Eyüpsultan merkezli sarsıntının büyüklüğü Kandilli Rasathanesi tarafından 2.6 olarak açıklanırken, telefonlara gelen 4.0 büyüklüğündeki uyarı mesajı kafa karışıklığı yarattı.
GERÇEK BÜYÜKLÜK 2.6 OLARAK AÇIKLANDI
Kandilli Rasathanesi verilerine göre saat 13.01’de meydana gelen depremin yerin 12.6 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi. Sarsıntı İstanbul genelinde hafif şekilde hissedildi.
Ancak depremin hemen öncesinde ve sırasında binlerce vatandaşın telefonuna “4.0 büyüklüğünde deprem bekleniyor” şeklinde acil uyarı bildirimi gönderildi.
TELEFON UYARISI PANİĞE NEDEN OLDU
Gerçek büyüklüğün düşük olmasına rağmen telefonlara gelen yüksek şiddetli uyarı, özellikle Avrupa Yakası’nda büyük paniğe yol açtı. Ofislerde ve toplu taşıma araçlarında aynı anda çalan alarm sesleri nedeniyle çok sayıda kişi binalardan dışarı çıktı.
Kısa sürede sosyal medyada yayılan uyarı mesajları, bilgi kirliliğini artırırken vatandaşlar depremin gerçek büyüklüğünü araştırmaya başladı.

“DEPREM BİLDİRİMİ” NEDEN YANLIŞ GELDİ?
Uzmanlara göre akıllı telefonlardaki deprem uyarı sistemi, cihazlardaki ivmeölçer sensörleri sayesinde çalışıyor ve çok sayıda telefonun aynı anda sarsıntı algılaması durumunda otomatik uyarı veriyor.
İstanbul’daki bu olayda yanlış büyüklük bildirilmesinin birkaç nedeni olabileceği değerlendiriliyor.
Depremin 12.6 kilometre gibi sığ bir derinlikte gerçekleşmesi, merkez üssüne yakın bölgelerde sarsıntının daha sert hissedilmesine neden oldu. Bu durum algoritmanın büyüklüğü olduğundan yüksek hesaplamasına yol açmış olabilir.

Sistemlerin saniyeler içinde uyarı verebilmek için hız odaklı çalışması, bazen kesin veri yerine “olası en kötü senaryo” üzerinden bildirim yapılmasına neden olabiliyor.
Ayrıca İstanbul gibi yoğun nüfuslu şehirlerde binlerce telefondan aynı anda gelen veri akışı, sistemin sarsıntıyı olduğundan büyük algılamasına sebep olabiliyor.
KISA SÜRELİ KORKU, BÜYÜK BİR TEHLİKE YOK
Yetkililer, depremin küçük ölçekli olduğunu ve herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını açıkladı. Ancak yaşanan bu olay, erken uyarı sistemlerinin çalışma mantığı ve doğruluğu konusunu yeniden gündeme taşıdı.


