Gündem

ÖMER KARATAŞ: “ÇOCUK BEDEN OLARAK YANIMIZDA, AMA RUHEN UZAKTA”

Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karataş, çocukların kontrolsüz dijital dünyada maruz kaldığı tehlikelere dikkat çekti.

Abone Ol

Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karataş, günümüzde çocukların fiziksel olarak ailelerinin yanında bulunmasına rağmen, dijital dünyanın sınırsızlığı içinde ruhen derin bir kopuş yaşadıklarını ifade etti.

Karataş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Bir okul... Bir koridor... Daha hayatının baharında, 14 yaşında bir çocuk.

Elinde o masum ortama asla ait olmayan, tehlike saçan bir cisim.

Ardından dudaklarımızdan dökülen, çaresizlikle yoğrulmuş o tek soru: "Bu nasıl oldu?"

Şehirler değişiyor, kurbanlar değişiyor, olaylar değişiyor ama o kan donduran tablo maalesef hiç değişmiyor. Aynı şok. Aynı çaresizlik. Aynı sorgu.

Oysa vicdanımızı artık bu soruyla rahatlatamayız.

Asıl ve en can yakıcı soruyu sormak zorundayız:

Bu noktaya gelmeden önce biz neyi görmedik, neyi yapmadık?

Bugün hepimiz kontrolsüz bir dijital okyanusun içindeyiz.

Sessiz, derin ve sürükleyici.

Biz ebeveynler, çocuklarımızı odalarında, gözümüzün önünde sanıyoruz.

"Evde, güvende" diyerek kendimizi kandırıyoruz. Oysa onlar bu okyanusun ortasında ellerinde birer tablet, telefon veya ekran var; ama sınır yok, rehber yok, kontrol yok.

"Çocuk beden olarak yanımızda, ama ruhen bizden fersah fersah uzakta."

Sahada ev ev, sokak sokak gezerken en çok şu acı gerçekle yüzleşiyoruz.

Bilimsel literatürde "kontrolsüz dijital çocukluk" denen bu kavramda; ekran süresini çocuk kendi belirler, içerik seçimini filtresiz yapar, yaşına uygun olmayan içeriklere maruz kalır. Bunun sonucunda dikkat ve odaklanma sorunları, dil gelişiminde gecikmeler, zayıflayan sosyal beceriler, uyku problemleri ve bağımlılık baş gösterir.

Ekranlar artık yalnızca sanal oyunların değil, aynı zamanda kaybolan merhametin de yansımasıdır.

Çocuklar ekran karşısında artık sadece masum bir oyun oynamıyor.

Yepyeni ve acımasız bir dünyanın içine giriyorlar.

O dünyada şiddet puan kazandırıyor, öldürmek ve yok etmek ödüllendiriliyor, empati giderek siliniyor.

Sanal dünyada şiddeti tekrar tekrar yaşayan bir zihin, zamanla merhametini kaybeder.

Gerçek ile sanal arasındaki ahlaki çizgi zayıfladıkça, şiddet zihinlerde normalleşir ve okul koridorundaki masum bir arkadaş bile basit bir "hedef"e dönüşür.

Küresel Kalkanlar (!) Bizi Koruyamıyor

Çoğu ebeveyn, oyunların kutularındaki PEGI ve ESRB gibi yaş sınıflandırma etiketlerine körü körüne güveniyor. Oysa bu etiketler tek başına asla yeterli değildir.

Bu sistemler, oyunların içindeki psikolojik şiddeti, bağımlılık mekaniklerini, sinsi ödül sistemlerini tam olarak yansıtmaz.

Asıl Risk: İhmaldir

Sorun yalnızca dijital oyunlar veya o pikseller değildir.

Asıl sorun; kontrolsüzlüktür.

Sevgisizlikle birleşen ekran, ihmal ile birleşen internet, yalnızlıkla büyüyen çocuk işte gerçek risk burada başlar.

Dikkat edilmesi gereken uyarı işaretleri: Tableti elinden alınca aşırı öfke ve tepki, sürekli ve ısrarlı ekran talebi, gerçek hayat oyunlarına ilginin yitirilmesi uyku düzensizliği ve dikkat sorunları, arkadaş ilişkilerinde belirgin gerileme ve çözüm yasaklamak değil, çocuklara rehberlik edilen bir dijital yaşam sunmaktır

Canımız her yandığında ilk refleksimiz "fişi çekmek" oluyor.

Yasaklamak kolaydır; ama kalıcı bir çözüm değildir.

Çünkü yasak, çocuk o zehri yuttuktan sonra yani geç kalındığında devreye girer.

Bizim ihtiyacımız, çocukların dijital dünyada yalnız bırakılmadığı, rehberlik edildiği bir sistemin inşası.”