Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Türkiye’yi derinden sarsan ve 7 işçinin yaşamını yitirdiği parfüm fabrikası patlamasına ilişkin dava süreci yarın başlıyor. Kandıra Cezaevi Yerleşkesi’nde görülecek ilk duruşma, yalnızca hayatını kaybeden işçilerin aileleri için değil, iş güvenliği tartışmalarının odağındaki kamuoyu açısından da kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Sanıkların “olası kastla öldürme” suçlamasıyla yargılanacağı davada, uzun süredir tartışılan ihmaller zincirinin mahkeme salonunda tüm yönleriyle ortaya konması bekleniyor. Duruşmanın, Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki uygulamaları yeniden gündeme taşıması öngörülüyor.
PATLAMANIN YAŞANDIĞI GÜN: DAKİKALAR İÇİNDE BÜYÜYEN FELAKET
8 Kasım 2025 sabahı Dilovası Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan parfüm dolum tesisinde başlayan süreç, kısa sürede geri dönülmez bir felakete dönüştü. İlk belirlemelere göre üretim sırasında gerçekleşen teknik bir aksaklık, saniyeler içinde büyük bir patlamaya yol açtı. Ardından çıkan yangın hızla yayıldı ve fabrikanın büyük bölümünü etkisi altına aldı.
Olay anına ilişkin anlatımlar, içeride çalışan işçilerin çoğunun kaçmaya fırsat bulamadığını ortaya koyuyor. Alevlerin hızla yükselmesi ve yoğun duman, tahliyeyi neredeyse imkânsız hale getirdi. Patlama sonrası metrelerce yükselen alevler çevre ilçelerden dahi görüldü. Olay yerine sevk edilen ekipler uzun süre yangını kontrol altına almak için mücadele etti.
Faciada 7 işçi hayatını kaybederken 6 kişi de yaralandı. Yaralıların bir kısmının tedavisi uzun süre devam etti. Olayın ardından geriye, tamamen kullanılamaz hale gelmiş bir fabrika ve derin bir toplumsal yara kaldı.
TEKNİK RAPORLAR: ''BU BİR KAZA DEĞİL,ZİNCİRLEME İHMAL''
Soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları, patlamanın teknik nedenlerini net biçimde ortaya koydu. Rapora göre etil alkol transferi sırasında oluşan statik elektrik, uygun olmayan elektrik ekipmanlarıyla birleşince kıvılcım oluştu. Yoğun alkol buharının bulunduğu ortamda bu kıvılcım, büyük bir patlamayı tetikledi.
Ancak uzmanlara göre asıl dikkat çekici olan, bu tür bir riskin öngörülebilir olmasıydı. Raporda yer alan değerlendirmeler, gerekli önlemlerin alınması halinde facianın büyük ölçüde önlenebileceğine işaret etti. Özellikle patlamaya dayanıklı ekipman eksikliği ve yetersiz havalandırma sistemi, olayın büyümesinde belirleyici unsurlar arasında gösterildi.
Teknik bulgular, olayın basit bir iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koyarken, ihmallerin sistematik bir nitelik taşıdığı yönündeki görüşleri de güçlendirdi.
İDDİANAMEDE DİKKAT ÇEKEN DETAYLAR: RİSK BİLİNİYORDU
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 91 sayfalık iddianame, davanın seyrini belirleyecek önemli tespitler içeriyor. İddianamede toplam 16 kişi hakkında dava açıldı. Sanıkların görev ve sorumluluklarına göre farklı suçlamalar yöneltildi.
Dört sanık hakkında “olası kastla öldürme” suçlamasıyla 7’şer kez müebbet hapis talep edilirken, sekiz sanık için “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22,5 yıla kadar hapis istendi. Diğer dört sanık ise “suçluyu kayırma” ile itham edildi.
İddianamede en dikkat çeken ifadelerden biri ise şu oldu: Sanıkların, üretim sürecinde ölüm riskini öngörmelerine rağmen faaliyetlere devam ettikleri vurgulandı. Bu değerlendirme, dosyanın “olası kast” çerçevesinde ele alınmasının temel gerekçesi olarak öne çıktı.
FABRİKADAKİ EKSİKLER: GÜVENLİK NEREDEYSE YOKTU
Dosyaya giren teknik incelemeler ve denetim bulguları, fabrikanın birçok açıdan ciddi eksiklikler barındırdığını ortaya koydu. Tespitlere göre tesiste patlamaya dayanıklı ekipman bulunmuyordu. Yangın alarm sistemi ve sprinkler altyapısının olmaması, yangının kontrol altına alınmasını zorlaştırdı.
Ayrıca havalandırma sisteminin yetersiz olduğu, gaz tahliyesine yönelik altyapının eksik kaldığı belirlendi. Elektrik tesisatının standartlara uygun olmadığı, acil çıkış ve yangın merdiveni gibi hayati unsurların bulunmadığı da raporlara yansıdı.
Daha da çarpıcı olan ise iş güvenliği uzmanının yalnızca resmi kayıtlarda yer almasıydı. Fiili bir denetimin yapılmadığı, risk analizlerinin kağıt üzerinde kaldığı ifade edildi. Bu durum, iş güvenliği sisteminin etkinliğini ciddi biçimde tartışmaya açtı.
KAYIT DIŞI ÇALIŞMA İDDİALARI: GÖRÜNMEYEN İŞÇİLER
Facianın ardından ortaya çıkan bir diğer önemli başlık ise çalışma koşulları oldu. Yapılan incelemelerde bazı işçilerin sigortasız çalıştırıldığı, resmi kayıtlarda yer almayan çalışanların bulunduğu tespit edildi.
Bu durum, olayın boyutunu daha da ağırlaştırdı. Hayatını kaybeden ya da yaralanan bazı işçilerin kayıt dışı olması, hem hukuki süreci hem de sorumluluk tartışmalarını derinleştirdi. Uzmanlar, bu tür uygulamaların denetim mekanizmalarındaki zafiyetle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.
DURUŞMA ÖNCESİ GELİŞMELER VE BEKLENTİLER
Soruşturma sürecinde 11 kişi gözaltına alındı, 8 kişi tutuklandı. Bazı kamu görevlileri hakkında da idari işlemler başlatıldı. Denetim süreçlerindeki eksiklikler ve olası ihmaller, ayrı başlıklar halinde incelenmeye devam ediyor.
Öte yandan davanın önemli isimlerinden biri olan fabrika sahibi Kurtuluş Oransal, tutuklu bulunduğu cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu gelişme, dosyadaki sorumluluk dağılımı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yarın görülecek ilk duruşmada tutuklu sanıkların savunmalarının alınması bekleniyor. Mahkemenin, teknik raporlar ve tanık ifadeleri doğrultusunda ihmaller zincirini detaylı biçimde ele alması öngörülüyor.
Dilovası faciası davası, yalnızca bir yargılama süreci değil; aynı zamanda Türkiye’de iş güvenliği kültürünün ne ölçüde hayata geçirildiğinin de bir sınavı olarak görülüyor. Gözler şimdi Kandıra Cezaevi'nde ki duruşma salonunda olacak.