Kocaeli’de küçük bir dükkanda yıllardır süren bir emeğin hikayesi var. 80 yaşındaki Abdullah Kaya, tam 51 yıldır bıçak bileyerek geçimini sağlıyor. Kurban Bayramı yaklaşırken iş yükü artmış durumda. Sabahın erken saatlerinde açıyor dükkanını, gece geç saatlere kadar çalışıyor. Yetiştirmekte zorlanıyor siparişleri, buna rağmen işini bırakmıyor. En büyük endişesi ise mesleğini devredecek bir çırak bulamamak. Yoğunluk her yıl artıyor ama ustanın söylediğine göre bu işi öğrenmek isteyen yok.
Kurban Bayramı öncesi bıçak bileme yoğunluğu arttı
Bayrama sayılı günler kala hareketlilik başlamış durumda. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde, bıçak bileme ihtiyacı ciddi şekilde artıyor. Abdullah Kaya da bu yoğunluğu her yıl aynı şekilde yaşıyor. Sabah 07.30’da açıyor dükkanını, çoğu zaman gece 23.00’e kadar çalışıyor. Yine de yetiştiremiyor tüm işleri.
Vatandaşların son haftaya bırakma alışkanlığı var, söylüyor ama dinletemiyor. Erken getirin diyor bıçakları, yine de son günlere kalıyor çoğu iş. Yetişmeyeceğini düşündüğünü geri çeviriyor bazen, mecbur kalıyor buna. Bayram öncesi tempoyu kaldırmak zor, yaş ilerlemiş çünkü.
Üç aşamalı doğal bileme yöntemiyle çalışıyor
Modern makineler var, hızlı çalışan sistemler de var ama tercih etmiyor onları. Kendi yöntemine güveniyor. Üç aşamalı bir bileme süreci uyguluyor. Önce zımpara ile başlıyor işe, ardından keçeli zımparaya geçiyor. Son aşamada ise sıfır keçeli zımpara kullanıyor. Sonuç, yağ taşından çıkmış gibi oluyor bıçaklar.
Müşteri kitlesi geniş. Terziler, berberler, lokantalar sürekli gelenler arasında. Sadece şehir merkezi değil, çevre ilçelerden de gelenler var. Kandıra’dan, Gölcük’ten gelen müşterileri var mesela. Memnuniyet yüksek, bu yüzden işi hiç kesilmiyor.
Çırak bulamıyor, mesleğin geleceğinden endişeli
En çok bu konuya üzülüyor usta. Yıllardır bu işi yapıyor ama yanında yetişen kimse olmamış. Zincirin halkası koptu diyor, geriden gelen yok. Gençler ilgi göstermiyor bu mesleğe.
Belediyeler destek verse diyor, eğitimler verilse. Para da istemem diyor, yeter ki biri öğrensin bu işi. Kendi çocukları farklı mesleklerde, torunları ise henüz çok küçük. Devam ettirecek kimse görünmüyor şimdilik.
Birçok meslek gibi bunun da kaybolduğunu düşünüyor. Terzilik, kalaycılık, bıçakçılık… Hepsi yavaş yavaş unutuluyor. Halbuki geçim sağlanır bu işten, bir haneyi rahatça döndürür diyor.
Yarım asrı aşan tecrübe, küçük dükkana sığmıyor
Meslek sadece bu dükkandan ibaret değil aslında. Öncesinde 25 yıl mobilya atölyesinde çalışmış. Makine bıçaklarını bileyerek başlamış bu işe. Sonrasında kendi dükkanını açmış. Toplamda 51 yıl olmuş.
Bu işin sadece öğrenmekle olmayacağını söylüyor. Yetenek lazım diyor, el alışkanlığı lazım. Herkese öğretilmez, herkes de yapamaz. Yılların verdiği birikim var, kolay kazanılmıyor.
Şimdi küçük bir dükkanda devam ediyor işine. 12 metrekarelik alanda, yarım asırlık bir tecrübe var aslında. Sığdırmış hepsini oraya, sessizce sürdürüyor mesleğini.