Bir çoğumuzun tadına ve kokusuna hayran olduğu, 40 yıllık hatırına inandığımız kahveyi konuşalım bugün. Antioksidan bakımından oldukça zengin olan kahvenin günde 1 bardak içildiğinde faydaları saymakla bitmiyor. Kahve sadece içilmiyor bazı ülkelerde kahve banyoları yapılırken telvesi ile cildinize uygulayacağınız peeleng cildinizin daha yumuşak ve canlı gözükmesini sağlıyor.
Anavatanı Etiyopya’nın yüksek yaylaları olan ve yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bölgelerde yerli halk tarafından bitkinin tanelerinin un haline getirilip bir çeşit ekmek yapılması ve meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılan ve "sihirli meyve" olarak adlandırılan kahvenin, değişkenlik göstermekle beraber, meyve vermesi 3-4 yılı almakta.
Bütün gün kahve çekirdeği topladıktan sonra güzel bir akşam kahvesi ile keyif yapmak kulağa çok hoş gelse de kahve toplayan işçiler için durum hiç öyle değil. Kahve hasadı yapan işçilerin hemen hiçbiri kahvenin tadını bilmez ve hayatlarında hiç kahve içmemişlerdir. Bunun en ilginç tarafı ise bu işçilerin hiç tadını bilmedikleri meyvenin kokusundan ve renginden olgunlaşıp olgunlaşmadığını anlayabilmeleridir.
Böylesine ekimi, hasadı oldukça meşakkatli olan kahve meyvesi birçok işlemden sonra evlerimizdeki yerini alıyor.
Bazen dostlarla içileni, bazen ise yalnız içileni makbul olan kahvenin ilk olarak ülkemize girişi (1520-1566) yıllarında Yemen Valisi Özdemir Paşa'nın lezzetine hayran kalıp, İstanbul'a getirmesiyle olmuştur. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını almıştır.
Osmanlı döneminde kahvenin lezzeti kadar sunumuna da oldukça önem verilirdi. Şeker üretimi olmadığı için, öncesinde gül kokulu lokumlarla ağız tatlandırılır ve kahve öyle yudumlanırmış. Altın ve elmas süslü fincanlarla ikram edilen kahvenin yanında muhakkak lokum ikram edilirmiş.
Günümüzde çeşitliliği artmış olan kahvenin gençler tarafından en çok tercih edilen çeşidi olan filtre kahve ise ilk olarak Almanya'da yaşayan Melitta Bentz tarafından, 1908 yılında 35 yaşında icat etti. Buluşuyla tarihe geçen bilim kadınının filtreye ihtiyaç duymasının tek sebebi ise kahve içerken ağzına telve gelmesini istememesiydi.
Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan kahvenin birçok pişirme ve sunum tekniği vardır. Pişirmesi kolay gibi gözükse de lezzetli kahve pişirmek maharet ister. Kahve makineleri şimdilerde bu işi üstlense de bakır cezvede ve közde pişen kahvenin tadı bir başkadır.
Şimdi bu yazıyı birlikte kahve içmek istediğiniz arkadaşınızla paylaşabilirsiniz…