Diyanet İşleri Başkanlığı, 6 Mart 2026 tarihli Cuma hutbesinin konusunu açıkladı. Türkiye genelindeki camilerde okunacak hutbede, Ramazan ayının manevi atmosferi içerisinde zekât ve fıtır sadakasının önemi ele alındı. “Zekât ve Fıtır Sadakası” başlığıyla yayımlanan hutbede, sahip olunan nimetlerin Allah’ın bir emaneti olduğu hatırlatılarak, ihtiyaç sahipleriyle paylaşmanın hem bireysel hem toplumsal açıdan büyük bir sorumluluk olduğuna dikkat çekildi. Hutbede ayrıca zekâtın İslam’ın temel ibadetlerinden biri olduğu, fitre ile de Ramazan’ın bereketinin toplumun tüm kesimlerine ulaştırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

Zekâtın İslam’daki yeri ve önemi

Hutbede, zekâtın İslam’ın beş temel esasından biri olduğuna vurgu yapılarak bunun yalnızca bir bağış değil, Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş önemli bir ibadet olduğu hatırlatıldı. Müslümanların sahip olduğu mal ve imkânların bir emanet olduğu belirtilirken, bu nimetlerin şükrünün ihtiyaç sahipleriyle paylaşmakla yerine getirileceği ifade edildi.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan “Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır” ayetine atıfta bulunulan hutbede, zekâtın fakirleri minnet altında bırakan bir yardım değil, onların hakkını teslim etmek anlamına geldiği vurgulandı. Bu yönüyle zekâtın, toplumda adalet duygusunu güçlendiren ve sosyal dengeyi sağlayan önemli bir ibadet olduğunun altı çizildi.

Ayrıca zekâtın malı eksiltmediği, aksine bereketlendirdiği ifade edilerek Müslümanların bu ibadeti ihmal etmemesi gerektiği hatırlatıldı.

Zekât toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor

Cuma hutbesinde zekâtın yalnızca bireysel bir ibadet olmadığı, aynı zamanda toplumdaki yardımlaşma ve dayanışmayı güçlendiren bir yönü bulunduğu ifade edildi. Zekâtın müminler arasında rahmet ve şefkat köprüleri kurduğu, birlik ve beraberliği pekiştirdiği belirtildi.

Zekât sayesinde kardeşlik duygusunun evlerde ve sofralarda daha güçlü hissedildiğine dikkat çekilen hutbede, bu ibadetin toplumsal huzura önemli katkı sağladığına değinildi. Aynı zamanda zekâtın insanı bencillik, cimrilik ve dünya hırsından arındırdığı ifade edildi.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in bir hadis-i şerifine de yer verilen hutbede, zekâtın günahların affına vesile olduğuna işaret edilerek, “Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder” buyruğu hatırlatıldı.

Fıtır sadakası Ramazan’ın şükrü olarak veriliyor

Hutbenin önemli başlıklarından biri de halk arasında “fitre” olarak bilinen fıtır sadakası oldu. Diyanet’in hutbesinde fıtır sadakasının, Ramazan ayına ulaşmanın ve bayrama kavuşmanın bir şükrü olduğu ifade edildi.

Peygamber Efendimiz’in, bayram namazından önce fitrelerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını tavsiye ettiği hatırlatılarak, bu uygulamanın toplumda merhamet ve paylaşma duygusunu güçlendirdiği belirtildi. Böylece Ramazan Bayramı’nın sadece bireysel bir sevinç değil, toplumun tamamına yayılan bir mutluluk haline geldiği vurgulandı.

BAKAN GÖKTAŞ KOCAELİ’DE YETİM ÇOCUKLARLA İFTAR PROGRAMINA KATILDI
BAKAN GÖKTAŞ KOCAELİ’DE YETİM ÇOCUKLARLA İFTAR PROGRAMINA KATILDI
İçeriği Görüntüle

Hutbede ayrıca Müslümanların zekât ve fitre verirken öncelikle çevresindeki ihtiyaç sahiplerini gözetmesi gerektiği ifade edildi. Akrabalar, komşular ve yakın çevrede bulunan ihtiyaç sahiplerinin ardından mazlum coğrafyalardaki insanlara yardım ulaştırmanın önemine dikkat çekildi.

Yardımlaşma çağrısı

Diyanet’in yayımladığı hutbede, Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma için önemli bir fırsat olduğu hatırlatıldı. Müslümanların zekât ve fitreleriyle bir fakirin sofrasını bereketlendirebileceği, borçlunun yükünü hafifletebileceği ve yetimlerin yüzünü güldürebileceği ifade edildi.

Hutbe, Kur’an-ı Kerim’de yer alan şu ayetle sona erdi:

“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.”