Nobel ödüllü biyokimyager Aziz Sancar, en ölümcül beyin kanseri türlerinden biri olan glioblastoma üzerinde yürüttüğü yeni çalışmasıyla bilim dünyasında büyük ses getirdi. Fareler üzerinde uygulanan EdU ve Temozolomid (TMZ) kombinasyonuyla tümörlerin tamamen yok edildiği bildirildi. Araştırmanın sonuçları, ABD'deki saygın bilimsel dergi PNAS’ta yayımlandı. Beyin kanseri tedavisi alanında yıllardır beklenen ilerlemeye işaret eden bu gelişme, insan deneyleri için de umut vadediyor. Ancak Aziz Sancar, bu yöntemin insanlar üzerindeki etkisinin netleşmesi için zaman gerektiğini vurguluyor.
EdU ve Temozolomid kombinasyonu glioblastoma tedavisinde çığır açtı
Aziz Sancar’ın yürüttüğü araştırmanın merkezinde, laboratuvar ortamında sıkça kullanılan EdU adlı molekül ile kemoterapi ilacı Temozolomid (TMZ) yer alıyor. Glioblastoma tedavisinde yeni gelişme olarak kayda geçen bu yöntemde, iki maddenin birlikte kullanılması kanser hücrelerinin DNA onarım mekanizmalarını çökertiyor.
Deneylerde elde edilen sonuçlar oldukça çarpıcı: 23 gün sonunda, farelerde beyin tümörü tamamen yok oldu. Üstelik hayvanlar, glioblastoma gibi ölümcül bir kanser türüne rağmen 250 günü aşan bir yaşam süresine ulaştı. Bu, mevcut kanser tedavileri düşünüldüğünde olağanüstü bir başarı anlamına geliyor.
Sağlıklı beyin dokusu korunarak tümörler yok edildi
Beyin kanseri tedavisinde en büyük zorluklardan biri, tümörü yok etmeye çalışırken sağlıklı beyin dokusuna zarar verilmesi. Ancak Aziz Sancar ve ekibinin geliştirdiği bu yeni yaklaşımda, kanser hücreleri hedef alınırken normal hücreler büyük ölçüde korundu.
İnsanlardan alınan gerçek glioblastoma hücreleri üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde de EdU, tümöre doğrudan etki ederken sağlıklı beyin dokusunda ciddi bir yan etki göstermedi. Bu durum, yalnızca beyin kanseri tedavisi için değil, gelecekte farklı kanser türleri için de umut verici bir strateji olarak öne çıkıyor.
Aziz Sancar’dan temkinli açıklama: İnsanlar için henüz erken
Gelişmenin kamuoyunda büyük heyecan yaratmasına rağmen, Prof. Dr. Aziz Sancar dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Klinik deneylerin başlayabilmesi için Amerikan Sağlık Enstitüsü’nden (NIH) onay alınması gerekiyor. Sancar’ın ifadesiyle:
“Farelerde başardık ama insanların farklı bağışıklık ve genetik yapısı var. İnsanlarda da aynı sonucu verip vermeyeceğini zaman gösterecek.”
Sancar’ın laboratuvarı şu anda kanser tedavisinde çığır açabilecek bu yöntemin insanlar üzerinde denenebilmesi için izin sürecine hazırlanıyor. Uzmanlar, bu yöntemin henüz kesin bir çözüm değil ama güçlü bir bilimsel adım olduğunu belirtiyor.
Aziz Sancar’ın çalışması neden bu kadar önemli?
Beyin kanseri araştırmaları son 20 yıldır ciddi bir ilerleme kaydedememişti. Özellikle glioblastoma gibi agresif ve dirençli tümörlerde, hastaların uzun süre yaşama oranı yalnızca yüzde 5-7 civarında. İşte tam da bu noktada Aziz Sancar’ın çalışması, tıpkı Nobel ödülüne layık görülen DNA onarımı araştırmaları gibi, tıp alanında yepyeni bir pencere aralıyor.
Bu yöntem, klasik kemoterapilerin aksine yalnızca hücreleri öldürmeye değil, onların kendilerini onarma mekanizmalarını da hedef alarak yok etmeye dayanıyor. Dolayısıyla kanser hücrelerinde DNA onarımı gibi temel biyolojik süreçler üzerinden ilerleyen bu yaklaşım, önümüzdeki yıllarda diğer kanser türleri için de temel alınabilecek bir model sunabilir.
Umut var ama yol uzun
Fareler üzerinde elde edilen bu başarı, özellikle glioblastoma tedavisi konusunda yıllardır süren çaresizlik ortamında bir umut ışığı yaktı. Ancak uzmanlar, her ne kadar sonuçlar heyecan verici olsa da, hayvan deneylerinin doğrudan insanlara uyarlanamayacağını vurguluyor.
Yine de Aziz Sancar ve ekibinin elde ettiği bu bulgular, tıp dünyasında önemli bir kilometre taşı olabilir. Henüz erken olsa da, bu gelişme beyin kanseri tedavisinde devrim yaratabilir.