SANAT OKULU’NU TAŞIMAK, İZMİT’İN HAFIZASINI SÖKMEKTİR

Uğur Ulusoy'un Köşe Yazısı...

Abone Ol

Bir kenti kent yapan nedir?

Binaları mı?

Yolları mı?

AVM’leri mi?

Yoksa o kentin yıllar içinde biriktirdiği hatıraları, kokusu, sesi, hikâyeleri mi?

İzmit Sanat Okulu dediğimiz yer, işte tam da budur.

Betondan ibaret bir okul binası değil.

İzmit’in belleğidir.

Bugün o belleği yerinden söküp atmak isteyenlere, “gelişim” adı altında bu şehre yeni bir otopark armağan etmeye hazırlananlara sormak istiyorum:

Gerçekten ilerleme dediğiniz şey, hafızayı silmek midir?

1945’ten bu yana İzmit’in tam merkezinde yükselen o okulun koridorlarından kimler geçti biliyor musunuz?

Alın teriyle hayat kuran ustalar…

Sanayinin bel kemiği olmuş teknisyenler…

Kentin fabrikalarında, atölyelerinde, limanlarında emeğiyle var olmuş binlerce insan…

Nice ailenin ekmek kapısı oldu o okul.

Babadan oğula, ustadan çırağa aktarılan bir kültürün merkezidir Sanat Okulu.

Bizim kuşağın çoğu için “Sanat” demek sadece bir meslek lisesi değildir.

Bir kimliktir.

O bahçede zil sesleriyle büyümüş gençler, bugün İzmit’in dört bir yanında hayat kurmuş insanlar oldular.

***

Şimdi birileri çıkıp diyor ki:

“Okulu taşıyalım, yerine otopark yapalım.”

Ne kadar kolay değil mi?

Gerekçe hazır:

“Trafik rahatlasın.”

“Merkez nefes alsın.”

“Hyde Park modeli.”

Sözler süslü, kılıflar parlak.

Ama işin özeti şudur:

Bir kentin en köklü eğitim kurumunu şehir dışına sürmek.

O alanı da araç yığınına teslim etmek.

Modern şehircilik dediğiniz şey bu mu gerçekten?

Dünyanın gelişmiş kentleri, merkezden araçları uzaklaştırmaya çalışırken; biz kalkıp şehrin göbeğine üç katlı otopark dikmeyi marifet mi sayacağız?

Bir okulun bahçesinden yükselen çocuk seslerinin yerine egzoz gürültüsünü mü koyacağız?

Sanat Okulu’nun değeri, sadece duvarlarından gelmez.

O okulun kapısından içeri giren herkes bilir:

Orada bir ruh vardır.

Bir disiplin, bir dayanışma, bir aidiyet duygusu vardır.

İzmit’in en güzel yerinde, yıllardır o ruhu taşıyan bir kurumu alıp kenara itmek; şehrin kalbini yerinden söküp atmak demektir.

Tarih böyle korunmaz.

Gelecek böyle kurulmaz.

Bir kent, kökleriyle yaşar.

O kökleri keserek, “yeni bir İzmit” yaratamazsınız.

Her şeyi betona, asfalta, otoparka çevirmek kalkınma değildir.

Gerçek kalkınma, geçmişle gelecek arasında köprü kurmaktır.

Sanat Okulu’nu taşımak değil; yerinde güçlendirmek gerekir.

Yıkmak değil, yaşatmak gerekir.

Bugün bu tartışma sadece bir okul tartışması değildir.

Bu mesele, İzmit’in hangi yöne gideceği meselesidir.

Hafızasını koruyan bir şehir mi olacağız?

Yoksa her köşesi birbirine benzeyen ruhsuz bir beton yığını mı?

Karar vericiler bunu iyi düşünmeli.

Çünkü Sanat Okulu sıradan bir bina değildir.

O bina giderse, İzmit’ten bir parça daha eksilir.

Ben bu şehirde doğdum, bu sokaklarda büyüdüm.

İzmit’i otoparklarından değil, hatıralarından tanırım.

Ve şunu çok iyi bilirim:

Tarih yıkılarak gelecek inşa edilmez.

Sanat Okulu yerinde güzeldir.

Ve İzmit’in hafızası, hiçbir projeye feda edilemeyecek kadar kıymetlidir.

***

İZSANDER (İzmit Sanat Okulu Mezunları Derneği) bir açıklama yaptı.

İZSANDER’den yapılan açıklamayı bir kez daha köşemden paylaşmak istiyorum:

“1945 yılından bu yana İzmit’in kalbinde yükselen ve binlerce gencin hayatına dokunan İzmit Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, sadece bir eğitim kurumu değil, bu kentin yaşayan en güçlü hafıza duraklarından biridir.

Bir okulu "üretim kapasitesi" veya "lojistik kolaylık" gibi salt ekonomik terimlerle şehirden koparıp şehir dışına hapsetmek, İzmit’in tarihsel kimliğini elleriyle söküp atmaktır.

Sanat Okulu’nu yerinden etmek, kentin kültürel mirasını ve kuşaklar arası bağı zayıflatmaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir; zira bir kenti kent yapan, içindeki tarihi yapıların ve yaşayan kurumların o merkezle kurduğu sarsılmaz bağdır.

Önerilen "Hyde Park modeli" altındaki üç katlı otopark projesi, iddia edilenin aksine İzmit’e nefes aldırmayacak, aksine şehir merkezini bir araç mıknatısına dönüştürecektir.

Modern şehircilik ilkeleri, merkezdeki araç yoğunluğunu azaltmayı ve toplu taşımayı teşvik etmeyi hedeflerken; kentin göbeğine devasa bir otopark inşa etmek, binlerce yeni aracın merkez trafiğine girmesine davetiye çıkarmaktır.

"Nefes alma" vaadiyle sunulan bu proje, aslında egzoz dumanını ve trafik keşmekeşini kentin tam orta yerine mühürlemek demektir.

İzmit’in ihtiyacı olan şey, köklü okullarını sürgün edip altını otoparkla doldurmak değil; bu tarihi yapıları yerinde koruyarak modernize etmek ve çevresini yaya öncelikli, gerçek yeşil alanlarla desteklemektir.

Eğitim yuvalarını şehrin dışına iten bir anlayış, şehri ruhsuz bir ticaret ve otopark alanına dönüştürür. İzmit Sanat Okulu yerinde güzeldir ve bu tarihi çınarın gölgesi, hiçbir betonarme otopark projesiyle ya da yapay park vaadiyle takas edilemeyecek kadar değerlidir.”

Sağlıklı ve huzurlu günler dileği ile…