23 Nisan’da yaptığı açıklamalarla gündeme oturdu Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarının ardından konuştu, devletin reflekslerini sorguladı. Ankara’daki parti genel merkezinde düzenlenen toplantıda hem eğitimde yaşanan sorunlara değindi hem de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerini sıraladı. Özellikle 50+1 sistemine dikkat çekti, Meclis’in etkisizleştiğini söyledi. Konuşmasının satır aralarında ise çocukların güvenliği ve siyasetin sorumluluğu öne çıktı, sert bir dil vardı yer yer.
50+1 sistemi ve Meclis tartışması yeniden alevlendi
Ağıralioğlu’nun açıklamalarının merkezinde 50+1 sistemi vardı. Uzun süredir eleştirdikleri bu yapının, Meclis’i işlevsiz hale getirdiğini savundu. Ona göre mesele sadece bir seçim sistemi değil, daha derin bir yönetim sorunu. Meclis etkinliğini kaybettikçe devletin sorun çözme kapasitesi de zayıflıyor, dedi.
Sözleri dikkat çekiciydi; Meclis meclis olmaktan çıkınca, sorunların büyümesi kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle çözüm olarak sistem değişikliğini işaret etti. Bakanların Meclis’e karşı sorumlu olması gerektiğini vurguladı, bütçe hakkının önemine değindi. Meclis’in denetim gücü olmadan demokrasinin sağlıklı işlemesinin mümkün olmadığını ifade etti.
Bir başka noktaya daha değindi; siyasetin azınlık üzerinden şekillendiğini söyledi. 50+1 sisteminin küçük oy oranlarına sahip gruplara belirleyici güç verdiğini savundu. Bu durumun da siyaseti ilkesizliklere açık hale getirdiğini dile getirdi.
Okul saldırıları sonrası eğitim sistemi eleştirisi
Konuşmanın en çarpıcı bölümlerinden biri ise okul saldırılarına ilişkin değerlendirmeler oldu. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylara değinirken, eğitim sistemindeki eksikliklere dikkat çekti. Sorunların bilindiğini ama önlem alınmadığını söyledi.
Akran zorbalığı, psikolojik destek yetersizliği, kalabalık sınıflar… Hepsi biliniyor dedi, ama uygulanmıyor. Asıl problem burada, diye ekledi. Devletin ve siyasetin ancak olaylar yaşandıktan sonra harekete geçtiğini vurguladı. “Başa bela geldikten sonra konuşuluyor” ifadesi bu noktada öne çıktı.
Eğitim politikalarında önleyici adımların eksik olduğunu dile getirdi. Uzman görüşlerinin dikkate alınmadığını, tedbirlerin geciktiğini söyledi. Çocukların güvenliğinin sağlanamamasını ise en büyük sorunlardan biri olarak tanımladı.
Siyasette empati ve sorumluluk vurgusu
Ağıralioğlu’nun konuşmasında empati eksikliği sık sık gündeme geldi. Özellikle hayatını kaybeden çocuklar üzerinden yapılan açıklamaları eleştirdi. “Haklarınızı helal ediyor musunuz” gibi ifadelerin yanlış olduğunu söyledi.
Siyasetin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini dile getirdi. Çocukların yaşadığı acılar karşısında daha duyarlı bir yaklaşım beklediğini ifade etti. Toplumsal meselelerin aidiyetler üzerinden tartışılmasını da eleştirdi.
Bir noktada cümle devrildi; çocukların sesini duyamayan bir siyaset, görevini yapamıyor aslında. Bu vurguyla konuşmasını derinleştirdi. Empati kuramayan bir yönetim anlayışının sorunları çözmesinin zor olduğunu söyledi.
İstifa tartışması ve siyasi sorumluluk çağrısı
Milli Eğitim Bakanı üzerinden yürüyen tartışmalara da değindi. İstifanın bir zayıflık değil, sorumluluk göstergesi olabileceğini söyledi. Böyle bir adımın siyaseti küçültmeyeceğini, aksine güçlendirebileceğini ifade etti.
Burada dikkat çeken bir öneri sundu; büyük acıların ardından sembolik adımların önemli olabileceğini belirtti. Eğitimde yapılması gereken reformların somut şekilde ortaya konulması gerektiğini dile getirdi.
Sözleri netti ama yer yer devrikti; bu kadar şey biliniyorken yapılmaması, asıl sorun burada. Bu cümleyle eleştirisini keskinleştirdi.



