Reklamı Kapat

Bahar Gültekin Candemir; “Baro başkanları olarak darp müdahalesine ülkem adına üzüldüm”

“Yapmayın dedim polis memuruna. Türkiye’nin fotoğrafını uluslararası basında böyle görmesinler” bu cümlelerle Ankara’da yaşadıklarını anlatan Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir’in şu ifadeleri süreci özetledi; “Devletin bekası dediğiniz şey, hukukçuların ablukaya alındığını dünya basınında tartıştırmamaktır. Biz hukuk devleti için varız. Biz diz çökersek 130 bin avukat 81 milyon vatandaşımız diz çökecekti, biz savunmayız ve diz çökmedik” dedi.

Ahmet Akçaalan
Ahmet Akçaalan Tüm Haberleri

Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir, Bugün Kocaeli Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Akçaalan ile Türkiye’nin gündemi olan savunma yürüyüşünü konuştu. Röportajın birinci bölümünde Ankara’ya yürüyüş kararı nasıl alındı ve Türkiye Barolar Birliği içerisinde yaşanan gelişmeleri aktardık. Bu bölümde ise Kocaeli adliye binası önünden başlayan yürüyüşte Başkan Candemir neler yaşadı? Ne için yürüdüler? En zor anı ve en mutlu anı neydi sizlere aktaracağız….

İKİNCİ BÖLÜM

-Kocaeli Adliyesi önünde bir açıklama ile başladınız. O gün ve öncesi neler yaşandı?

Bir gün öncesinde yetkili kurumlara bilgilendirmemi yaptım. Pandemi sürecinde kurallara dikkat edeceğimiz konusunda bilgilendirdik. Bir kısma kadar yönetim kurulundan bazı arkadaşlarım eşlik edecek, aracım da yanımda olacaktı. Tişörtümü giydim. ‘Savunma yürüyor’ diye arkadaşlar bir tişört yaptırmış. Neden yürüdüğümüzü anlatıyoruz.  Güçlü baro güçlü savunma diyoruz. Savunma halka ait olan bir hak. Biz onun temsilcisiyiz. Emniyet yetkililer ile güzergahı kararlaştırdık. Bütün Türkiye’de aynı gün saat 10’da baro başkanları olarak yürüme kararı aldık. Açıklamamı yaptım. Cübbemi en büyük baro başkanımız Ersayın Işık’a teslim ettim. Arkadaşlarım ve ailemle vedalaştım.

-O an ne hissettiniz?

Ben İzmit çocuğuyum. Siyasiler arıyor, herkes arıyor gelmeyin diyorum. O kadar çok duygulandım ki bütün meslektaşlarım geldi. Biz gelenekçi bir baroyuz. Birbirimize bağlıyız. Meslektaşlarım eşlik etmek istedi. Pandemi sürecini anlattık. İl Emniyet müdürümüz çok ilgilendi. Bir polis aracı takip edecek diye düşündüm. Şuradan yürüyorum koşarak bir vatandaşımız şemsiyesini verdi. İnsanlar farkındalar kim nereye çekerse çeksin halk bizi anladı. 13 kilometre yürüdük yağmur yağdı. Orada yönetim kurulum geri döndü.

-Diğer baro başkanları ile nerede buluştunuz?

Aracımızla Kaynaşlı’da Düzce Baro Başkanımızla buluştuk. Hatta güvenlik şube müdürü orada bize takıldı; “Kadın başkanlar daha çok yürüyor” dedi. Meğer birbirlerine haber veriyorlarmış şurada araca bindi. Tam ayrılacakken emniyet görevlilerinden helallik istedim. Düzce’de ilk il emniyet müdürümüzü aradım teşekkür ettim ilgilerinden dolayı. Düzce’den sonra Bolu Abant kavşağına geldik. O kadar güzel bir yürüyüştü ki, köylüler, ablalar bizi çağırıyor, kornalar çalınıyor. Meslektaşlarım mesaj atıyor abla üşüdün mü? Ben böyle yürüdüm. Anlatırken gözlerim doluyor. Bolu’ya vardık. Bolu Bora Başkanımız aldı bizi. O sıra Zonguldak başkanımız aradı bir buluşma noktası belirledik. Anlatırken gönlüm coşuyor. Biz 72 yaşında baro başkanımızla buluştuk. Biz o gün 13 kilometre yürüdük. Zonguldak, Bolu, Düzce, Yalova, Ankara hep bir araya geldik. Bir köy kahvesine girdik. Yemek yedirdiler. O kadar güzel yerler, meyve getiriyorlar.

-Yürüyüş sırasında size tepkiler nasıldı?

