Elon Musk’ın kurucusu olduğu Neuralink şirketinin geliştirdiği beyin-bilgisayar arayüzleri, felçli bireylerin yeniden hareket edebilmesi ve bazı nörolojik hastalıkların tedavisinde umut olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, teknolojinin henüz emekleme aşamasında olduğunu ve kamuoyunda oluşan beklentilerin bilimsel gerçeklerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
DERİNCE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NİN ESKİ BAŞHEKİMİNDEN DEĞERLENDİRME
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Medicana Ataköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Şahin, beyin-bilgisayar arayüzleri alanındaki çalışmaların yaklaşık yarım asırdır sürdüğünü belirtti. Kocaeli’de görev yaptığı dönemde Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi olarak da tanınan Şahin, Neuralink’in bu alandaki çalışmaları ileri teknoloji implantlar ve robotik cerrahiyle daha görünür hale getirdiğini ifade etti.
Şahin, görme merkezleri sağlam olan bazı bireylerde teorik olarak görme yetisinin yeniden kazandırılmasının mümkün olabileceğini ancak mevcut teknolojinin henüz bu seviyeye ulaşmadığını söyledi.
TEORİK OLARAK MÜMKÜN, ANCAK ERKEN AŞAMADA
Prof. Dr. Şahin, doğuştan kör bireylerin veya görme yetisini sonradan kaybeden kişilerin yeniden görebilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek, bugüne kadar elde edilen sonuçların sınırlı olduğunu ifade etti.
Beyne yerleştirilen deneysel implantlarla ışık, şekil ve hareket algısının oluşturulabildiğini kaydeden Şahin, sağlıklı bir insanın gördüğü düzeyde net ve renkli görüntülerin elde edilmesinin ise henüz mümkün olmadığını vurguladı.
ALS VE FELÇ HASTALARI İÇİN UMUT OLABİLİR
Beyin-bilgisayar arayüzlerinin özellikle ALS, ileri düzey felç ve konuşma kaybı yaşayan hastalar için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Şahin, bu sistemlerin hastaların çevreleriyle yeniden iletişim kurabilmesine yardımcı olabileceğini söyledi.
Ancak insanlarda yapılan çalışmaların halen sınırlı olduğunu hatırlatan Şahin, uzun dönem güvenlik verilerinin yeterli düzeyde bulunmadığını ve implantların biyolojik uyumu, enfeksiyon riski ve kalıcı etkileri konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
MADALYONUN İKİ YÜZÜ VAR
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin ise Neuralink teknolojisinin hem büyük umutlar hem de önemli soru işaretleri taşıdığını belirtti.
Keskin, felçli bireylerin yeniden hareket edebilmesi, bazı nörolojik hastalıkların etkilerinin azaltılması ve iletişim kurmakta zorlanan hastalara yeni imkanlar sunulmasının bilim dünyasında heyecan oluşturduğunu söyledi.
Bununla birlikte teknolojinin etik, güvenlik ve uzun vadeli sağlık etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Keskin, beyinle bilgisayar arasında kurulacak doğrudan bağlantının insan yaşamında yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini ifade etti.
FELÇLİ HASTALARDA KÖPRÜ GÖREVİ GÖREBİLİR
Prof. Dr. Keskin, felçli bireylerde temel sorunun çoğu zaman kaslarda değil, beyin ile kaslar arasındaki sinirsel iletişimde yaşandığını belirtti.
Geliştirilen çiplerin, beyinden gelen komutları algılayarak bu sinyalleri harici cihazlara veya robotik sistemlere aktarabileceğini ifade eden Keskin, böylece hareket kabiliyetinin kısmen yeniden kazandırılmasının teorik olarak mümkün olduğunu söyledi.
DEMANS RİSKİNİN AZALTILMASINDA ETKİLİ OLABİLİR
Akıllı çip teknolojilerinin demans ve Alzheimer gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemlerinin önünü açabileceğini belirten Keskin, beynin belirli bölgelerinin düzenli olarak uyarılmasının sinir hücrelerinin aktivitesini artırabileceğini ifade etti.
Bu sayede hafıza kaybının yavaşlatılabileceğini ve bazı hastalıklarda erken dönemde olumlu sonuçlar alınabileceğini belirten Keskin, konuyla ilgili bilimsel çalışmaların devam ettiğini söyledi.
BEYİNLER HACKLENEBİLİR Mİ?
Beyin çipi teknolojilerine ilişkin en önemli tartışmalardan birinin güvenlik konusu olduğunu belirten Prof. Dr. Keskin, insan beynine yerleştirilecek elektronik sistemlerin gelecekte siber güvenlik risklerini de beraberinde getirebileceğine dikkat çekti.
Vücudun yabancı bir cisme vereceği biyolojik tepkilerin yanı sıra veri güvenliği ve mahremiyet konularının da önem taşıdığını ifade eden Keskin, önümüzdeki 10 ila 20 yıllık süreçte bu teknolojilerin çok daha gelişmiş bir seviyeye ulaşmasının beklendiğini sözlerine ekledi.






