Reklamı Kapat

Bağımsız Avukatlar Grubu, Pandemi Dönemi Kararlarının Kanun Dışı Olduğunu İddia Etti!

Kocaeli haber - İstanbul, Sakarya, Aydın ve Kocaeli’nden katılım gösteren bağımsız avukatlar grubu pandemi döneminde uygulanan kararlara dair basın açıklaması gerçekleştirildi. Programa ev sahipliği yapan Kocaeli Barosu’na kayıtlı Şeref Gönenli, “Eldeki verilerin onda biri bile paylaşılsa aşıların piyasadan çekilmesine yeterli olur” dedi.

Elif Çarman
Elif Çarman Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Kocaeli haber - İstanbul, Sakarya, Aydın ve Kocaeli’nden katılım gösteren bağımsız avukatlar grubu pandemi döneminde uygulanan kararlara dair basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada PCR Testi, aşı ve HES Kodu’nun kanun dışı olduğunu ifade eden avukatlar, kararların Bilim Kurulu tarafından yönetilmediğini söyledi.

İŞTE KATILAN AVUKATLAR

Kocaeli Barosu Avukatı Şeref Gönenli ev sahipliğinde İstanbul Barosu Avukatı Fikret Bircan, İstanbul Barosu Avukatı Mehmet Emre Sert, İstanbul Barosu Avukatı Seyit Çamurcu, Sakarya Barosu Avukatı Ülkü Çakır, İstanbul Barosu Avukatı Ayşenur Doğrul, Aydın Barosu Avukatı Fatih Ünal ve öğrenci velisi Zennur Demirci bugün İzmit’te bulunan Sıla Kafe’de programa katılım gösterdi.

İNSANLARIN TEMEL HAKLARINI BİR GENELGEYLE DÜZENLENMESİNİ KABUL EDEMEYİZ

Kocaeli Barosu’na kayıtlı Avukat Şeref Gönenli, “Temel hak ve özgürlüklerini ihlal edilmesiyle ilgili hassasiyet gösteren avukatlar olarak bir araya geldik. Bağımsız avukatlar olarak Kocaeli, İstanbul ve Sakarya Barosu avukatlar olarak açıklama yapmak istedik. Barolara bağlı serbest avukatlar olarak buradayız. İnsanlığın varoluşunu kabul ediyorsak kanunla bile insanların vücut bütünlüğüne ve yaşam hakkına dokunamazsınız. İnsanların sokağa çıkması, ziyaretlerin kısıtlanması gibi temel hakların bir genelgeyle bu şekilde düzenlenmesini kabul edemeyiz.

2009’DA AŞI OLMAYACAĞINI SÖYLEDİ

Toplum sağlığının ön planda tutulması nedeniyle hukuki olarak görmezden gelelim gibi sessiz kaldığımız noktalar oldu. Süreçteki çelişkiler, camide namaz kılınamazken bir takım kongreler, konserler yapılması, insanların aynı evde ayrı oturtulması gibi korku politikasıyla yönetmeye çalıştılar. 2009’da bir dergide domuz gribi salgını ile ilgili yayın var. Cumhurbaşkanımız o dönem başbakan aşı olmayacağını söylüyor; bakanlar da bunu söylüyor. Bugün ne yaşanıyorsa 2009’da da yaşamışız. Aşıya karşı olanlar bilim karşıtı olarak suçlanmış. Şimdi de öyle” dedi.

BİLİM KURULU’NUN İDARE ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORDUK

HES kodu uygulaması hakkında da konuşan Gönenli, “Burada bağımsızlığımız da tehdit altında. Sürecin bilim kurulu tarafından idare edildiğini düşünüyorduk. Öyle değil. DSÖ tarafından Türkiye ile bir anlaşma yapılıyor ve İstanbul ofisi kuruluyor. Biz onlara milyon ya da milyar dolar bütçe veriyoruz, kira vs. giderleri karşılıyoruz. Onlar evden çıkma derse evden çıkmıyoruz, şu ilacı kullanma dese kullanmıyoruz. Bizim bağımsızlığımız nerede kaldı? Sizde hiçbir belirti yok, pozitif çıkarsa bir poşet ilaç gönderiyorlar.

