Okullarda her geçen gün daha görünür hale gelen akran zorbalığı, çocukların sessizce verdiği zorlu bir mücadeleye işaret ediyor. Fiziksel ya da sözel şiddetin yanı sıra dışlanma ve alay edilme gibi eylemler, öğrencilerin hem psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor hem de okul başarısını olumsuz etkiliyor. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan psikologlar, zorbalığa maruz kalan çocuklarda içe kapanma, okuldan uzaklaşma ve özgüvende ciddi düşüşler gözlemlendiğini ifade ediyor. Psikolog Bedriye Gizem Top’un da vurguladığı gibi, bu süreç yalnızca mağdurları değil, tanık olan ve zorbalığı uygulayan çocukları da etkileyen çok boyutlu bir sorun.

Kocaeli'ye Yeni Bir Meslek Lisesi Açılıyor!
Kocaeli'ye Yeni Bir Meslek Lisesi Açılıyor!
İçeriği Görüntüle

“Akran Zorbalığı Çocukların Görünmeyen Mücadelesi”

Akran zorbalığı, sosyal medya ve haber bültenlerinde yer alan görüntülerle sık sık gündeme gelse de, etkileri çoğu zaman fark edilmeden çocukların iç dünyasında birikir. Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Bedriye Gizem Top, bu süreci “çocukların görünmeyen mücadelesi” olarak tanımlıyor. Zorbalık; lakap takma, alay etme, tehdit etme gibi farklı biçimlerde ortaya çıkarken, çocukların benlik algısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiliyor. Özellikle sınıf içinde sürekli olarak hedef alınan bir çocuk, zamanla kendini yetersiz görmeye başlayabiliyor. Bu durum, akademik motivasyonun düşmesine ve derse katılımın azalmasına neden oluyor. Sosyal ilişkilerde geri çekilme de sıkça gözlenen tepkiler arasında yer alıyor. Teneffüslerde yalnız kalan ya da grup çalışmalarında aktif rol almaktan kaçınan çocuklar, bu içe kapanma halinin gözle görülür örnekleri.

“Duygularını Anlatamayan Çocuklar Davranışlarıyla Sinyal Veriyor”

Zorbalığa uğrayan birçok çocuk yaşadığı durumu açıkça ifade edemese de davranışlarıyla yardım çağrısı yapabiliyor. Psikolog Gizem Top’un saha gözlemlerine göre; okula gitmek istememe, ani not düşüşleri, aşırı kaygı, öfke patlamaları, uyku ve iştah değişimleri bu sürecin önemli sinyalleri arasında yer alıyor. Özellikle daha önce okula istekle giden bir çocuğun sabahları karın ağrısı bahanesiyle evde kalmak istemesi ya da akşam saatlerinde huzursuz davranışlar sergilemesi, altında yatan bir zorbalık deneyiminin habercisi olabilir. Çocukların yaşadıklarını paylaşmaktan çekinmelerinin ardında ise çoğu zaman “şikâyet edersem daha kötü olur” düşüncesi yatıyor. Bu noktada ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocukların sinyallerini fark etmesi büyük önem taşıyor.

“Çocuğun Yaşadığını Küçümsemek De Zorbalığın Bir Parçası Olabilir”

Çocukların yaşadığı olumsuz deneyimlerin küçümsenmesi, onların duygusal olarak daha da içe kapanmasına neden olabiliyor. “Takma kafana”, “Her çocuk bunu yaşar” gibi cümleler, çocuğun yalnızlık ve çaresizlik duygusunu pekiştirebiliyor. Psikolog Bedriye Gizem Top, bu gibi durumlarda ebeveynlere düşen görevin; yargılamadan dinlemek, duyguları geçerli saymak ve çocuğa yalnız olmadığını hissettirmek olduğunu belirtiyor. “Bunu yaşaman çok zor olmalı, birlikte çözüm bulabiliriz” gibi cümleler ise çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı oluyor. Gerekli durumlarda okul ile iş birliği yapmak ve psikolojik destek almak, bu sürecin sağlıklı şekilde yönetilmesi açısından oldukça değerli. Erken fark edilen zorbalık vakaları, doğru yönlendirmeyle çocuğun psikolojik sağlamlığını güçlendirebiliyor ve özgüvenini yeniden kazanmasını sağlıyor.

Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Bedriye Gizem Top (1) (Büyük)