Söyleyin neden yürüyorsunuz diyorlar? Orada bir köy kahvesine gittik. Üç kuşaktır köy kahvesini çalıştırıyorlarmış. Kahveye oradan geçen herkes bir hatırasını bırakmış. Kaşkolünü bırakan var, ünlü biriyse fotoğraf çekilmiş. Kocaeli Barosunun Türkiye haritası vardı, “Mustafa Kemal Atatürk’e doğru yürüyoruz” diye ben mutlu olayım diye arkadaşlar onu afiş haline getirip, minibüsün arkasına yapıştırmışlar. Kahve sahibi sürekli ona bakıyor; “Ne güzelmiş” dedi. Ben de dedim ki; Kocaeli barosu olarak bırakayım abi dedim. Tabi dedi şimdi o köy kahvesine bizim Türkiye haritamız asıldı.  

-Ankara’ya girdiğinizde nasıl bir tutumla karşılaştınız? İlk müdahale nasıl oldu?

İlk gece 17:00’de Ankara’da Bilkent Otelde buluştuk. Oturduk. Yarın ne yapıyoruz. Elden yazı götürelim diye düşündük Anıtkabir için. Resmi tören yerine karanfil bırakalım dedik. Yemeğimizi yedik yattık. Ankara kapısına geldik. Baro başkanlarımızı bekliyoruz. Yürüyeceğiz ya, beyaz spor ayakkabımı giydim. Biranda polisler geldi. Sert bir hareket oldu. Ne oluyor? Yürüyemezsiniz dedi iki komiser. Sosyal mesafe bırakarak çiçekleri vereceğiz, bir açıklama yapacağız basına baroları bölmeyin diyeceğiz, bilgi veriyoruz, konuşmalar oluyor. Bir anda domino taşı gibi tıkır tıkır kalkanlar ne oluyor? Yapmayın diyoruz. Bizi kalkanlarla ittirmeye başladılar. Yapmayın dedim polis memuruna. Türkiye’nin fotoğrafını uluslararası basında böyle görmesinler. Bu sefer diğer köşe kalkanlar çekildi. Beni dürttüler. Bütün başkanlar etrafımı çevirdi. Birden ortalık karıştı. Bektaş Başkanın kafasına vuruldu. Çekilmeler başladı. Biz avukatız, baro başkanıyız diyoruz durmuyorlar. Ben o kargaşa içerisinde 1,20 lik basamağı var. Beni oraya alın dedim. Oraya çıktım.

ALLAH O LAFLARI DUYURMASAYDI

Kadın baro başkanı olarak saldırıya son versinler diye en öne geçtim. Yukarıya çıktım, polis bağırıyor aşağıya inin. Bir sürü laf duyduk, Allah o lafları duyurmasaydı. İnin dedi, inmeyeceğim dedim. Polis yürüyemezsin dedi, yürüdüm başkente mi giremeyeceğim dedim. Bir polis geldi, ben indireyim dedi. Yok beni arkadaşım indirir dedim. Erinç’e bağırdım sonra Hatay başkanım indirdi. Ben buradan nasıl uğurlandım, orada nelerle karşılaştım. O kemerin altına girdik. Orada da kalkanlar. Bu arbedenin sorumlusu Metin Feyzioğlu’dur dedim. Ve derhal istifa etmelidir. Baro başkanları böyle bir müdahaleye muhattap olmamalıydı. Uluslararası camiada Türkiye bu fotoğrafı vermemeliydi. Böyle bir yara almamalıydık. Neden uluslararası camiada devletimi, ülkemi tartıştırayım ki? Bu bize ne katkı sağlar. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ben istemem mi ülkem demokrasi şampiyonu olsun. Derdimizi anlatıyoruz, uzak durun diyorlar…

ARBEDE DEVAM EDİYOR...

Diğer başkanlarımızın yanına geçtik. Yürüyemedik oturma eylemi yapacağız. Çıkamıyoruz oradan, sözlü taciz var. Kollarından tutup, yerlerde sürüklediler. Bırakın, yürüyeceğiz, açıklama yapacağız diyoruz, müdahale ediyorlar. Oturduk. Anlattık. Orada bir açıklama yaptık. Biz neler yaşarken aynı saatlerde Metin Feyzioğlu, 13 baro başkanı ile çelenk koydu. Sonra bizim etrafımız robocop polislerle çevrildi. 70 baro başkanının etrafı çevrildi. Bir inşaat var, onun gölgesine gidiyoruz. Güneş vuruyor. Gölge kısma geçemeyelim diye oraya şerit çektiler. Uzun uzun çubuklar geldi. Tıkır, tıkır dört tarafımız ablukaya alındı. Erinç Bey, Vali Bey ile görüştü. Vali Bey, “Benim yetkimi aşan bir durum” dedi.

