Türkiye ekonomisi açısından uzun süredir tartışılan cari açık, bu kez finansman kalitesi üzerinden gündemde. Mahfi Eğilmez, cari açık finansmanı ve ödemeler dengesi verilerini değerlendirirken, rakamların yüzeyde sakin bir tablo çizdiğini ancak ayrıntıların dış kırılganlık riskini artırdığını belirtti. Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 1,6 seviyesinde olsa da, net hata ve noksan çıkışı ile rezerv kaybı gibi kalemler Türkiye ekonomisi için önemli sinyaller veriyor. Özellikle doğrudan yatırımların azalması ve rezerv eritilmesi yoluyla sağlanan cari açık finansmanı, finansman kalitesi tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.
CARİ AÇIK VE DIŞ TİCARET AÇIĞI 2025 VERİLERİNDE NE SÖYLÜYOR?
2025 verileri, Türkiye dış ticaret açığı ve cari açık dengesinde yapısal sorunların sürdüğünü ortaya koyuyor. Mal dengesi açığının 69,7 milyar dolara ulaşması, ithal girdiye bağımlılığın devam ettiğini gösteriyor. Türkiye ekonomisi üretim yapısında dönüşümü tam olarak sağlayamadığı için dış ticaret açığı kronik bir sorun olmaya devam ediyor.
Hizmet gelirleri, özellikle turizm ve taşımacılık kalemleri sayesinde cari açık üzerinde dengeleyici bir rol oynasa da bu gelirlerin küresel dalgalanmalara açık olduğu biliniyor. Bu nedenle cari açık finansmanı açısından yalnızca hizmet gelirlerine dayanmak kalıcı bir çözüm sunmuyor. Dış ticaret açığı 2025 verileri, cari açığın temelinde üretim ve ihracat yapısına ilişkin yapısal meselelerin bulunduğunu gösteriyor.
CARİ AÇIK FİNANSMANI VE FİNANSMAN KALİTESİ TARTIŞMASI
Cari açık finansmanı tarafında asıl dikkat çeken başlık finansman kalitesi. Açığın yalnızca 20 milyar dolarlık bölümünün finans hesabı üzerinden karşılanması, geri kalan kısmın ise farklı kalemlerle dengelenmesi soru işaretlerini artırıyor. Doğrudan yatırımların azalması, finansman kalitesinin zayıfladığına işaret ediyor.
Uzun vadeli ve kalıcı sermaye girişleri yerine daha kısa vadeli kaynaklara yönelmek, Türkiye ekonomisi için dış kırılganlık riskini artırıyor. Cari açığın GSYH’ye oranı düşük görünse de, cari açık finansmanı sağlıklı kaynaklara dayanmıyorsa bu tablo sürdürülebilir kabul edilmiyor. Finansman kalitesi düştükçe, risk primi ve finansman maliyetleri üzerinde baskı oluşabileceği değerlendiriliyor.
NET HATA VE NOKSAN ÇIKIŞI VE REZERV KAYBI NE ANLAMA GELİYOR?
Net hata ve noksan çıkışı 16,6 milyar dolar seviyesine ulaşırken, bu kalemin cari açık içindeki payı dikkat çekici boyuta geldi. Kaynağı net biçimde açıklanamayan bu çıkış, ödemeler dengesi açısından belirsizlik yaratıyor. Net hata ve noksan kaleminin yüksekliği, finansman kalitesi tartışmasını daha da derinleştiriyor.
Cari açık finansmanı sürecinde rezerv eritilmesi ise ayrı bir risk başlığı olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 22 milyar dolarlık rezerv kaybı, rezervlerin geçici şoklara karşı tampon olma işlevini zayıflatıyor. Rezerv kaybı ile sağlanan bir cari açık finansmanı modeli, kısa vadede denge sağlasa da orta vadede Türkiye ekonomisi için dış kırılganlık riskini artırabiliyor.
Sonuç olarak cari açık yalnızca büyüklüğüyle değil, cari açık finansmanı ve finansman kalitesiyle birlikte değerlendiriliyor. Net hata ve noksan çıkışı, rezerv kaybı ve doğrudan yatırımların azalması gibi unsurlar bir araya geldiğinde, Türkiye ekonomisi açısından risklerin tamamen ortadan kalkmadığı görülüyor. Cari açığın GSYH’ye oranı düşük olsa da, dış ticaret açığı ve finansman kalitesi göstergeleri temkinli bir yaklaşımı gerekli kılıyor.



