Ülkemizde ki eğitim sistemine bakıyorum da geçmişten bugüne ne kadar yol kat edilmiş,
Mesela annemlerin, babamların zamanına bakıyorum, orta okulu bitirmiş olanlara okumuş gözüyle bakılıyor, hatta geçenlerde evde babamın, orta okuldan tasdiknamesini bulduğumuzda, anneme ooo babam senden daha tahsilliymiş sen ilkokul mezunusun diyerek şakalaştık, öyle bir dönemden şimdi gençlerin çoğunun üniversite mezunu olduğu hatta en az lise mezunu olduğu bir dönemdeyiz acaba şanslı mıyız?
Günümüze gelelim, zorunlu eğitim 12 yıl, üstüne ekliyoruz üniversitemizi de he bir de
Okul öncesi eğitimimiz var tabi kreşi, ana okulu etti mi sana en az 18 yıl, gençliğimizin yarısı okuyarak geçti çok şükür, kreşteyken sigortaya bağlansak, nerdeyse emekli olacağız.
Ülkemiz de bizim genç neslimizin çoğunun anne babası hayat şartlarından ve ailelerinin düşünce yapılarından dolayı okuyamamış ve içlerinde ukde kalan hayallerini, evlatlarına bağlamış eee haklı olarak ümitlenmiş durumdalar.
Peki ya biz ümitlerin bağlandığı, ailelerinin hayallerini süsleyen okuyan üniversiteli gençler, biz ne durumdayız?
Başlayalım mı üniversiteli gençlerin iç dünyasına girmeye, bize küçüklüğümüzden beri okumamız gerektiği, okumayana ekmek olmadığı, okumayan kızların kocasının eline bakacağı, okumayan erkeklere kız verilmeyeceği, ülkemizin ilerlemesi için okuyan genç beyinlere, nesillere ihtiyacı olduğu gibi sözleri duyarak büyüdük, büyüklerimizi dinledik, okuduk ve okuyoruz.
Buraya kadar tamam önce liselere, üniversitelere girmek için çabaladık. İyi kötü bir yerlere girdik. Girdik de, bu zamana kadar geçen sürede öğrenciydik eee üniversiteden sonra ne olucak? Dışarıda ki hayat başlıyor mu? Dışarıda ki hayatı ne kadar tanıyorum? Beni neler bekliyor? Hemen işe girebilecek miyim? Mezun olur olmaz bir torpil mi ayarlasam? Ya iş bulamazsam anneme babama ne derim? Demezler mi yemedim, içmedim seni okuttum? Ya çevremdekiler, okumamış olan babamın bile bir mesleği var sen okudun da ne oldu demeyecek mi? Ben ona nasıl cevap vereceğim? Acaba birkaç ders bıraksam da okumaya biraz daha devam mı etsem? hem biraz daha zaman kazanmış olurum.
Derken başladı mı üniversiteli gencin dışa vuramadığı, korkuları, endişeleri, panikleri.
Öyle böyle bir şekilde mezun olundu. Hayat başladı yüzünü göstermeye, evdekiler de başladı çalışmayacak mısın? Sorularına çevredekiler de eee o kadar okudun hala bir yere giremedin mi ? demelere yarı meraklı yarı içten içe gülmelerle.
Hııımmm ne yapmam lazım en iyisi ben güzel bir cv hazırlıyım birkaç yere bırakıyım,
Bıraktım ama hiç birinden ses yok ya da hepsinin bir bahanesi var. O zaman ben boş dur mıyım birkaç kursa gidiyim diplomamın yanında en azından birkaç kursun belgesi olsun cv kalabalık gözükür.
Ne oldu yine mi olmadı hayır olmadı. Hatta olsa da olmadı. Olanlar ya az maaş verdi ya da vs. vs.
Ne olacak peki şimdi? Bu kadar kurduğum hayaller, üzerime kurulmuş hayaller bana bağlanmış ümitler, hepsi bir hiç gibi silinip atılacak mı? Beyin normal olarak bu kadar soruya cevap bulamayınca, başladı erorlar vermeye, psikolojik bozukluklar, depresyonlar, özgüven eksikliği, kompleksler, kişilik bozuklukları.
Ne yani okumamış olan bu kadar insan inşaatçı olmuş, şoför olmuş esnaf olmuş vs. vs. hayata tutunabilmek için kendilerine bir sanat edinmek zorunda kalmış, ama ben bunları yapamam ki hayalim bunlar değildi?
Ne oldu biliyor musunuz ümitsiz gençler, hayattan bir beklentisi olmayan gençler, kendini bir işe yaramaz olarak gören gençler.
Bu tarz gelen genç nesille nasıl daha ileri bir Türkiye olacak?
Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. Dedi cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk,
Kaçınız bu ışıklı çiçeklerde ki ışığı görebildiniz? Işıklarının sönüp solmasını mı bekliyorsunuz bu gençlerin, ya da fark etmeden üzerlerine basıp geçiyor musunuz
Haberlerde neden her gün dolandırıcılık hikayeleri var ?
Akşam haberlere bakın, evet evet offf yine mi cinayet? Yine mi dolandırıcılık, bu kadar çıkıyor haberlere, nasıl hala dolandırılıyor bu millet dolandırılmasınlar, demeyi bir kenara bırakıp, o haberleri gözlerinizi kocaman açarak, kulaklarınızı pür dikkat vererek dinleyin dinleyin ve altındaki yatan sebepleri düşünün.
Farkında mısınız dolandırıcılıkta, hırsızlıkta çağ atlıyoruz, her gün yeni şaşırtan metotlar geliştiriliyor bu işler için
Ya neden, neden, niye hep kısa yoldan para kazanmanın yolları, hazıra konmanın yolları aranıyor?
Düşünün artık ellerinizin arasına başınızı alın ve hatta oradan bir elinizi de vicdanınıza koyun öyle bir düşünün nereye gidiyor bu ülke, neler oluyor milletimize?
Bu arada bu yazdıklarımdan okuma karşıtı olduğum mesajı çıkarılmasın, oldukça zor bir hayat mücadelesi veren orta halli bir ailede yetişen ve fedakarlıklarla üniversite okuyan evlenip bir kız çocuğuna sahip olan 22 yaşında genç biri olarak yazıyorum bunları
Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol… (Mustafa Kemal Atatürk)