KOCAELİ’DEN KİMSE GELMEYECEK DEDİM

Bizimle çok ilgileniyor diye Zekeriya Bey’i aradım elimden geleni yapıyorum dedi. Kocaeli’nden aradılar kimse İzmit’ten kimse gelmeyecek dedim. Biz barışçıl yürüyüş yaptık. Allah korusun provokasyon çıkar polis müdahale eder, gördünüz mü kaos çıktı derler o yüzden Kocaeli’den kimsenin gelmesini istemedim.  Ankara Büyükşehir Belediyesi çadır gönderdi. Çadırları söktüler. Basın görevlilerini içeri almadılar, görüştürmediler. Bir çıkış yeri verdiler. Ben tuvalete gideceğim diyorsun. 70 yaşında insanlar var. Girerken kimlik göstereceksiniz, sadece baro başkanları olacak dediler. Çıkıyorsunuz bir cafe ihtiyaç için gidiyorsunuz. Ankara Barosunun yemekleri ertelendi. Yönetim kurulu üyelerinin içeri gelmesi engellendi. Sonra müzakere heyeti istendi. Geri gönderilmeyi kabul etmedik, ikinci bariyeri çevirdiler. Sokağın girişi yasaklandı. Üçüncü barikat kuruldu. İhtiyacımı giderip geri geldim. Çabuk yönetim kurulu üyelerime çıkın dedim gözaltı kararı var dedim. Biz fiili olarak gözaltındayız, götürüleceğiz siz gidin dedim, üç yönetim kurulu üyem var. Yağmurdan sırılsıklamız. İki saat sonra dışarı çıkabilirsiniz dendi. Battaniye göndermişler, içeri alınmadı, yemekler kabul edilmedi. İki sandalye var. Sırayla oturuyoruz. Dedik ki iki saat arabada uyuyalım. Sandalye sokulmuyor.

HAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN BÜYÜK HAKSIZLIK

Bakın burası çok öneli. Bir canlı yayında Metin Feyzioğlu’na gazeteci sordu, savunma neden yürüyor? “Barolar diyor Mehmet Selim Kiraz rahmetli savcımızın katilinin ayakta alkışlayan, açıklama yapan barolar var diyor, DHKPC ile alakalı diyor” Ne diyor bu dedik. Ne diyor bu yani? Ne açıklaması yaptık. Televizyonun karşısında gözümden yaş geldi. Hayatımda gördüğüm en büyük haksızlıktır. Sonra da diyor ki ben katılmıyorum ama yürüyebilirler. Sen 19 Mayıs, 1 Haziran bildirisine neden imza attın. Biz ne yapacaktık? Hukuk kurumuyuz biz, kalem insanıyız, başka ne yapacağız? Ben diyor devletimin yanındayım biz neredeyiz? Ne biçim laf? Biz milletin ve hukuk devletinin yanındayız.

MÜDAHALEYE HAZIR OLDUN DİYE KENDİ ARAMIZDA KONUŞTUK

Ablukadan çıkış izni verildi. Sandviç falan alalım dedik. Üç başkanla çay içiyoruz. Pastane sahibi çıktı. Çok özür diliyorum sizden, bize kapatmamız emredildi aynı zamanda sosyal mesafeye uymamamızdan dolayı idari para kesildi dedi. Kalktık dedik ki o idari para cezası bizim para cezamız. Tebliğ gelecekmiş. Biz ödeyeceğiz cezasını. Böylelikle tuvalette gitti. Kaçıncı dünya ülkesiyiz. Ben alana gittim. Oturuyoruz sabah altı. Önümüze otobüsler çekmeye başladılar. Yanaştırıyorlar. Üç barikat artı üç otobüs. Polisler nöbet değiştirdi. Kask, gaz maskesi, etrafımızı kuşattılar. Müdahaleye hazır olun diye kendi aramızda konuşuyoruz. Karşıda bir amir el kol hareketi yapıyor. Ne yapıyorsun diyoruz. Sesini yükseltme diyor. Ne yapıyorsun diyorsun nasılsın diye sordum diyor. Sonra haber geldi siyasiler geliyor dediler.

O TEPKİYİ BEN GÖRSEM İSTİFA EDERDİM

Metin Feyzioğlu alana geldi. Bizi temsil etmediğini zaten biliyorduk, bizi yok sayan bir baro başkanı. Hiç bir şey hissetmedik. 22 saate kadar birlik başkanı yok. Niye gelmiş ki hiç gelmeseydi. O tepkiyi ben görseydim huzurda istifa ederdim. O hareketimiz ne kadar demokratik bir tepkiydi. 70 yaşında bir baro başkanımız tepki gösterdi. Sonra gitti.

