Kocaeli’de kimliği tespit edilemeyen ya da herhangi bir yakınına ulaşılamayan cenazeler, 15 günlük yasal bekleme süresinin ardından belediye ekipleri tarafından son yolculuğuna uğurlanıyor. Adli süreçlerin tamamlanmasının ardından belediyeye teslim edilen naaşlar, il genelindeki morglarda titizlikle muhafaza ediliyor. Bu süre içinde bir yakının çıkması ihtimaline karşı tüm kayıtlar açık tutuluyor. Ancak çoğu zaman kapıyı çalan olmuyor. O zaman devreye kamu sorumluluğu giriyor. Yıkama, kefenleme ve cenaze namazı dahil tüm dini vecibeler yerine getiriliyor. Mezar taşlarında isim yerine yalnızca “meçhul” ibaresi ve bir numara yer alsa da dijital arşiv sistemi, yıllar sonra bile kimliklerin ortaya çıkmasına imkan tanıyor.
18 Morgda 15 Günlük Bekleyiş
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen cenaze hizmetleri kapsamında, sahipli ya da sahipsiz tüm cenazeler kayıt altına alınıyor. Belediye yetkililerinin verdiği bilgiye göre, il sınırları içinde bulunan 18 morgda cenazeler 15 gün boyunca bekletiliyor. Bu süre, olası bir kimlik tespiti ya da yakınlara ulaşılması için tanınan yasal bir zaman dilimi.
Cenaze ve Nakil Hizmetleri biriminde görevli ekipler, sürecin hem hukuki hem de dini hassasiyetler gözetilerek yürütüldüğünü belirtiyor. Öncelikle kişinin dini durumu araştırılıyor. Müslüman ya da gayrimüslim olduğuna dair bilgiler resmi kayıtlardan ve varsa yakın çevresinden ediniliyor. Eğer bu sürede bir yakını çıkarsa cenaze teslim ediliyor. Ancak herhangi bir başvuru olmazsa, defin işlemi doğrudan belediye tarafından gerçekleştiriliyor. Tüm işlemler kayıt altına alınıyor ve arşivleniyor.
“İnsan En Şerefli Varlıktır” Anlayışıyla Defin
Belediye yetkilileri, kimsesiz cenazeler için ayrı bir uygulama yapılmadığını, aksine daha fazla hassasiyet gösterildiğini vurguluyor. “İnsan en şerefli varlıktır” anlayışıyla hareket edildiğini belirten görevliler, sahipsiz olarak gelen her cenazenin özenle yıkandığını, kefenlendiğini ve personelin saf tutmasıyla cenaze namazının kılındığını ifade ediyor.
Kimlik bilgileri netleşmeyen kişiler için mezar taşlarına isim yazılamıyor. Bunun yerine “meçhul” ibaresi ve bir numara yer alıyor. Ancak bu numaralar rastgele değil; dijital sistemle eşleştiriliyor. Her cenazenin fotoğrafı çekiliyor ve detaylı kayıt oluşturuluyor. Bu sayede yıllar sonra gelen bir başvuru, arşivdeki bilgilerle karşılaştırılabiliyor. Nitekim 2020 yılında defnedilen Afgan asıllı bir kişinin, iki yıl sonra konsolosluk aracılığıyla gelen yakınları tarafından fotoğraf üzerinden teşhis edildiği belirtiliyor. Dijital arşivleme sistemi, kimi zaman yarım kalan hikayeleri tamamlıyor.
Varlık İçinde Yalnızlık: Unutulmayan Bir Hikâye
Belediye çalışanlarının hafızasında yer eden vakalar ise sürecin insani yönünü gözler önüne seriyor. Görevlilerin aktardığına göre, adli işlemler sonrası teslim alınan bir cenaze yaklaşık 30-35 kilo ağırlığındaydı. Yalnız yaşadığı ve kimsesinin olmadığı bilgisi paylaşılmıştı. 15 günlük bekleme süresinde herhangi bir yakını çıkmadı ve defin işlemi gerçekleştirildi.
Ancak daha sonra gelen yakınları, vefat eden kişinin oldukça varlıklı biri olduğunu ortaya koydu. Tüm maddi imkanlarına rağmen yalnız, bakımsız ve adeta açlık sınırında bir hayat sürmüş olması, belediye personelini derinden etkiledi. Görevliler, “Onca imkanın içinde kimsenin sahip çıkmaması insanı düşündürüyor” sözleriyle o anı anlatıyor. Meçhul cenazeler bazen sadece bir numara değil, ağır bir toplumsal gerçeği de temsil ediyor.
Avustralyalı Aktivistin Gizli Müslümanlık Hikâyesi
Kandıra’da yaşanan bir başka olay ise farklı bir yönüyle dikkat çekiyor. Avustralya asıllı, 75-80 yaşlarında bir aktivist dünya turu sırasında yaşamını yitirdi. Eşiyle birlikte yazdıkları vasiyette, “Nerede ölürsek oraya gömülmek istiyoruz” ifadesi yer alıyordu. Çevreci bir yaşam felsefesini benimsedikleri ve toprağa bir an önce karışmayı arzuladıkları belirtildi.
İlk etapta gayrimüslim olduğu düşünülen cenazenin İstanbul’daki azınlık mezarlığına gönderilmesi planlandı. Ancak eşinin, “Bazı hallerinden şüpheleniyorum” sözleri üzerine araştırma yapıldı. Yapılan incelemede, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan “İhtida Öyküleri” adlı eserde yıllar önce Müslüman olduğuna dair bilginin yer aldığı tespit edildi. İnancını gizlediği anlaşılan aktivist, İslami usullere göre defnedildi.
Bu tür hikayeler, Kocaeli’de “meçhul” olarak kayda geçen cenazelerin ardında kimi zaman derin ve şaşırtıcı hayatlar bulunduğunu gösteriyor. Her biri farklı bir yaşamın son sayfası. İsimleri bilinmese de, son yolculukları aynı özenle uğurlanıyor.