Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde bir aile sağlığı merkezinde taciz iddiası, hem yerel halkın hem de sağlık camiasının gündemine oturdu. İddiaya göre, rahatsızlığı nedeniyle muayene için kuruma başvuran bir kadın, aile hekimi tarafından sınırları aşan bir uygulamayla karşı karşıya kaldı. Kadının duruma anında müdahale ederek muayeneyi sonlandırdığı, ardından ise şikâyetini resmi makamlara taşıdığı öğrenildi.
Bu gelişme, özellikle hasta mahremiyeti ve güvenliği açısından sağlık sistemindeki bazı temel zafiyetleri bir kez daha tartışmaya açtı. Olayın İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne iletilmesinin ardından herhangi bir idari soruşturma başlatılmaması, tepkilerin büyümesine neden oldu.
Aile sağlığı merkezinde denetim soruları
İddiaların merkezinde yer alan Çayırova aile hekimi taciz vakası, denetim mekanizmalarının işleyişiyle ilgili ciddi soru işaretleri doğurdu. Hasta tarafından yapılan başvuruya rağmen, İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün resmi bir inceleme yerine tarafları uzlaştırma çabasına girmesi dikkat çekti. Bu yaklaşım, sağlık alanında “örtbas” kültürü mü var sorusunu beraberinde getirdi.
Kocaeli’de yaşanan taciz iddiası, sadece bireysel bir olay olmanın ötesine geçerek, sağlık hizmetlerinde güvenliğin nasıl sağlandığını ve kurum içi denetimin ne derece işlediğini sorgulatan bir tabloyu ortaya koydu.
İdare sessiz, yargı süreci başladı
Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü, olayın kamuoyuna yansımasının ardından hala resmi bir açıklama yapmadı. Sessizlik sürerken, taciz iddiası yargıya taşındı. Şikâyetçi tarafın hukuki yollara başvurmasıyla birlikte adli süreç başlatıldı. Ancak kamuoyu, idari makamların bu sürece neden seyirci kaldığını sorguluyor.
Aile sağlığı merkezinde hasta şikâyeti gibi ciddi bir konuda, ilgili hekimin geçici olarak görevden alınıp alınmadığı ya da İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri hakkında işlem yapılıp yapılmadığı hâlâ belirsiz.
Sağlıkta hasta mahremiyeti geri planda mı kalıyor?
Olay, Türkiye’de sağlık sisteminde hasta haklarının gerçekten ne ölçüde korunduğunu tartışmaya açtı. Sağlıkta denetim eksikliği, böylesine hassas bir konuda hızlı ve şeffaf bir mekanizma işletilmesini engelliyor. Özellikle aile sağlığı merkezlerinde hasta mahremiyetinin korunması, sadece bireysel hekim sorumluluğuyla değil, kurumsal denetimle mümkün olabiliyor.
Kocaeli taciz iddiası karşısında gösterilen kurumsal tavır, ilerleyen süreçte benzer olayların nasıl ele alınacağı konusunda da belirleyici olacak. Toplumun beklentisi, sürecin örtbas edilmeden, açık ve adil biçimde yürütülmesi yönünde.