Gündem

Sapanca Gölü Eşme Sahili Kuruyor: Su Samurları Çöplerin Arasında Görüntülendi

Sapanca Gölü Eşme sahilinde göl suları rekor seviyede çekildi. MHP eski yöneticisi Çetin Kocaağa’nın paylaşımında kuruyan sazlıklar ve su samuru ailesi dikkat çekti.

Loading...

Abone Ol

Göl Kıyısı Alarm Veriyor: “Sazlıklar Suya Hasret Kaldı”

Sapanca Gölü’nün Eşme sahilinde yaşanan su çekilmesi, göl tarihinin en kritik dönemlerinden birine işaret ediyor. MHP Eşme eski yöneticilerinden Çetin Kocaağa, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla bu ekolojik değişimi gözler önüne serdi. Paylaşımda, balıkların üreme alanı olan sazlıkların tamamen kuruduğu ve içlerinin her türlü pislikle dolduğu görülüyor. Kocaağa, “Sazlıklar suya hasret kalmış” sözleriyle durumu özetlerken, yıllar içinde yaşanan değişimin artık göz ardı edilemeyecek seviyeye ulaştığını belirtti.

Bataklığa Dönüşen Sahilde Su Samuru Ailesi

Çetin Kocaağa'nın objektifine yansıyan en dikkat çekici detaylardan biri ise bir su samuru ailesi oldu. Kuruyan, bataklığa dönüşen kıyı şeridinde gezinen çekirdek aile, bölgedeki yaşamın hâlâ sürmeye çalıştığını gösterdi. Görüntüler her ne kadar uzaktan ve düşük kalitede olsa da, bu kareler doğa adına önemli bir belge niteliğinde. Su samurlarının hâlâ bu çevrede görülmesi, Sapanca Gölü’nün tamamen tükenmediğini ama ciddi risk altında olduğunu ortaya koyuyor.

Kuruyan Sazlıklar Tehlike Saçıyor

Göl çekildikçe ortaya çıkan atık manzarası ise en az su kaybı kadar rahatsız edici. Plastik şişeler, torbalar, cam kırıkları ve çeşitli evsel atıklar sazlık alanların içini doldurmuş durumda. Bu kirli tablo, yalnızca doğal yaşamı değil, halk sağlığını da tehdit ediyor. Eşme halkı, göl çevresindeki bu çöp birikiminin hem görüntü hem çevre açısından büyük risk taşıdığını dile getiriyor.

Tarihe Not Düştük” Dedi

Kocaağa, paylaşımında su samuru ailesini görüntülemeye çalıştığını ve “mesafeyi koruyarak, kaliteli olmasa da tarihe bir not düşmüş olduk” ifadesiyle kareyi paylaştı. Bu açıklama, göl çevresindeki değişimi belgelemek açısından önemli bir çağrı niteliği taşıyor. Doğal hayatın sessiz tanıkları olan su samurları, insan eliyle oluşan tahribatın içinde adeta yaşam mücadelesi veriyor.