İMEAK Deniz Ticaret Odası Kocaeli Şubesi’nin Mart ayı meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Doğusel, ABD/İsrail-İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin denizcilik sektörü üzerindeki etkilerine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Küresel ölçekte yaşanan krizlerin üst üste geldiğine dikkat çeken Doğusel, pandemi sonrası toparlanamayan ekonomilerin yeni bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Özellikle deniz ticaretinin merkezinde yer alan enerji ve hammadde akışındaki aksaklıkların, Türkiye gibi ithalata dayalı üretim yapan bölgelerde daha derin hissedileceğini vurguladı. Doğusel’e göre mevcut savaş ortamı, sadece deniz taşımacılığını değil, doğrudan sanayi üretimini ve ihracatı da etkileyebilecek bir süreci beraberinde getiriyor.
Hürmüz Boğazı krizi deniz ticaretini zorluyor
ABD/İsrail-İran savaşı ile birlikte Hürmüz Boğazı’nda artan güvenlik riskleri, küresel deniz ticaretinde ciddi bir kırılma yaratmış durumda. Başkan Doğusel, bu kritik geçiş noktasındaki belirsizliklerin gemi trafiğini doğrudan etkilediğini belirtti. Güvenlik kaygıları nedeniyle bazı gemi işletmecilerinin seferlerini ertelediğini, bazılarının ise alternatif rotalara yöneldiğini ifade etti. Bu durumun özellikle tanker taşımacılığı başta olmak üzere denizcilik sektöründe maliyetleri artırdığını ve teslim sürelerini uzattığını söyledi.
Artan riskler sigorta sektörüne de yansıyor. Savaş riski kapsamındaki poliçelerde ciddi artışlar görülürken, bazı sigorta kuruluşlarının ek güvenlik şartları talep ettiği belirtiliyor. Bunun yanında bölgede yaşanan elektronik karıştırma ve navigasyon sorunları da gemi güvenliği açısından yeni risk alanları oluşturuyor. Tüm bu gelişmeler, deniz ticaretinde öngörülebilirliği azaltırken, sektör oyuncularını daha temkinli hareket etmeye zorluyor.
Hammadde sorunu sanayiyi doğrudan etkileyebilir
Başkan Doğusel’in en dikkat çekici uyarılarından biri ise hammadde sorunu oldu. Bölge sanayisinin büyük ölçüde ithalata dayalı olduğuna işaret eden Doğusel, savaşın etkilerinin üretim zincirinde aksamalara yol açabileceğini söyledi. Hürmüz Boğazı’nın enerji ve petrokimya ürünleri açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu hatırlatan Doğusel, bu hattaki herhangi bir aksamanın geniş bir etki alanı yaratacağını dile getirdi.
Özellikle nafta ve LPG ihracatında yaşanabilecek arz problemlerine dikkat çeken Doğusel, İran’ın metanol üretimindeki rolünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Bu gelişmelerin petrokimya, plastik ve kimya sektörlerinde maliyetleri artırabileceğini belirtti. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların üretici üzerindeki baskıyı artıracağını söyleyen Doğusel, kısa vadede fiyat artışlarının, orta vadede ise arz daralmasının kaçınılmaz olabileceğini dile getirdi.
Ekonomik daralma ve enflasyon riski büyüyor
Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin ekonomik daralmayı daha da derinleştirdiğini belirten Doğusel, savaşın enflasyonist baskıları artıracağı görüşünde. Pandemi ile başlayan, Rusya-Ukrayna savaşı ile derinleşen ekonomik sorunların yeni bir kriz dalgası ile karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özellikle enerji maliyetlerindeki artışın zincirleme bir etki yaratarak üretimden lojistiğe kadar geniş bir alanı etkilediğini söyledi.
Doğusel’e göre önümüzdeki süreçte hem fiyat artışları hem de arz sıkıntıları birlikte yaşanabilir. Bu durum, yalnızca denizcilik sektörünü değil; tarım, gübre, enerji ve lojistik gibi birçok kritik sektörü doğrudan etkileyecek. Ekonomik daralmanın daha “can yakıcı” hale gelebileceğini belirten Doğusel, sektörün bu sürece hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Türkiye krizi fırsata çevirebilir
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen Türkiye’nin jeopolitik konumunun önemli avantajlar sunduğunu belirten Doğusel, ülkenin güçlü liman altyapısı ve gelişen denizcilik kapasitesi sayesinde yeni fırsatlar yakalayabileceğini söyledi. Bölgesel lojistik ve enerji taşımacılığı açısından Türkiye’nin stratejik öneminin artabileceğini ifade etti.
Krizden en çok etkilenecek sektörler arasında plastik, petrokimya, enerji, konteyner taşımacılığı ve tarımın öne çıktığını belirten Doğusel, bu alanlarda hem risklerin hem de fırsatların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin “güvenli liman” konumunun güçlenebileceğini söyleyen Doğusel, doğru adımlar atılması halinde bu sürecin avantaja çevrilebileceğini ifade etti.
Kocaeli denizcilikte güçlü konumunu koruyor
Toplantıda Kocaeli’nin denizcilik verileri de paylaşıldı. 2026 yılının ilk iki ayında kente toplam 1.270 geminin uğradığı, elleçlenen yük miktarının ise 12,8 milyon tonu aştığı açıklandı. Türkiye genelinde önemli bir paya sahip olan Kocaeli limanları, konteyner taşımacılığında da üst sıralardaki yerini koruyor.
İhracatta Derince’nin öne çıktığı verilerde, ithalatta da yine Derince ve Dilovası’nın başı çektiği görüldü. Bölgenin hem üretim hem lojistik açısından kritik bir merkez olduğunu vurgulayan Doğusel, bu yoğun trafiğin doğru planlama ile daha verimli hale getirilebileceğini söyledi.
Toplantı, sektörel sunumlar ve katılımcıların görüş alışverişi ile sona ererken, denizcilik sektörünün önümüzdeki süreçte daha temkinli ve stratejik adımlar atması gerektiği mesajı öne çıktı.