Sağlık-Sen Eski Genel Başkanı ve Memur-Sen’in eski Genel Sekreteri Semih Durmuş’un sosyal medyada yaptığı dikkat çekici paylaşım, sendikal yapılar ve yardım sandıklarıyla ilgili ciddi iddiaları gündeme taşıdı. Sağlıkhaberi.net’in haberine göre, Durmuş’un isim vermeden ama oldukça net ifadelerle anlattığı olaylar zinciri, üye aidatlarıyla oluşturulan sandık fonlarının nasıl kötüye kullanıldığına dair çarpıcı detaylar içeriyor.
Durmuş’un “Üyeye başkan tokadı” başlığıyla paylaştığı mesaj, bir döneme damga vuracak nitelikte. Paylaşımda, değersiz bir arazinin sandığa fahiş fiyata satıldığı, paraların şahsi hesaplara aktarıldığı ve ardından istifayla sorumluluktan kaçıldığı bir yolsuzluk senaryosu çiziliyor. Geriye ise borç içinde bırakılmış yüz binlerce üye kalıyor.
“Beş Kuruşluk Araziyi Milyonlara Sandığa Sattılar”
Sağlıkhaberi.net’in aktardığına göre, Semih Durmuş’un iddialarındaki ilk adım, sandıkta biriken paranın oluşturduğu cazibe. Üye sayısı arttıkça kasa doluyor, ardından devreye giren yönetici figürü, değeri neredeyse yok denecek bir araziyi “yatırım” adı altında sandığa satıyor.
Durmuş’un ifadelerine göre bu işlem aslında görünürde bir alım-satım gibi görünse de, gerçekte kasadaki paranın kişisel hesaplara aktarılması anlamına geliyor. Böylece üyelerin birikimleri, adeta yasal kılıfa bürünmüş bir soygunla buharlaşıyor.
Üyeye İnen Başkan Tokadı
— Semih Durmuş🇹🇷 (@ssbsemihdurmus) January 20, 2026
Bir sandık kuruldu. Üyesi arttı, parası çoğaldı.
Bir süre sonra beş kuruş etmeyen bir arazi, fahiş bir bedelle sandığa satıldı. Sandığın kasasından çıkan para, başkanın hesabına aktarıldı.
Ardından başkan istifa etti ve gitti. Götürdükleri yanına kâr…
“İstifa Edip Gidiyorlar, Hesap Veren Yok”
Durmuş’un dile getirdiği senaryonun en çarpıcı yönlerinden biri, olayın ardından yaşanan “sıyrılma” süreci. İddiaya göre bu tür işlemleri yöneten kişiler, kriz büyümeden istifa ediyor. Arkalarında ise borç yüküyle baş başa kalan bir sandık ve mağdur edilmiş üyeler bırakıyorlar.
Bu tablo, sadece tek bir şahsın değil, denetim mekanizmalarının da sorgulanması gerektiğine işaret ediyor. Durmuş’un “Götürdükleri yanlarına kâr kaldı” sözleri, hesap sorulamayan bir yapının eleştirisi olarak öne çıkıyor.
“Denetim Yoksa, Soygun Bitmez”
Sağlıkhaberi.net’in haberinde de vurgulandığı gibi, Durmuş’un açıklamaları sadece bir ifşa değil, aynı zamanda sistemsel bir çağrı. “Denetim yoksa, hesap da sorulmaz” cümlesi, yardım sandıkları ve sendika bütçeleri üzerindeki denetim boşluğuna dikkat çekiyor. Bu boşlukların kötü niyetli yöneticiler için nasıl bir avantaja dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Yardım sandıkları, yasal düzenlemelerden büyük ölçüde muaf yapılar olduğundan, aidatlarla oluşan büyük fonlar zaman zaman hesap verilmeden yönetilebiliyor. Bu durum, kötüye kullanıma davetiye çıkarıyor.





