VERİLER KONUŞUYOR: KIRILMAYAN HAT 7,2 ÜRETEBİLİR

Marmara’da beklenen büyük depreme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Okan Tüysüz, ölçümlere dayalı bilimsel verilerin riskin boyutunu net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti. Tüysüz, “İzmit Körfezi’nin çıkışından Adalar’ın önünden Büyükçekmece açıklarına kadar uzanan bölüm kırılmadı. Bu segment kırıldığında yaklaşık 7–7,2 büyüklüğünde bir deprem üretir. Asıl mesele, bu depremin kaç kişiyi ve hangi yapı stokunu etkileyeceği” dedi.

“UYARILARIMIZI DİNLETEBİLDİĞİMİZİ SÖYLEYEMEM”

Yıllardır sahada çalıştığını vurgulayan Tüysüz, afete hazırlık konusunda umutsuz olduğunu dile getirdi. “53 yıldır fayların üzerinde çalışıyorum. Hocalarımızın uyarılarına rağmen sözümüzü dinletemedik. Eğer tüm bu emekler karşılık bulmuyorsa, iyimser olmak zor” ifadelerini kullandı.

“GEBZE’DE ENKAZ BİR HAFTA KALDIRILAMADI”

İstanbul’daki çarpık yapılaşmaya dikkat çeken Tüysüz, olası bir depremde müdahalenin dahi zorlaşacağını söyledi. “Esenler, Bakırköy, Bahçelievler gibi ilçelerde bir bina yıkıldığında sokağa bir daha girmeniz mümkün olmaz. Gebze’de yıkılan bir bina, çevre illerden destek gelmesine rağmen bir haftada kaldırılabildi” diyerek altyapı ve erişim sorunlarını örnekledi.

Hastanede “Canlı Bombayım” Dedi, Ortalık Karıştı
Hastanede “Canlı Bombayım” Dedi, Ortalık Karıştı
İçeriği Görüntüle

80 BİN BİNA RİSK ALTINDA

Tüysüz, Marmara merkezli büyük bir depremde yaklaşık 80 bin binanın yıkılabileceğini belirterek, “İstanbul içinden çıkılmaz bir hale gelir” uyarısında bulundu. Bu tablonun yalnızca yapısal değil, aynı zamanda nüfus yoğunluğu kaynaklı bir kriz anlamına geldiğini vurguladı.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM DEĞİL, BİNASAL DÖNÜŞÜM YAPILDI”

Kentsel dönüşüm uygulamalarını eleştiren Tüysüz, yaklaşımın yanlış olduğunu söyledi:
“Gerçek kentsel dönüşüm; sokakları açmak, yeşil alanlar yaratmak ve nüfusu artırmamak demektir. Çok katlı binalar nüfusu artırır. Biz bugüne kadar kenti sadeleştirmek yerine doldurduk. Yapılan şey kentsel değil, binasal dönüşüm.”

“İNSANLARI AFETE DOĞRU SÜRÜKLÜYORSUNUZ”

Yeni yerleşim projelerinin riski büyüttüğünü ifade eden Tüysüz, Kanal İstanbul örneği üzerinden sert uyarılarda bulundu:
“Kanal İstanbul demek, İstanbul’a 1 milyon kişi daha demektir. Siz nüfusun üzerine nüfus ekleyerek insanları afete doğru sürüklüyorsunuz.”

ÇAĞRI: NÜFUS KONTROLÜ VE GERÇEK DÖNÜŞÜM

Prof. Dr. Okan Tüysüz, İstanbul’un dirençli bir kent haline gelebilmesi için nüfus artışının kontrol altına alınması, erişilebilir sokaklar, yeşil alanlar ve bilim temelli, bütüncül kentsel dönüşüm uygulanması gerektiğini vurguladı.