. Anıtkabir’i ziyaret edelim çocuklar” dedi. Hepimizin çok hoşuna gitti. Bakın anlatırken dahi çok mutlu oluyorum.

-Siyasi bir yürüyüş diyenler oldu…

Büyük operasyon gibi anlatılması çok üzücü. Siyasete çekilmesi çok üzücü. Siyasi diyorlar Kayseri’yi, Hatay’ı nereye koyacaksınız? Kocaeli’yi nereye koyacaksınız? Benim hiç siyasi açıklamam olmadı ki? Tek derdim mesleğim. Halkımızın ilgisini konuya çekelim dedik. Bütün parti temsilcileri ile görüştüm. O zaman bize Mehmet Muş şöyle demişti; kamuoyu çok önemli. Biz avukatlık sınavı ile tepki çekeriz. Bunları anlatmamız lazımdı halkımıza. Bizi yönetenlerin daha çok dinlemesini istedik. Adalet Bakanımız  “Biz mecliste güçlüyüz. Girişimlerinizi yapın. Mecliste ne karar çıkacaksa geçecek” diyerek süreci hızlandırdı. Barışçıl bir şekilde hak aramak istedik. Kimseyle bizim kavgamız yok. Tişörtümü giydim ve açıklamamı yaptım. Kocaeli’den yürüyüşe başladım.

# BAHAR GÜLTEKİN CANDEMİR İLE İLİŞKİLİ:

28 Haz 2020 - 00:23 -

Muhabir Ahmet Akçaalan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bugün Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bugün Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Kandıra'ya Çöp Tesisi Kurulsun Mu?