Kâinattaki düzen Allah’ın varlığına işaret ediyor
Bugün okunan cuma hutbesinde, evrendeki kusursuz düzenin insanı tefekküre davet ettiği belirtildi. Gezegenlerin yörüngelerindeki hassas denge, güneş ve ayın düzenli hareketi ile yeryüzündeki hikmetli yaratılışın, Allah’ın varlığına ve birliğine açık delil olduğu ifade edildi.
Hutbede Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?” ayeti hatırlatılarak, insanın akletmeye ve düşünmeye çağrıldığı vurgulandı.
“İnançsızlık insanı mutsuzluğa sürükler”
Hutbede, inançsızlığın insanı huzursuzluğa ve anlamsızlığa sürükleyen temel sebeplerden biri olduğuna dikkat çekildi. İmanın, hayatı anlamlı kıldığı, kişiye sorumluluk bilinci kazandırdığı ve kalbe huzur verdiği ifade edildi.
Allah’a iman eden kimsenin yalnız olmadığını bildiği, bu bilincin de güven duygusunu güçlendirdiği belirtilirken, “Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya iletir” ayetine yer verildi.
“Zulüm ve kötülüğün kaynağı insanın nefsidir”
Hayata dair temel soruların ancak vahyin rehberliğinde cevap bulabileceği vurgulanan hutbede, insanın nereden geldiği, niçin yaratıldığı ve nereye gittiği sorularının Yüce Yaratıcı inkâr edilerek anlaşılamayacağı ifade edildi.
İyi ile kötünün ölçüsünün de ilâhî sınırlar olmadan netleşemeyeceği belirtilirken, yeryüzünde yaşanan zulüm ve kötülüklerin müsebbibinin Allah Teâlâ olmadığı, bunların insanın nefsine uyması sonucu ortaya çıktığı kaydedildi. Hutbede, “Allah insanlara zerre kadar zulmetmez; ancak insanlar kendilerine zulmederler” ayeti hatırlatıldı.
Müslümanlara önemli sorumluluk hatırlatması
Hutbenin son bölümünde, peygamberlerin müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderildiği, ilâhî kitaplarla hak ile bâtılın açıkça ortaya konulduğu ifade edildi. Bu ilâhî sürecin Hz. Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve Kur’an-ı Kerim ile tamamlandığı vurgulandı. Ahiret hayatıyla birlikte adaletin eksiksiz tecelli edeceği hatırlatıldı.
Müslümanların sorumluluğunun; inançsızlık girdabında savrulan insanlara gönül kapılarını açmak, ilâhî mesajı ulaştırmak, gençleri sünnet-i seniyye ile buluşturmak ve çocuklara Allah sevgisini sevgi diliyle aşılamak olduğu ifade edildi.
Hutbe, Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem), “Senin vesilenle Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin üzerine doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır” hadisiyle tamamlandı.