22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de dünyaya gelen araştırmacı gazeteci-yazar Uğur Mumcu, yaşamı boyunca kalemiyle karanlık ilişkilerin üzerine gitti. Hukukçu kimliği, gazetecilikteki cesur tutumu ve yayımladığı eserlerle kamuoyunda derin izler bırakan Mumcu’nun, 24 Ocak 1993’te bombalı suikast sonucu hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan yargı süreçleri ise cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasına yetmedi.
KIRŞEHİR’DEN ANKARA’YA UZANAN EĞİTİM YILLARI
Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi ile Nadire Mumcu’nun dört çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Mumcu, ailesinin Ankara’ya taşınmasının ardından ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1965 yılında mezun olan Mumcu, öğrencilik yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” makalesiyle Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı.
AKADEMİ VE GAZETECİLİĞE İLK ADIMLAR
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsünde Prof. Dr. Tahsin Bekir Balta’nın asistanlığını yapan Mumcu, bu dönemde Milliyet gazetesinde inceleme yazıları kaleme aldı. Akademik kariyerinin yanı sıra gazeteciliğe olan ilgisini sürdüren Mumcu, eleştirel kalemiyle dikkat çekti.
12 MART DÖNEMİ VE CEZAEVİ SÜRECİ
12 Mart 1971 döneminde kaleme aldığı bir yazıda kullandığı “ordu uyanık olmalı” ifadesi nedeniyle gözaltına alınan Mumcu, “orduya hakaret” ve “sosyal bir sınıfın diğerleri üzerinde tahakküm kurması” suçlamalarıyla yargılandı. Mamak Askeri Cezaevinde yaklaşık bir yıl tutuklu kalan Mumcu, 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine tahliye edildi.
“SAKINÇALI PİYADE” YILLARI
Tahliyesinin ardından askere alınan Mumcu, yedek subay olması gerekirken kendi ifadesiyle “sakıncalı piyade” olarak askerlik yaptı. Tuzla Piyade Okulunda “kötü hal ve düşünce sahibi” olduğu gerekçesiyle disipline sevk edilen Mumcu, er statüsüne düşürülerek Ağrı’nın Patnos ilçesine gönderildi.
PROFESYONEL GAZETECİLİK VE SES GETİREN ESERLER
Askerlik sonrası üniversitedeki görevinden ayrılan Mumcu, 25 Şubat 1974’te Yeni Ortam gazetesinde yayımlanan “Anarşist!..” başlıklı yazısıyla profesyonel gazeteciliğe başladı. Hukuka aykırı uygulamaların üzerine giden yazıları ve yayımladığı kitaplarla geniş yankı uyandırdı.
“SAKINÇALI PİYADE” SAHNEYE TAŞINDI
Güldal Homan ile 19 Temmuz 1976’da evlenen Mumcu’nun Özgür ve Özge adında iki çocuğu oldu. 1977’de yayımlanan “Sakıncalı Piyade” adlı kitabı, tiyatroya uyarlanarak Ankara Sanat Tiyatrosunda yüzlerce kez sahnelendi.
TERÖR, SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE ARAŞTIRMALAR
1981’de “Silah Kaçakçılığı ve Terör” kitabını yayımlayan Mumcu, terör örgütleri ile uluslararası ilişkileri mercek altına aldı. Mehmet Ali Ağca ve Papa suikastı üzerine yaptığı araştırmalar, “Rabıta”, “12 Eylül” ve “Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925” gibi önemli eserlerle kamuoyuna yansıdı.
“DİPSİZ KUYU” VE KARANLIK UYARILAR
Yazar Musa Anter’in öldürülmesinin ardından 27 Eylül 1992’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Dipsiz Kuyu” başlıklı yazısında Mumcu, Orta Doğu’daki karanlık ilişkiler ağını ve cinayetlerin yıllar sonra dahi tam olarak aydınlatılamadığını vurguladı.
24 OCAK 1993: TÜRKİYE’Yİ SARSAN SUİKAST
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Suikastı çeşitli örgütler üstlense de aradan geçen 33 yıla rağmen cinayetin perde arkası tüm yönleriyle ortaya çıkarılamadı.
“UMUT” DAVASI VE YARGI SÜRECİ
Mumcu suikastına ilişkin ilk yargılamalar, ölümünden 7 yıl sonra başladı. Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan dava, “Umut” adıyla Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Yargılama sonucunda bazı sanıklar çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.
YENİDEN YARGILAMA VE FİRARİ SANIK
Anayasa Mahkemesi, bazı sanıklar hakkında yeniden yargılama kararı verdi. Suikastın kilit isimlerinden biri olduğu belirtilen ve bombayı araca yerleştirdiği iddia edilen firari sanık Oğuz Demir’in dosyası ise ayrılarak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam ediyor.