SALGIN SÜRECİ BİR FİYASKO İLE SONUÇLANDI

Bu ilacın prospektüsünde ‘en fazla 2 tane kullanılabilir’ yazıyor siz 16 doz ilaç kullandırtıyorsunuz. İnsanlarımız hasta olmaktan korkar vaziyette. Doktorlar, bizim hastalarımıza muayene etme, teşhis yetkilerimiz elimizden alındı. Doktor, buna bile bakmadan sizi Covid servisine gönderiyor. DSÖ’nün gölgesi olan bilim kurulunun idare ettiği bu salgın süreci fiyasko ile sonuçlanmıştır. DSÖ’nün bu baskısına son vermemiz gerekiyor.

HES KODU SAYESİNDE DEŞİFRE EDİLİYORUZ

Dijital vatandaşlık adı altında HES kodu uygulaması geliştirildi. İlk başta çok masum gibi görünse de bütün sağlık bilgilerimiz oraya yüklenmekte. Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamındaki gizli olan bilgileri HES kodu sayesinde deşifre ediyoruz. Siz, sistem tarafından sesi çıkaramayacak duruma getirebilirsiniz” ifadelerinde bulundu.

EĞER BİLİM KURULU’NUN YETKİSİ YOKSA KARARLARI KİM ALMAKTA?

Bilim kurulunun kendi kendini feshettiğini belirten Gönenli, “Sadece ekonomik yardım gündeme geldiğinde ‘Biz bize yeteriz’ sloganı akıllara geldi. Oysa salgın sürecini yönetirken de bu aklımıza gelmeliydi. DSÖ'nün talimatlarına veya Bilim Kurulu adlı dün başka bugün başka konuşan, birbiriyle çelişen kararlar alan kurumlara ihtiyacımız yok. İki yıldır millet olarak bilim kuruluna teslim olmuş durumdayız. Ancak geldiğimiz noktada çıkan olumsuz sonuçlardan, bu kurul üyeleri sorumluluk kabul etmemektedir. Yetki varsa sorumluluk da olması gerekir. Eğer bilim kurulunun yetkisi yoksa o halde bu kararları kim almaktadır.

KENDİ KENDİNİ İŞLEVSİZ HALE GETİRİYOR

Bilim kurulu üyeleri dahi, kendi görüşlerinin dikkate alınmadığını söylemektedirler. Bir bilim kurulu üyesinin, Covid-19 tedavisinde kullanılan ilacın etkisiz olduğunu bildiklerini ve bunu kurulda dile getirdikleri halde dinletemediklerine dair beyanları medyada yer almıştır. Üstelik bu ilacın hiçbir faydası olmadığı halde, halen testi pozitif çıkanlara kutu kutu ilaç dağıtılmaktadır. Bu çelişkili uygulamalar, aslında bilim kurulunun kendi kendini feshettiğini ve işlevsiz bir hale getirdiğini açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

AŞILAR DERHAL PİYASADAN ÇEKİLMELİ

“Eldeki verilerin onda biri bile aşıların derhal piyasadan çekilmesi için yeterli görülmektedir” diyen Gönenli, “Bilim kurulu üyeleri de dahil, birçok bilim adamı, doktorun, üretimi için en az üç-dört yıllık süre gerektiğini belirttiği, faz çalışmaları yapılmamış, üretici firmanın, Türkiye'de acil onam kodu bile almadığını belirttiği aşı süreci başlamıştır. Aşı sürecinin başlamasıyla birlikte, ülkemiz ve tüm dünyada ani gelişen ve nedeni belirsiz kalp krizleri, felçler, beyin kanamaları, yüz felçleri, nörolojik sorunlar, durgunluk, yorgunluk hissi, muhakeme yeteneğinde zayıflama, özellikle genç erkeklerde miyokardit gibi çok ciddi yan etkiler gözlemlenmeye başlamıştır.

ELDEKİ VERİLERİN ONDA BİRİ BİLE PAYLAŞILSA AŞILARIN PİYASADAN ÇEKİLMESİ İÇİN YETERLİ

Fakat Sağlık Bakanlığı, hiçbir veri tabanı oluşturmamış, aşılı hiçbir vatandaşı takip etmemiş, hiçbir sağlık sorunu olmayıp aşıdan sonra hayatını kaybetmeye varan sonuçlar aşıyla ilişkilendirilmemiş ve veriler de kaydedilmemiştir. Halbuki bu veriler Avrupa ve ABD'de tutulmakta, halkın bildirim konusunda bilinçli olmaması sebebiyle en az on katı fazla olduğu düşünülmektedir. Eldeki verilerin onda biri bile aşıların derhal piyasadan çekilmesi için yeterli görülmektedir” dedi.

AŞILARIN İÇİNDE NE VAR NE YOK?

