Son günlerde yeniden alevlenen Jeffrey Epstein dosyası, dünya genelinde çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı gibi karanlık konulara dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu tartışmaların Türkiye’ye yansıması ise sosyal medyada gündeme gelen "kayıp çocuk" iddiaları oldu. Özellikle “her yıl 10 binden fazla çocuk kayboluyor” şeklindeki söylemler yeniden dolaşıma sokulurken, kamuoyunda oluşan soru işaretleri üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) bir açıklama yayımladı.

İDDİALAR YENİ DEĞİL, 2024’TE DE YALANLANMIŞTI

DMM açıklamasında, sosyal medyada yer alan bu tür içeriklerin yeni olmadığını, daha önce de dolaşıma girdiğini ve 2024 yılında açıkça yalanlandığını vurguladı. Açıklamada, paylaşımlarda geçen sayısal verilerin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bağlamından koparılarak çarpıtıldığı belirtildi.

İşten Çıkarma Krizi Sonrası TÜPRAŞ’a Üst Düzey Ziyaret
İşten Çıkarma Krizi Sonrası TÜPRAŞ’a Üst Düzey Ziyaret
İçeriği Görüntüle

DMM, TÜİK’in yalnızca hakkında resmi kayıp başvurusu yapılan ve daha sonra bulunan çocuklara ilişkin veriler paylaştığını, bunun dışında "kayıp ve bulunamayan çocuk sayısı"na dair herhangi bir resmi istatistik bulunmadığını da ifade etti.

KASITLI OLARAK YENİDEN DOLAŞIMA SOKULUYOR

Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise bazı sosyal medya hesaplarının bu içerikleri kamuoyunu yanıltma amacıyla kasıtlı olarak yeniden dolaşıma soktuğunun tespit edilmesi oldu. DMM, bu durumun sadece bilgi kirliliğine yol açmadığını, aynı zamanda toplumda panik ve güvensizlik ortamı yaratmaya çalışıldığını da ima etti.

Yetkililer, vatandaşların sosyal medyada karşılaştıkları bilgileri resmi kaynaklardan teyit etmeden paylaşmamaları gerektiğinin altını çizdi.

TÜİK VERİLERİ BAĞLAMINDAN KOPARILIYOR

DMM tarafından yapılan açıklamaya göre, TÜİK’in açıkladığı verilerde “her yıl 10 bin çocuk kayboluyor” gibi bir durum söz konusu değil. Aksine, TÜİK yalnızca kayıp müracaatı yapılan ve sonrasında bulunan çocuklara dair verileri paylaşıyor. Dolayısıyla iddialarda kullanılan rakamlar, durumu olduğundan daha farklı ve endişe verici göstermek amacıyla çarpıtılıyor.

DMM’nin açıklamasında son olarak kamuoyuna şu çağrı yapıldı:
“Kamuoyunun, dezenformasyon içerikli paylaşımlara itibar etmemesi önemle rica olunur.”