Ramazan ayı ile özdeşleşen ve hafifliğiyle bilinen güllaç, bu yıl rekor seviyedeki fiyatlarla satışa sunuldu. Geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 30 oranında zamlanan geleneksel tatlı, artan üretim ve hammadde maliyetlerinin etkisiyle daha pahalı bir etikete sahip. Özellikle süt, şeker ve ceviz gibi temel malzemelerdeki fiyat artışı, güllacın raf fiyatına doğrudan yansıdı. Vatandaşlar Ramazan hazırlıklarına başlarken, güllaç fiyatlarındaki yükseliş en çok konuşulan başlıklar arasında yer aldı.
MALİYET ARTIŞLARI FİYATLARA YANSIDI
Sektör temsilcileri, güllaç fiyatlarındaki artışın temel nedeninin girdi maliyetlerindeki yükseliş olduğunu belirtiyor. Özellikle süt ve şeker fiyatlarında yaşanan artış, üreticilerin maliyet hesaplarını yeniden yapmasına yol açtı. Bunun yanı sıra enerji ve nakliye giderlerindeki yükseliş de fiyatları yukarı çekti. Üreticiler, artan giderler karşısında fiyat artışının kaçınılmaz olduğunu ifade ederken, esnaf ise satışlarda düşüş yaşanabileceği görüşünde. Ramazan sofralarının hafif ve geleneksel tatlısı olarak bilinen güllaç, bu yıl birçok aile için daha sınırlı tüketilebilecek bir ürün hâline geldi.
DAR GELİRLİ İÇİN GÜLLAÇ LÜKS OLDU
Fiyatlardaki yüzde 30’luk artış, özellikle dar gelirli vatandaşları doğrudan etkiledi. Geçen yıl daha ulaşılabilir bir seviyede olan güllaç, bu yıl birçok kişi için bütçeyi zorlayan bir kalem olarak öne çıkıyor. Ramazan ayında sofralarda yer bulması beklenen tatlı, artan fiyatı nedeniyle bazı ailelerin alışveriş listesinden çıkarılabilir. Vatandaşlar, geleneksel lezzetlerden vazgeçmek istemediklerini ancak mevcut ekonomik koşulların tercihleri etkilediğini dile getiriyor.
RAMAZAN SOFRALARINDA TATLI TERCİHLERİ DEĞİŞEBİLİR
Uzmanlar, fiyat artışlarının tüketici davranışlarını değiştirebileceğine dikkat çekiyor. Güllaç yerine daha uygun maliyetli tatlılara yönelim artabilir. Evde yapılan alternatif tatlı tarifleri ya da daha küçük porsiyon tercihi bu dönemde öne çıkabilir. Ancak birçok kişi için güllaç, Ramazan ayının simgesi olmayı sürdürüyor. Fiyat artışına rağmen talebin tamamen ortadan kalkması beklenmese de, geçen yıllara kıyasla daha temkinli bir alışveriş dönemi yaşanacağı öngörülüyor.