Sakarya’da 35 yıldır aynı dükkânda hizmet veren ve son 20 yıldır ayakkabı ustalığı yapan Kamuran Yıldız, kaybolmaya yüz tutan mesleğine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Zanaatına yıllardır duyduğu tutkuyla bağlı olduğunu belirten Yıldız, artık insanların klasik ayakkabılara ilgi göstermediğini ve gençlerin zanaat öğrenmekten çok maaş odaklı işlere yöneldiğini söylüyor. Seri üretim ve spor ayakkabı kullanımının artmasıyla birlikte ayakkabı tamirine duyulan ihtiyaç da günden güne azalıyor. Yıldız’a göre en büyük sorunlardan biri de çırak bulamamak. “Evet, bir gün bitecek” sözleriyle mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen Yıldız, zanaat kültürünün giderek silinmesinden endişeli.

İLGİ AZALDI, TAMİRE GEREK KALMADI
Kamuran Yıldız, geçmişte yoğun ilgi gören ayakkabı tamirciliğinin artık eskisi gibi rağbet görmediğini dile getiriyor. Seri üretimin yaygınlaşması ve özellikle gençler arasında spor ayakkabılara olan yönelim, geleneksel ayakkabıcılığı zor durumda bırakmış. “Devir artık spora döndü” diyen Yıldız, kundura gibi klasik ayakkabıların tamire neredeyse hiç gelmediğini ifade ediyor. Spor ayakkabıların çoğunun tamir edilemez oluşu da bu değişimin bir başka sebebi. Büyük markaların egemen olduğu bir pazarda, küçük esnafın ayakta kalması giderek zorlaşıyor.

ZANAAT DEĞİL, MAAŞ ÖN PLANDA
Kamuran Yıldız’a göre mesleğin can damarını oluşturan çıraklar da artık yetişmiyor. Bunun en büyük nedeni ise gençlerin önceliğinin değişmiş olması. “Eskiden biri bir işe başladığında önce nasıl öğrenirim diye düşünürdü. Şimdi ilk sordukları şey, kaç para alacağım?” sözleriyle yeni neslin yaklaşımını özetliyor. Zanaat öğrenme arzusu yerini maddi kaygılara bırakmış durumda. Bu da uzun vadede mesleğin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokuyor.

ÇIRAK YOKSA MESLEK DE YOK
Mesleğin geleceğine dair en büyük kaygısı ise usta-çırak ilişkisinin kopma noktasına gelmiş olması. Çırak bulmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini söyleyen Yıldız, bu gidişle ayakkabı tamirciliğinin tamamen yok olabileceğini düşünüyor. “Merak eden yok, gelen yok, giden yok. Bu zanaat bir gün bitecek” sözleriyle durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Tecrübeye dayalı bu el işçiliği, yeni nesiller tarafından sahiplenilmediği sürece yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.




