Büyük Birlik Partisi’nin kongresine ilk kez basın mensubu olarak katıldım. Merhum şehit Muhsin Yazıcıoğlu'na olan sevgim ve hayranlığımdan dolayı bu hareketle aramda her zaman bir gönül bağı olmuştu. Bunun yanı sıra, 2024 Kocaeli Üniversitesi mezunuyum ve Alperen Ocakları’nın aşını da az da olsa yedim. Velhasıl; inceden gönül bağımın olduğu, saygı duyduğum ve çizgilerini kendi çizgilerime benzettiğim bir siyasi oluşum burası.
Ancak nedense Büyük Birlik Partisi bana hep siyaset üstü gelmişti. Menfaatlerin az olduğu, gönül yapmanın ve kardeşliğin yüksek olduğu o "vakıf ruhu" hissini bana daha çok aşılıyordu. Bugün de kongrede tam olarak bunu gördüm. Herkes bu sıcakta Pazar günlerini verip, iktidarda olmayan bir yapıdan kişisel bir çıkarları olmadan, sadece bir sevgi seliyle Atatürk Kapalı Spor Salonu’nu doldurmuştu.
Genel Başkan Mustafa Destici herkese birer birer samimiyetle gül dağıtırken biz muhabirleri de es geçmemişti. Hatta beni kenarda görüp, Alperen dergilerinden alıp güzel bir hatıra imzasıyla da hediye etti. Fakat o anlarda benim dikkatimi çok daha başka bir şey çekti. Belki bu fotoğrafı çektiğim için bana kızacaklardır ama arabasının önünde beklerken gözüme bir detay ilişti: Bir Kur'an-ı Kerim.
O an aklıma Muhsin Yazıcıoğlu’nun namaz kılarken arabada çekilen o videosu geldi. Sessiz sedasız denk gelip, şans eseri çekilmiş bir videoydu o. Tıpkı bu Kur'an-ı Kerim gibi; şovsuz, hesapsız, kitapsız...
O mukaddes kitabın dava için gidilen her yolda en yüksek köşede özenle taşınması kalbimi hoşnut etti ve Başkan Destici'ye olan saygımı daha da artırdı.
Bu anlamlı atmosferin sonunda, güven tazeleyerek tekrar İl Başkanı olan Metehan Küpçü beyefendiyi de ayrıca tebrik ediyorum.