Ne anlatırsan anlat,
Ne kadar dertlenirsen dertlen,
Yaşanmadan idrak edilemez.
Bazı sözlerin anlamının kişiye tesiri, ne yazık ki acı tecrübelerle olur…
O yüzden kısa olan ama bir o kadar derin kısaslar, tarihi sözler vardır.
İşte sizlere onlardan dört tanesini aktarmak istedim;
***********
Birinci kıssa;
NİYETİMİZ HALİS…!
Atlarla, eşeklerle seyahat edildiği zamanlarda adamın birisi çeşmenin başına gelmiş. Hem kendi susuzluğunu giderecek hem de atını sulayacak.
Çeşmenin yanına bir kazık çakmış.
“Gelen insanlar buraya hayvanlarını bağlasınlar, ağacın altında da rahatça dinlensinler” diye düşünmüş.
Düşündüğü gibi de yapmış.
Kendisinden sonra gelen bir başka kişi de bakmış yerde bir kazık çakılı. “İnsanların ayağı bu kazığa takılır da düşerler” diyerek kazığı çakılı olduğu yerden çıkarıp atmış.
Allah, her ikisine de aynı sevabı yazmış derler. Kazığı çakmak da, kazığı sökmek de kişiye iyi niyetinden dolayı sevap getiriyor.
Çünkü ameller niyetlere göredir.
*******
İkinci Hikaye;
MİNNET EYLEMEM!
Kendisine dışarıdan bakan Nesimi, yine tasavvuf düşüncesini dile getirirken ülkeyi yönetenlere ve sultana karşı bir başkaldırı içindedir. Tasavvuf düşüncesine göre yerin ve göğün tek sahibi Allah’dır, bu nedenle kendisini bu dünyada elindekiyle yetinmesini bilen bir misafir olarak tanımlamaktadır. Ahirette günahkar olmadığına aracılık edecek Hz.Muhammed ve tüm günahları affetme, bağışlama gücüne sahip Allah karşısında Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi sayılan sultan, Nesimi için hiçbir şey ifade etmemektedir.
Ve Nesimi şöyle der;
Bir acaip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Huda'dır kula minnet eylemem.
Oy nesimi, can Nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
**********
Üçüncü kıssas;
KİBİRLİLERİN KARŞISINDA ACİZ KALMA!
Bilge ve öğrencisi bir sokağın köşesinde konuşurlarken yaşlı bir kadın yanlarına yaklaştı:
'Vitrinin önünde durmayın!' diye bağırdı yaşlı kadın; 'Müşterileri rahatsız ediyorsunuz.' Bilge özür diledi ve yolun karşısındaki kaldırıma geçti.
Orada konuşmayı sürdürürlerken bu kez bir polis memuru yanlarına geldi: 'Bu kaldırımı boşaltmanız gerekiyor. Birkaç dakika sonra Kont buradan geçecek.'
'Kont karşı kaldırımı kullansın' diye cevap verdi bilge polise, yerinden hiç kıpırdamadan. Sonra öğrencisine dönüp şöyle dedi: 'Unutma; acizlere asla kibirli davranma ve kibirlilerin karşısında asla aciz kalma.
*************
Son hikaye ise bugünü özetliyor…
Dostlarını Uzak Tuttular!
Horasan halkına yol göstericiliği yapan halk kahramanı Eba Müslim Horasani'nin meşhur vecizesini bugünlere özetliyor. Horasani vecizesinde şöyle diyordu;
Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.
Bunun üzerine kuracak cümle söyleyecek kelime kalmamıştır…