Maske takmanın hiçbir faydası olmadığını belirten Gönenli, “Önce risk grubu aşılandığı takdirde krizi aşarız dedikleri halde sonra yeni doğan bebekleri bile aşılama çabasına girişmişlerdir. Her gün zorunlu aşı çağrısı yapılmaktadır. Hatta insanların polis ve asker gücüyle aşıya zorlanması çağrısı yapanlar bile vardır. Üstelik de pek çok marka varken sadece bir firmanın aşısı üzerinde bu kadar yoğunlaşmaları bizi de şüpheye düşürmüştür. Yenidoğan bebeği bile aşılamaya çalıştığınıza göre biz de merak ediyor ve soruyoruz: Gerçekten bu aşıların içinde ne var da neden bu kadar zorunlu yapmaya çalışıyorsunuz?

DAYATMALARA BİR AN ÖNCE SON VERİLMELİ

Vakaların artışı, aşılamanın artmasından sonra meydana gelmiştir. İnsanların çalışma, seyahat, eğitim hakları engellenmektedir. PCR testlerinin güvenilmez sonuçlar verdiği açıkça ortadadır. Toplum sağlığı ile ilgisi olmayan bu dayatmalara da biran önce son verilmelidir. Sağlıklı kişinin hele hele saatlerce maske takmasının hiçbir faydası yoktur. Aksine zararı vardır” ifadelerinde bulundu.

BUGÜNE KADAR ALINAN TEDBİRLER HUKUKA AYKIRI

Gönenli son olarak, “Onarılması zor bir ekonomik kriz ve üretim darboğazında iken, yine kapanmalar dile getirilmeye çalışılmaktadır. Bugüne kadar alınan tüm tedbirler hukuka aykırı olduğu gibi, bundan sonra yine genelgelerle ve vatandaşların ekonomik zararını gidermeyen tüm tedbirler hukuka aykırı olacaktır.

PCR TEST ZORUNLULUĞU KALDIRILMALIDIR

Salgın döneminde uygulanan bazı tedbirler fırsatçıların işine yaramış, ekonomik büyüme yaşamışlardır. Oysa küçük esnaf ve özellikle gündelik işlerle geçimini sürdürenler, çiftçilerimiz ciddi ekonomik sıkıntılar içinde kalmıştır. Konu toplum sağlığını aşmış, anayasayı ihlal eder bir hale gelmiştir. Savaş durumunda bile kısıtlanamayacak hakların özüne müdahale edilmektedir. Bu süreçte alınan tüm tedbirler anayasaya aykırıdır. Anayasal düzen askıya alınmıştır. Bu suçu soruşturma konusu yapacak yargı mensupları baskı altına alınmaktadır. Anayasaya aykırı yasaklar derhal kaldırılmalı hiçbir dayanağı olmayan, aşı olmayanlara yönelik PCR test zorlaması kaldırılmalı.

HİÇBİR FAYDASI OLMAYAN İLAÇLAR

Hiçbir faydası olmayan aksine yan etkileri daha fazla olan, Sağlık Bakanlığı’nın ilaç ve tedavi protokolü derhal sona erdirilmeli, hekimlerin bağımsız teşhis ve tedavi yetkileri geri verilmelidir. DSÖ ile yapılan anlaşma derhal feshedilmeli, bağımsızlığımız geri alınmalıdır. DSÖ’nün talimatlarına uyulmaması, aşı sonrası meydana gelen ölüm ve yan etki mağdurlarının sayısının açıklanması sağlanmalıdır. Cumhurbaşkanımız da büyük ihtimalle vatandaştan bir tepki bekliyor. “Gönüllülük esası, zorunlu olamaz” dedi.

MAĞDURİYET SAKARYA’DA DA YAŞANIYOR

Sakarya Barosuna kayıtlı Avukat Ülkü Çakır,“ Eğitim ve öğretim süreci içerisinde maske takmaktan kaynaklı çocukların mağduriyeti Sakarya’da da yaşanıyor. Çalışma hayatında bazı işverenler çok sert uygulamalar getirdi; işçiler işlerini kaybetme noktasına geldi. Üniversitemiz geri adım attı. Rahat bir süreç geçiriyor öğrenciler ama ilkokul, ortaöğretim ve işyerlerinde bu sorunu aşamadık.

