Yazılacak çok şey var aslında ama boğazımız düğümlü. Yaşadığımız o elim kaza hepimizi bitirdi, kelimeler anlamını yitirdi. Sahada verilen mücadelenin, dökülen terin bir gencimizin hayatı karşısında hükmü yok; ancak yaşanan adaletsizlikler de artık sabır sınırlarını çoktan aştı.
Adım Adım Doğrandık
Önce Pazartesi günü Fenerbahçe karşısında parça parça doğrandık. Ardından Beşiktaş karşısında "ince ince" bir işçilikle hakkımız yendi. Trabzonspor maçındaki tabloyu anlatmaya bile gerek yok; artık rakiplerimiz bile bize karşı yapılan haksızlığın farkında, onlar bile bu adaletsizliği görüyor.
Sahada Trabzonspor ve Fenerbahçe maçlarında olduğu gibi Beşiktaş karşısında da ezici bir üstünlük sağladık. Ancak futbolun o acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı: Skor üretemiyorsanız, iyi oynamak bir işe yaramıyor. Hele o son dakikalarda Rivas’ın kaçırdığı kafa topu... Allah aşkına, profesyonel bir ligde bu kadar amatörce bir kafa vuruşu nasıl olur?
Şiddet ve Bitmeyen Operasyonlar
Sadece saha içi değil, saha dışı da tam bir kaos. Beşiktaş taraftarının polise saldırması sonucu 4 polisimiz yaralandı, 2’sinin kolu kırıldı. Onca operasyon, tutuklama ve yargılama süreci yaşanıyor ama bakıyorsunuz ki değişen hiçbir şey yok. Şiddet ve kuralsızlık hüküm sürmeye devam ediyor.
Harda’nın Hayalleri Yarım Kaldı
Acımız hepsinden büyük. Geçen sene Amed maçında Efe Kartal tribünden düştüğünde dua etmiştik, Allah onu anasına babasına bağışladı. Ama bu sefer Harda’yı kaybettik. Önce kalbi durdu, ambulansta hayata geri döndürüldü, hastanede entübe edildi ama o koca yürekli gencin yaşam savaşı sadece iki saat sürdü.
Spor İl Gençlik Müdürlüğü’ne buradan sesleniyoruz: Artık bir önlem alınmalı! Bu tür ihmale açık bölgeler kontrol edilmeli, gerekli güvenlik önlemleri derhal alınmalı. Bir daha bu acıların yaşanmaması, başka gençlerimizi kaybetmemek için bu ihmallerin hesabı sorulmalı.
Kim bilir ne hayalleri vardı Harda’nın... Kim bilir o tribünde hangi umutlarla bağırıyordu. Biz sadece bir taraftarı değil, bir geleceği kaybettik. Başımız sağ olsun.