KAMUDA SİSTEM VE SENDİKALAR

Abone Ol

Memlekette şöyle bir hastalık başladı: İşini yapmayan personele işini yaptırmaya çalışan bürokrat hemen tu kaka oluyor. Sonuçta özel sektörde nasıl çalışmayan personel, amiyane tabirle kapı dışarı ediliyorsa, kamuda maalesef çalışmayan personel en fazla başka bir birime gönderiliyor. Mesela işini layıkıyla yapmayan ve idarecisiyle, öğrencileriyle problem yaşayan öğretmen en fazla başka bir okula gönderiliyor. Yani işin gerçeği, başka bir okulda sorun çıkartması için gönderiliyor. Bundan idare de, sonrasında hiç kuşkusuz öğrenciler ve veliler de büyük sıkıntı yaşıyor.

Veya görev ve salahiyetinin dışında kötü muamele yapan polis memuru da aynı şekilde başka bir birime gönderiliyor. Sonrası mı? Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Önemli olan, herkesin işini layıkıyla yerine getirmesi ve aldığı paranın hakkını vermesi. Ama ne yazık ki, inanın, yıllardır sabah işe gidip hiçbir iş yapmadan akşam evine dönen insanları da 32 yıllık meslek yaşamımda gördüm.

“Ne yaptın?” derseniz; yazsak da çizsek de maalesef Devlet Memurları Kanunu, basit kınamalar, maaş kesmeleri ve görev yeri değişiklikleri haricinde hiçbir işe yaramıyor. Aynı personeli özel sektöre koysanız, ertesi gün kapının önüne konur.

Hep söylüyorum: Tabii ki herkesin en demokratik hakkı sendikalaşma. Ülkemizde memur sendikalarında çalışanların sosyal haklarını korumak ve tabii ki kendi makamlarını da korumak için ellerinden geleni yapıyor. Halbuki sağlıkta, eğitimde başta olmak üzere tüm kamu kurumlarında, yetkili veya yetkisiz olan sendikaların temsilcileri de çözümün bir paydaşı olmak zorundalar.

Yoksa gelsin yemekler, gitsin sınırsız araç ve benzin harcamaları… Sonuç mu? Ayağına basıldı mı ver elini bürokratın üstüne saldır. Nasıl olsa, kendine göre araştırmadan, bilgiyi teyit etmeden sütunlarını dolduran maalesef meslektaşlarımız da var.

Dediğim gibi, bu ülke bizim; başka gidecek ülkemiz yok. Ancak sırf kişisel hırslar, bitmeyen makam sevdaları nedeniyle “çamur at, izi kalsın” mantığıyla astı astarı olmayan iddialarla çalışan bürokratları karalamak, omuz vurmak… Nasıl olsa bir cezası yok. “Korkuturum, sindiririm, sonra da hegemonyamı sürdürürüm” mantığıyla bugüne kadar böyle gelmiş; umarım bundan sonra böyle gitmez.

Gerçek manada görevini yerine getirmeyen, kamu kaynaklarını çarçur eden, yetimin bir kuruşunu yiyen bürokratın amiyane tabirle canına okunsun. Ama sendikalarda, özellikle memur sendikalarında da artık “ye kürküm ye” mantığında ilerleyen sendika başkanlarının ve sendikalar kanununda yapılacak bir düzenleme ile hesap verilebilir noktaya gelmesi gerekiyor.

Yoksa çalışan bürokratı ve “çalış” diye kanunları uygulayanları yıldırır, sistemi de tıkarsınız. Sendikalar kanunu değişmezse ne olacağı çok açık: “Ye kürküm ye” mantığıyla birileri, ses çıkarmayan üyelerinin parasıyla caka satar, ihtiyaçlarının tümünü de oradan karşılar ve biz de bakmaya devam ederiz.

Yazımın sonunda tabii şunu da söyleyeyim işini layıkıyla yapan bürokrat işini layıkıyla yapan memur işini layıkıyla yapan sendikacıları bu yazından tenzih ederim.

İşimize gelmeyen insanlara son dönemde “PKK’lı, FETÖ’cü, o’cu, bu’cu, şu’cu” diyerek karalamak da serbest. Varsın muhatapları ispat etmek için yırtınıp dursun.

Sağlıcakla kalın.