Gebze Teknik Üniversitesi’nde bilim dolu bir gün yaşandı. 2022 Nobel Kimya Ödülü’nü Carolyn Bertozzi ve K. Barry Sharpless ile paylaşan Morten Meldal, “Nobel Söyleşileri” kapsamında öğrenciler ve genç araştırmacılarla bir araya geldi. Bilimsel yolculuğunu sade ama etkileyici bir dille anlatırken, salonda dikkat kesilmiş yüzlerce dinleyici vardı. Anlattıkça açıldı konu, örnekler geldikçe somutlaştı bilim. Sadece bir konferans değildi bu; bir anlamda ilhamın dolaştığı, merakın yeniden hatırlandığı bir buluşmaydı.
Bilimle dolu gün: GTÜ’de yoğun katılım
Gebze Teknik Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, 10 Nisan 2026’da geniş bir katılımla gerçekleşti. Öğrenciler, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri… Salon doldu, hatta taştı. Bini aşkın katılımcının izlediği programda açılış konuşmasını yapan Elif Damla Arısan, bu buluşmanın üniversite adına özel bir anlam taşıdığını vurguladı.
Kısa ama etkiliydi sözleri; bilimde gelinen noktanın tesadüf olmadığını, uzun bir emeğin sonucu olduğunu hatırlattı. Ardından söz alan Kimyagerler Derneği temsilcisi, kimyanın geleceği şekillendiren temel disiplinlerden biri olduğunu söyledi. Dinleyiciler için bu sadece bir konuşma değil, aynı zamanda bir perspektifti. Çünkü anlatılanlar, yalnızca bugünü değil, yarını da işaret ediyordu.
“Kimya her şeydir”: Meldal’dan dikkat çeken mesajlar
Sahneye geldiğinde samimi bir gülümseme vardı yüzünde. Nobel Ödülü’nü kazandığı anı anlatırken, şaşkınlığını gizlemedi; hatta esprilerle süsledi. Ardından o cümle geldi: “Kimya her şeydir.”
Bu söz, aslında tüm konuşmanın özeti gibiydi. Evrenin işleyişini moleküler düzeyde anlatırken, karmaşık görünen süreçleri sadeleştirdi. Çocukluk yıllarına döndü bir ara; Danimarka’daki çiftlikte yaptığı küçük deneylerden söz etti. Orada başlamıştı merak, zamanla derinleşmişti.
Anlatımında dikkat çeken bir nokta vardı: Bilimi uzaklaştırmadı, yaklaştırdı. Atomlardan söz etti ama soğuk bir dil kullanmadı. Dinleyenler için bilim, bir anda erişilebilir hale geldi. Belki de en çok bu yüzden etkileyiciydi anlattıkları.
Klik kimyası ve sağlıkta yeni ufuklar
1990’lı yıllarda başlayan bilimsel yolculuk, 2000’lerde önemli bir kırılma noktasına ulaştı. Klik kimyası… Özellikle bakır katalizli azit-alkin siklokatılma (CuAAC) reaksiyonu, bu alanın temel taşlarından biri oldu.
Meldal, bu yöntemin neden önemli olduğunu anlatırken örnekler verdi. Alzheimer, kanser… Bu hastalıklara yönelik araştırmalarda klik kimyasının sunduğu imkanlara değindi. Molekülleri adeta lego parçaları gibi birleştirmek mümkün hale gelmişti.
Bu yaklaşım, sadece ilaç geliştirmede değil; malzeme bilimi gibi farklı alanlarda da yeni kapılar aralıyor. Yani mesele yalnızca bir kimyasal reaksiyon değil. Daha geniş bir perspektif var burada. Bilimin farklı alanlarına dokunan, onları birbirine bağlayan bir yaklaşım söz konusu.
Eğitimde yaratıcılık vurgusu ve gençlere çağrı
Konuşmasının ilerleyen bölümünde eğitim konusuna değindi Meldal. Bilimin nasıl öğretilmesi gerektiğini anlattı; ezberden uzak, görselleştirmeye dayalı bir yaklaşım önerdi. “Molego” olarak adlandırdığı yöntemle, moleküllerin lego gibi birleştirilebileceğini ifade etti.
Ama sadece teknik bilgiye vurgu yapmadı. Empati, iletişim, merak… Bunların da en az bilimsel bilgi kadar önemli olduğunu söyledi. Gençlere dönüp baktığında, umut vardı sesinde. “Geleceği siz şekillendireceksiniz” derken, salonda sessizlik hâkimdi.
Programın sonunda Hacı Ali Mantar tarafından plaket takdim edildi. Ardından toplu fotoğraf çekildi, sohbetler devam etti. Gün bitti belki ama etkisi kalıcıydı. Çünkü bazen bir konuşma yeter; yön değiştirmek için, yeniden başlamak için.