GERİ DÖNÜN DEDİLER, KABUL ETMEDİK

Bir haber geldi yüz metre izin veriyoruz. Hayır dedik. Kendi aramızda konuştuk. Sıcağı yedik, yağmuru yedik, biz diz çökersek 130 bin avukat 81 milyon vatandaşımız dik çökecekti, biz savunmayız. Barolarımızı, avukat arkadaşlarımızı, Kocaeli’yi temsil ediyorduk. Adalet arayan Türkiye’yi temsil ediyorduk kabul etmedik. Hatta gözaltı yapın, sıcak bir yere gideriz dedik. Demokratik çizgimizden asla ayrılmadık. Bu noktadan sonra geri adım atmayacağız dedik. Hiç yorulmadık, üzülmedik. Bana değil bize bu uygulamayı layık görenlere geçmiş olsun. Yüzümüzde bir damla hüzün olmadı. Oturma eyleminde ki yüzümüzdeki ifademiz şaşkınlıktı. Baro başkanları olarak darp müdahalesine ülkem adına üzüldüm.

ALLAH BİZE DİRENMEYİ NASİP ETTİ

Her siyasi görüşten destek aldık. Biz hukukçuyuz. 3 gün, 5 gün, 10 gün biz buradayız dedik. Devletin itibari için yapmayın diye bağırdık. Bize değil, devletimize bize yapmayın diye haykırdık. Yürümek için geldik yürüyeceğiz ve açıklamamızı yapacağız. Kitlesel bir eyleme çok rahat dönüştürebilirdik. Herkese gelmeyin dendi. Gelme dedim diye kırılan meslektaşım oldu. Tamam dendi. Devletim dışında hiç üzülmedim. Türkiye’nin başkenti Ankara’ya bir baro başkanı olmayı bırakın vatandaş olarak giremedik. Bırakın şu açıklamamızı yapalım, emniyet ile bizi karşı karşıya getirdiler. Vatandaşa yapılacak müdahale değildi. Feyzioğlu ile çelenk koyan 13 başkan da bizim yanımıza geldiler.

AVUKATLARA DİZ ÇÖKTÜREMEZSİNİZ

Biz bir tercih yaptık, avukatlık biat mesleği değildir. Avukatlara diz çözdüremezsiniz. Biz neyi temsil ettiğimizin bilincindeyiz. Anayasayı kitap olarak biliriz. Dönüp bize yapma demeyiz. 70 baro başkanıydık. Allah bize direnmeyi nasip etti. Kimse üşüdüm demedi. Bizim barolarımız Cumhuriyet’in kaleleridir. Barolar Cumhuriyet’in kurumlarıdır. Baroları PKK, FETÖ veya başka yapılarla yan yana getiren Cumhuriyet düşmanıdır, vatan düşmanıdır. Bizim vatanseverliğimizi kimse sorgulayamaz. Bize bu tarz ithamlar Cumhuriyete ve vatana saldırıdır. Toplumsal kaosla beslenenler bunlar. Devletin bekası dediğiniz şey, hukukçuların ablukaya alındığını dünya basınında tartıştırmamaktır. Biz hukuk devleti için varız. Bizler kadar vatandaşına hizmet eden kamu kurumu sınırlıdır.

-Cumhurbaşkanımız randevu talebiniz var değil mi?

Baro Başkanları adına Cumhurbaşkanımızdan Kocaeli Barosu olarak randevu talep ettik. Kendisine anlatmak istiyoruz. Ak Parti milletvekillerinin de düzenlemeden haberi yok. Cumhurbaşkanlığında hukukçular düzenleme için çalışıyormuş. Ak Parti içerisinde kaygılanan arkadaşlarımız var.

-Savunma yürüyüşü başarılı oldu mu? Yasa konusunda net bilginiz var mı?

Sesimizi duyurduk. Yasa hızlandı veya yavaşladı. Biz bu kadar ses getiremezdik. Türkiye’nin her yerinden teşekkür telefonları geldi. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Tebrik telefonları ile gururlanıyoruz. Biz diz çökmeyeceğiz, mücadele bitmedi, devam edeceğiz. Bakın benim 7 ceddimi Kocaeli’nde herkes bilir. Ankara dönüşü “herkes gurur duyduk evladım sizinle” dedi.  

 

 

 

 

# BAHAR GÜLTEKİN CANDEMİR İLE İLİŞKİLİ:

28 Haz 2020 - 00:55 -

Muhabir Ahmet Akçaalan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Bugün Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bugün Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Kandıra'ya Çöp Tesisi Kurulsun Mu?