BİR EŞEĞİN AYNASINDA TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Abone Ol

Toplumsal konuları hayvanlar üzerinden anlatmak ve hicvetmek, edebiyatın güçlü bir sapanı gibidir. Şeyhi’nin meşhur eseri Harnâme de hiciv geleneğinin çarpıcı örneklerinden biridir. Komik ve eğlenceli gibi görünen bir eşek hikâyesi, derinlere inildiğinde aslında kokuşmuş bir düzenin, yozlaşmış bir toplumun aynası haline gelir.

Hikâyeye gelince; Harnâme’de zayıf ve dermansız bir eşek vardır. Hayatı boyunca çalışmış, eziyet çekmiş, sırtında tonla yük taşımış, gece gündüz hep dert çekmiş ama bir türlü doymamış, bir türlü “adam yerine” konmamıştır. Bir gün sahibi eşeğin üstünden palanı alır ve onu otlağa salar. Eşek otlakta semiz öküzler görür. Üstelik palanları da yok boynuzlarına ise hayran kalır. Düşünür ve kendini de öküzlerin yerine koymaya çalışır. Etrafta dolaşırken yeşermiş bir ekin görür ve güzelce aç karnını doyurur. İyice doyan eşek sevinçten bağırmaya, yerlerde yuvarlanmaya başlar. O anda tarla sahibi uzaktan elinde sopayla gelir ve eşeği bir güzel dövmeye başlar. Bununla hırsını alamaz kuyruğunu ve kulağını da keser. Sonunda şu beyit gelir “ boynuz umarken kulaktan da oldum”.

Bu andan itibaren, Harnâme sadece bir fabl değil, toplumun adalet terazisinin bozulduğuna dair bir ağıt haline gelir.

Zayıf eşek, adaletsizliğin ta kendisidir. O, alın teriyle yaşayan, emek veren ama karşılık göremeyen kesimi temsil eder. Öküz ise keyif süren, emeği sömüren, sistemin kayırdığı ayrıcalıklı sınıfı...

Eşek, bu düzenin içinde sadece yük taşıyan bir figür değil; sesini çıkaramayan, hak arayamayan, çürüyen bir toplumun çaresiz bireyidir.

Harnâme’ nin verdiği en çarpıcı mesajlardan biri de liyakatin yerini torpile, emeğin yerini dalkavukluğa bırakmanın verdiği rahatsızlıktır. Eşek, “Ben de boynuz isterim” deyip kulağını kaybettiğinde artık ne çalışan ödüllendirilir, ne de adalet çalışır. Herkes rol yapar iyi birere oyuncudur; öküzler rahatına bakar dinlenir, eşekler ise susar.

Harnâme, yalnızca bir edebî metin değil, bugün hâlâ geçerliliğini koruyan bir toplumsal teşhistir. Toplumlar değişir ama adaletsizlik aynı kalırsa çürüme kaçınılmaz olur.

Harnâme, beynimize bir küpedir ve bize şu soruyu sordurur:

Emeğin değer görmediği bir düzenin sonu nereye varır?