Jeofizik Yüksek Mühendisi Övgün Ahmet Ercan, Avrupa ve Türkiye’de sismik tehlikesi görece düşük olan ülke ve şehirleri sosyal medya hesabından paylaştı. Deprem olasılıklarının kamuoyunda sıkça tartışıldığı bir dönemde gelen açıklama, özellikle güvenli bölgeler konusunda merak edilen sorulara yanıt niteliği taşıyor. Ercan, Avrupa’da aktif fay hatlarının yoğunlaştığı güney kuşağa kıyasla kuzey ve orta kesimlerin daha sakin bir jeolojik yapıya sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’de ise Karadeniz kıyı şeridinin görece daha düşük deprem riski taşıdığına dikkat çekti.
KUZEY VE ORTA AVRUPA’DA SİSMİK HAREKETLİLİK DAHA SINIRLI
Övgün Ahmet Ercan’ın değerlendirmesine göre Avrupa’da deprem riski daha çok Akdeniz çanağı ve güney kuşakta yoğunlaşıyor. Buna karşılık Kuzey Avrupa ülkeleri aktif levha sınırlarına daha uzak bir konumda bulunuyor. Bu durum, söz konusu ülkelerde sismik hareketliliğin daha düşük seyretmesine neden oluyor.
Ercan’ın paylaştığı listede Finlandiya, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri öne çıkıyor. Bunun yanı sıra İrlanda, Hollanda ve Belçika da deprem tehlikesinin görece sınırlı olduğu ülkeler arasında gösteriliyor. Almanya ve Polonya ile birlikte Baltık hattında yer alan Litvanya, Letonya ve Estonya da düşük sismik aktiviteye sahip bölgeler arasında sıralanıyor. Doğu Avrupa’da ise Belarus ve Ukrayna’nın daha sakin bir jeolojik yapıya sahip olduğu ifade ediliyor.
TÜRKİYE’DE KARADENİZ KIYI KUŞAĞI ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde ise Övgün Ahmet Ercan, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın etkisinin Karadeniz kıyı kuşağında daha sınırlı hissedildiğini belirtti. Karadeniz boyunca uzanan kıyı şeridi, deprem riski görece düşük bölgeler arasında gösterildi.
Ercan’ın paylaşımında ayrıca Mardin, Batman ve Siirt ile Antalya’nın Alanya ilçesi de yer aldı. Bu bölgelerin, Türkiye’nin diğer kesimlerine kıyasla daha düşük sismik tehlike taşıdığı ifade edildi. Ancak uzmanlar, düşük risk kavramının tamamen risksiz anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Türkiye’nin büyük bölümü aktif fay hatları üzerinde yer alıyor ve bölgesel farklılıklar deprem tehlikesinin derecesini belirliyor.
“DÜŞÜK RİSK” TAMAMEN RİSKSİZ ANLAMINA GELMİYOR
Uzmanların sıkça dile getirdiği bir başka önemli nokta ise “düşük risk” ifadesinin yanlış anlaşılmaması gerektiği. Deprem riski görece az olan bölgelerde dahi sarsıntı yaşanabileceği, yapı güvenliği ve zemin özelliklerinin her zaman belirleyici olduğu hatırlatılıyor.
Övgün Ahmet Ercan’ın açıklaması, özellikle yaşanacak yer tercihi konusunda deprem faktörünü göz önünde bulunduranlar için dikkat çekici bir değerlendirme olarak öne çıktı. Ancak uzmanlar, hangi bölgede olunursa olunsun yapı denetimi, mühendislik hizmeti ve afet bilincinin hayati önem taşıdığının altını çiziyor.