“Fon Fatih Terim Adınaydı” İddiası
Gerekçeli kararda, sanığın katılanlara banka nezdinde getirisi çok yüksek, kapalı bir fon bulunduğunu söylediği; bu fonun Fatih Terim adına olduğu ve Terim’in de bu fondan kazanç sağladığı yönünde beyanda bulunduğu aktarıldı. Sanığın, fona herkesin alınmadığını, yatırılan meblağ arttıkça getirinin de artacağını ifade ederek mağdurları ikna ettiği belirtildi.
Güven Pekiştirme ve Zincirleme Eylemler
Karara göre Erzan, ilk aşamada “getiri” adı altında paranın fazlasını iade ederek güven tesis etti. Ardından yeniden kazanç vaadiyle mağdurlardan kimi zaman paranın bir kısmını, kimi zaman tamamını, kimi zaman da daha fazlasını aldı. Sistem içerisinde ödemeler yapılamaz hale gelince olayın açığa çıktığı kaydedildi.
“İradeleri Sakatladı” Tespiti
Sanığın, paraların döviz üzerinden yatırıldığını; bankanın genel merkezine fiziken götürülerek elden alındığını ve bu nedenle sistemde görünmediğini söylemesiyle mağdurların iradelerini sakatladığı gerekçeli kararda açıkça ifade edildi.
Bankanın Maddi Varlığı Kullanılmadı
Mahkeme, Erzan’ın bankayı temsilen hareket etmediğini ve suçun işlenmesi sırasında bankanın herhangi bir maddi varlığının kullanılmadığını belirtti. Sırf banka müdürü olmasının, “banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluşması için yeterli olmadığına hükmedildi.
Zimmet Değil, Zincirleme Dolandırıcılık
Gerekçeli kararda ayrıca, bankacılık zimmeti yönünden bankacılık sistemine girmiş bir para bulunmadığı; zimmet suçunun oluşabilmesi için paranın bankaya ait olması gerektiği vurgulandı. Mağdurlara ait paraların üçüncü kişi malı niteliğinde olduğu, bu nedenle eylemlerin zimmet değil zincirleme dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kaydedildi.