AŞI, PCR VE MASKE KONUSUNDA TEMEL HAKLARI ENGELLENİYOR

Aşı, PCR ve maske konusunda kendi haklarını kullanmak isteyen kişiler maalesef temel hakkı olan yaşam hakkının engellenmesine bulunduğumuz hukuk süreci içerisinde itirazları sonucu vermiyor. Biz de hukukçular olarak bu konuda neler yapabileceğimizi bir araya gelerek çözmeye çalışıyoruz. Kısa sürede davalarda sonuç elde edebileceğimizi düşünüyoruz. Kökten bir çözümü Danıştay’dan alacağımızı umuyoruz” ifadelerine yer verdi.

GENELGELERLE ÜLKE YÖNETMEYE ÇALIŞIYORUZ

İstanbul Barosu Avukatı Seyit Çamurcu, “Plandemi sürecini insanlara elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin hukuk devleti olduğunu söylüyoruz. Genelgeler anayasaya ve kanunlara aykırı olamaz. 3-4 senedir KHK’lar ile yönetildiğini görmeye başladık. Son 1 buçuk senedir KHK’ları da kullanmadan doğrudan genelgelerle ülke yönetmeye çalışıyoruz. Baktığımızda sadece bizim ülkemiz değil tüm dünya genelgeler ile yönetiliyor. Bizde nasıl anayasaya aykırıysa diğer ülkelerde de aykırı.

BU GENELGELER TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARAFINDAN GELMİYOR

Bu genelgeler Türkiye Cumhuriyeti tarafından değil de doğrudan tek dünya devleti olan küresel devletinden geldiğini düşünmekteyiz. Tek dünya devletin kanunlarına boyun eğmek, bunlara itaat etmek Türkiye Cumhuriyeti’ne ihanet etmek demektir. Bununla alakalı yürütmelerin durdurulmasına dair davalar açtık fakat sonuca ulaşmadı. Daha karara ulaşmadı. Kasti bir şekilde bekletildiğini düşünüyoruz. Mücadele edeceğiz çünkü biz halkız. Bu vatan bizim. Biz yoksak devlet yoktur” ifadelerinde bulundu.

PCR, HES VE MASKE DAYATMASI KABUL EDİLEMEZ

Çamurcu’nun ardından konuşan İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat Mehmet Emre Sert, “İki senedir yaşanan hak ihlalleri var. Burada bir kişiyle ilan edilen pandeminin devamında geldiğimiz süreçte HES Kodu, aşı ve PCR kısıtlamaları ile karşı karşıya kaldık. Biz avukat olarak yapılan kısıtlamaların tümünün hukuka aykırı olduğunu kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Danıştay tarafından bir karar verilmesini bekliyoruz. PCR testi zorunluluğuna ilişkin üniversitelerin senato kararlarına karşı davalar açtık. Kararların yürütmesinin durdurulmasına karar verildi. Bunun anlamı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hiçbir hakkı hukuka aykırı olarak kısıtlanamaz. Maalesef ki pandemi ilan edilen süreçte anayasanın aksine genelgeler ile kısıtlandığını görmekteyiz. Bu durum biz hukukçuları üzmektedir ve kaldırılması gerekmektedir. Bu durum bizleri mağdur etmektedir. PCR, HES ve maske dayatması kabul edilemez. Okula giden çocukların maske taktığını görmekteyiz” dedi.

“PCR TESTİNİN ZORUNLU TUTULMASI KANUN DIŞI”

Sert, sözlerinin devamında, “Bilim insanları tarafından maskelerin zararı açıklanmıştır. Çocuklarımızı korumak yerine bu şekilde daha çok zarar vermekteyiz. İş yerlerinde aşı olmayı tercih etmeyen çalışanların PCR testinin zorunlu tutulması kanun dışıdır. PCR testi talep etmesi hukuka aykırıdır. İşverenleri uyarıyoruz: insanların hukuka aykırı genelgeleri göstererek işi ile oynamayın. Hukuka aykırı çıkarılan bu genelgelerin geri alınacağını ve arzu ettiğimiz eski hayatımıza döneceğimizi belirtmek isterim” dedi.

ANAYASAYA AYKIRIDIR

İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat Ayşenur Doğrul, “Yapılan bu hukuksuz durumun kaldırılmasını talep ediyoruz. Bu durum hakkında çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi. İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat Fikret Bircan, “Genelgelerle insan hak ve özürlülüklerinin sınırlandırılması anayasaya aykırıdır. Hukuka da aykırıyız” ifadelerinde bulundu.

08 Ara 2021 - 17:11 - Kocaeli Gazetesi

Muhabir  Elif Çarman



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bugün Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bugün Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bugün Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bugün Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Kocaeli'nin En Başarılı Belediye Başkanı Kim?