Bu başarı değildir!

Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı

Abone Ol

“Bana göre taşeron işçiliğini kaldırmak yanlıştır. Kadroya alınca yan gelip yatıyorlar. Hükümet de bu konuda yanlış yapıyor. Onlar öyle düşünüyor olabilir, ben öyle düşünmüyorum’

Böyle demişti Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu.

Taşeron işçinin kadrolu işçi olma çalışmasını, hükümetin aksine söylemlerle eleştirdi.

Sahada ise Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, hükümete binlerce insan kadroya geçtikleri için dua ediyor.

Diğer taraftan İşçileri üzüntü içerisine sokan ret edilme nedenlerini araştırdım.

Taşeron başvurusunda reddedilmenin birkaç temel sebebi bulunuyor.

Öncelikle kurumunuz ya da çalıştığınız pozisyon taşeron yasasını kapsamıyor ve size kadro verilmiyor olabilir.

Durumunuz elvermiyor olabilir, çalışma süreniz yeterli olmayabilir, siciliniz kamu için uygun olmayabilir, güvenlik soruşturmanız olumlu çıkmayabilir.

Burada çok büyük bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum.

Kader mahkumlarından bahsedeceğim.

Yerel basında haberler çıkıyor,

Karamürsel ve İzmit Belediyesi’nde büyük başarı sağlandı, tüm taşeron başvuruları kabul edildi.

Ben bunun başarı olduğunu düşünmüyorum.

Hatta Belediye Başkanını, hiç risk almadı olarak değerlendiriyorum.

Hiçbir kader mahkûmunun elinden tutmamış olarak yorumluyorum.

Anlatayım.

Belediyelerde ret alan çoğu çalışan adli sicilinden, sabıka kaydından dolayı ret edildi.

Bunu devlet temsilcilerinden de teyit ettim.

Düşünsenize siz ilçenizde ve ya mahallenizde sorunlu olan kişileri, topluma kazandırmak adına çalışma yapıyorsunuz.

Onların elinden tutuyorsunuz.

Umutla iş sahibi oluyorlar, hayata yeniden sarılıyorlar.

Önce iş sahibi, sonra aile sonra baba oluyorlar.

Gün geliyor.

Yıllar önce yaptığı bir hatanın faturası karşısına çıkıyor ve sabıkasından dolayı işinden oluyor.

Her ilçede, her mahallede kader mahkumlarımız yok mu?

İşte bence sürecin en sıkıntılı tarafı burası.

En azından ben öyle görüyorum.

Kader mahkumu olup, taşerondan ret alanlar çok üzgün.

Ne yapacaklarını bilemiyorlar.

Hatta işlerinden oldukları için yarınlardan kaygı duyuyorlar.

Bu süreci belediyeler ve kuruluşlar kendileri yönetseydi başları çok ağrırdı.

Ankara yürüttüğü için daha kolay bir geçiş oldu.

Ancak kader mahkumları için aynısını söyleyemiyorum.

Ret olanlar tazminatlarını aldıktan sonra işsiz kalacaklar.

Ve Kocaeli’nde çoğu belediye başkanı bu konuda topu Ankara’ya atarak kolaya kaçıyor.

Bu taşeron keşke bütün işçileri kapsayabilseydi.

Şimdi kader mahkumları ne yapacak?

Bir anda para kesildiği için yine yanlış hamle yapmalarından endişeleniyorum.

Biz herkes kendi bacağından asılır diye düşünemeyiz.

İşte burada bir belediye başkanının tutumunu yürekten kutluyorum.

Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz, önceki gün ret edilen işçileri toplayarak bir toplantı yapmış.

Başları yere düşen işçilere moral vermiş,

Yanınızdayım, mutlaka çözüm bulacağız diye yeni bir yol haritası bulma derdine düşmüş.

Bazıları ise bizle alakası yok diyerek topu Ankara’ya atıyor.

Ben mahallesinin velisine, delisine dertlenmeyen belediye başkanını ne yapayım?

Bir defa risk almayan,

Attığı adımı tek başına atmayan başkanı ne yapayım?

Ret olan kader mahkumu vatandaşları karanlık bir dünyanın içine itmemeliyiz.

Taşerondan kadroya geçişleri yaptık oldu anlayışı, büyük sonuçlar doğurabilir.

Düşünün adli sabıkasından dolayı ret alan bir işçinin maaşı kesiliyor ve eve ekmek gitmiyor.

Adli sicilinden dolayı kimse işe almayacak.

Empati yapalım.

İşin özü yetkililer yeniden düşünmeli.

Karanlıktan çıkardıklarımızı, yeniden karanlığa atmayalım.