Malpraktis davalarında giderek artan tazminat tutarları ve yargı süreci tamamlanmadan başlatılan haciz işlemleri, sağlık sisteminde ciddi bir kırılmaya yol açıyor. HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, bu tablo nedeniyle hekimlerin cerrahi başta olmak üzere dahiliye ve aile hekimliği gibi yüksek riskli branşlardan uzaklaştığını söyledi. Kurban, hazırladıkları Hekimlik Meslek Yasası tasarısının hem hekimlerin mesleki güvencesini güçlendireceğini hem de hasta-hekim-devlet dengesini yeniden kuracağını vurguladı.
Malpraktis davaları hekimleri çıkmaza sürüklüyor
Adil Kurban, hatalı tıbbi uygulama davalarında talep edilen tazminatların artık milyonlarca lirayı aştığını belirtti. Yargı süreci tamamlanmadan verilen kararlar ve temyiz aşaması beklenmeden başlatılan haciz işlemlerinin hekimleri ekonomik olarak geri dönülmez bir noktaya sürüklediğini ifade etti. Bu durumun yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmadığını söyleyen Kurban, hekimlerin mesleki motivasyonunun da ciddi biçimde zedelendiğini dile getirdi. Mevcut uygulamaların hekimi hasta ile karşı karşıya getirdiğini belirten Kurban, sistemin bu haliyle sürdürülemez olduğunu kaydetti.
“Hekimlik Meslek Yasası 140’tan fazla madde içeriyor”
HEKİMSEN’in hazırladığı yasa tasarısına ilişkin bilgi veren Kurban, mevcut mevzuatın günümüz ihtiyaçlarını karşılamadığını söyledi. 1928 tarihli düzenlemelerin tıp pratiğinin bugünkü gerçekleriyle örtüşmediğini vurgulayan Kurban, tasarının 140’tan fazla maddeden oluştuğunu ve büyük bölümünün yeni düzenlemeler içerdiğini aktardı. Malpraktisten tıbbi uygulama standartlarına kadar geniş bir alanı kapsayan çalışmanın, hem hekimin hem hastanın hem de kamunun hakkını koruyan dengeli bir yapı sunduğunu ifade etti. Deontolojinin etkin biçimde uygulanmasının da tasarının temel hedefleri arasında yer aldığını söyledi.
“Bu cezalar bir hekimin tüm mal varlığını yok ediyor”
Malpraktis davalarında 70 milyon, hatta 100 milyon TL’yi aşan tazminat taleplerinin gündeme geldiğine dikkat çeken Kurban, bu tutarların bir hekimin çalışma hayatı boyunca biriktirmesinin mümkün olmadığını belirtti. Açılan davaların hekimlerin yalnızca kendilerini değil, ailelerini ve geleceklerini de etkilediğini söyleyen Kurban, “Hekim sonradan haklı çıksa bile çoğu zaman parasını geri alamıyor. Bu, kabul edilebilir bir durum değil” dedi. Uygulamaların hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını da sözlerine ekledi.
Riskli branşlarda hekim açığı büyüyor
Ortaya çıkan tablonun sağlık sistemine doğrudan zarar verdiğini belirten Kurban, hekimlerin artık riskli alanlara yönelmek istemediğini söyledi. Cerrahi branşların tamamının yüksek risk taşıdığını, dahiliye ve aile hekimliğinin de benzer baskı altında olduğunu ifade etti. Bu nedenle birçok deneyimli hekimin biyokimya ve mikrobiyoloji gibi hasta ile doğrudan temasın olmadığı alanlara yöneldiğini dile getiren Kurban, “Bu gidişat tıbbın kendisine zarar veriyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Hekimler sadece mesleğine odaklanmak istiyor”
Hekimliğin zaten başlı başına ağır bir sorumluluk olduğunu hatırlatan Adil Kurban, mesleğin icrasının önüne ek engeller konulmasının Türkiye için ciddi kayıplar doğuracağını söyledi. Kurban, “Biz hekimler mesleğimizle ilgilenmek istiyoruz. Gerekli düzenlemeler yapılmazsa Türkiye hekimlerini kaybedebilir” diyerek hükümet ve kamuoyuna destek çağrısında bulundu.





