Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Orta Doğu’da tırmanan savaşın küresel enerji piyasaları üzerindeki etkilerine karşı dikkat çeken bir adım attı. Ajans, 32 üye ülkenin ortak kararıyla acil durum petrol rezervlerinden toplam 400 milyon varil petrolün piyasaya sunulacağını açıkladı. Bu karar, petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükselişin ve tedarik risklerinin yarattığı baskıyı hafifletmeyi amaçlıyor. IEA’nın koordinasyonunda alınan bu karar, kurumun 1974’te kurulmasından bu yana petrol piyasasına yönelik altıncı müdahalesi olarak kayıtlara geçecek.
IEA ÜYELERİNDEN ORTAK REZERV SALIMI KARARI
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan açıklamada, Orta Doğu’daki savaşın petrol piyasasında yarattığı aksaklıkların giderilmesi amacıyla acil durum rezervlerinden 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesi konusunda 32 üye ülkenin oy birliğiyle anlaşmaya vardığı bildirildi.
Kararın, IEA Başkanı Fatih Birol’un çağrısıyla düzenlenen olağanüstü toplantının ardından alındığı belirtildi. Toplantıda mevcut piyasa koşulları değerlendirilirken, olası arz kesintilerine karşı uygulanabilecek seçenekler de masaya yatırıldı. Ajans, alınan kararın küresel enerji piyasalarında oluşabilecek dalgalanmaları sınırlamayı ve arz güvenliğini desteklemeyi hedeflediğini ifade etti.
REZERVLER ÜYE ÜLKELERİN ULUSAL PLANLARINA GÖRE PİYASAYA SUNULACAK
IEA açıklamasında, petrolün piyasaya sürülme sürecinin her üye ülkenin kendi ulusal koşullarına uygun bir takvim çerçevesinde gerçekleştirileceği bilgisi paylaşıldı. Ortak kararın nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntıların ise önümüzdeki dönemde netleşmesi bekleniyor.
Ajans, küresel petrol ve doğal gaz piyasalarındaki gelişmelerin yakından izlenmeye devam edeceğini de vurguladı. Enerji piyasalarında yaşanan belirsizliklerin özellikle petrol arzı, fiyat istikrarı ve lojistik akış üzerinde etkili olduğu belirtilirken, koordineli rezerv salımının bu riskleri azaltmaya yönelik önemli bir araç olduğu ifade edildi.
FATİH BİROL: KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ ZORLUKLAR EŞİ GÖRÜLMEMİŞ ÖLÇEKTE
IEA Başkanı Fatih Birol, petrol piyasasında yaşanan gelişmelerin olağanüstü bir dönemden geçildiğini gösterdiğini söyledi. Birol, mevcut koşulların enerji güvenliği açısından ciddi bir sınav anlamına geldiğini belirterek, “Petrol piyasasında karşı karşıya olduğumuz zorluklar eşi görülmemiş ölçekte. Bu nedenle IEA üyesi ülkelerin bu duruma emsali görülmemiş büyüklükte bir acil ortak müdahaleyle karşılık vermiş olmalarından büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Küresel petrol piyasasının birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Birol, büyük ölçekli arz kesintilerine verilecek yanıtın da küresel ölçekte olması gerektiğini söyledi. Enerji güvenliğinin IEA’nın kuruluş misyonu olduğuna dikkat çeken Birol, üye ülkelerin birlikte hareket ederek güçlü bir dayanışma sergilemesinin önemine işaret etti.
JET YAKITI VE DİZEL ARZINDA RİSK SÜRÜYOR
Fatih Birol, mevcut gelişmelerin özellikle jet yakıtı ve dizel arzı üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade etti. Doğal gaz piyasasında da zorlu bir süreç yaşandığını belirten Birol, rezerv salımının kısa vadede piyasaya rahatlama sağlamayı amaçladığını dile getirdi.
Birol ayrıca, küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin yeniden başlaması çağrısında bulunduklarını söyledi. Bölgedeki güvenlik risklerinin enerji taşımacılığı üzerinde doğrudan etkili olduğu biliniyor.
IEA ÜYELERİNİN REZERVLERİ 1,8 MİLYAR VARİLE ULAŞIYOR
IEA üyesi ülkelerin enerji güvenliği kapsamında önemli büyüklükte petrol stokları bulunuyor. Mevcut verilere göre, üye ülkelerin kamu stoklarında yaklaşık 1,2 milyar varil petrol yer alırken, zorunlu ticari stoklarda ise yaklaşık 600 milyon varil petrol bulunuyor. Böylece toplam rezerv miktarı 1,8 milyar varile ulaşıyor.
Koordineli rezerv salımı, IEA’nın tarihinde petrol piyasasına yönelik altıncı müdahale olacak. Ajans daha önce 1991, 2005 ve 2011 yıllarında birer kez, 2022 yılında ise iki kez piyasaya müdahalede bulunmuştu. Öte yandan 2025 yılı itibarıyla deniz yoluyla gerçekleştirilen küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin Hürmüz Boğazı üzerinden yapıldığı belirtiliyor. Bu durum, bölgedeki gelişmelerin küresel enerji arzı açısından kritik önemini bir kez daha ortaya koyuyor.




