Ünvanların Ötesinde Bir Yürek: Umuttepe’de Örnek Bir Hekimlik Hikayesi

Kentimizde mesleğini aşkla yapan, akademik unvanından önce "insanlığıyla" iz bırakan Doç. Dr. Hüseyin Fatih Sezer’e minnet dolu bir teşekkür.

Abone Ol

Bu hayatta herkesin bir etiketi, bir unvanı var; kimi doktor, kimi mühendis, kimi avukat olarak anılıyor... Ancak her şeyden önce "güzel bir insan" olabilmek ve taşıdığı unvanı samimiyetle taçlandırmak, işte asıl mesele burada başlıyor. Geçtiğimiz günlerde babamın rahatsızlığı vesilesiyle yaşadığımız bir süreç, bana kentimizde hâlâ mesleğini kalbiyle yapan hekimlerin var olduğunu derinden hissettirdi. Yaşadığımız bu iç ısıtan deneyimi paylaşmak ve tıp dünyasında örnek teşkil eden bir isme teşekkür etmek, benim için artık bir borç.

Babamın yaşadığı ufak bir sağlık problemi nedeniyle Kocaeli Şehir Hastanesinde başlayan tedavi sürecimiz, detaylı kontroller için Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Araştırma Hastanesine sevk edilmemizle devam etti. İçimizde, her hasta yakınında olduğu gibi, "Acaba ciddi bir şey var mı?" sorusunun yarattığı o ağır huzursuzluk ve yüreğimizi sıkıştıran bir endişe vardı.

İşte tam bu noktada Doç. Dr. Hüseyin Fatih Sezer hocamızla kesişti.

Sabahın erken saatlerinde direkt Fatih Hocamızın yanına gittik. Sağ olsun, bizi o kadar sıcak ve samimi karşıladı ki, odasına girdiğimiz ilk andan itibaren o omuzlarımızdaki yükün hafiflemeye başladığını hissettik. Babamın geçmişe dair tüm sağlık öyküsünü, raporlarını kendi bilgisayarından tek tek açarak büyük bir titizlikle inceledi. Durumu bize detaylarıyla anlatarak günlerdir içimizi kemiren o merakı şimdilik giderdi, adeta yüreğimize su serpti ve bizi rahatlattı.

Ancak Fatih Hocanın ilgisi sadece odasındaki bilgisayar ekranıyla sınırlı kalmadı. Bizimle birlikte polikliniğe kadar inerek, sürecin her adımında bizzat yanımızda durdu; bizi yalnız bırakmadı.

Poliklinik koridorlarında yürürken, hocamızın daha önce ameliyat ettiği eski hastalarıyla karşılaştık. Onların gözlerindeki o sonsuz sevgi, saygı ve hürmeti görünce içimden büyük bir gururla "İşte gerçek hekimlik bu" dedim. Bir insan doçent olabilir, kariyer basamaklarını tırmanabilir ama bu denli mütevazı, bu denli insan odaklı kalabilmesi bambaşka bir meziyet.

Sadece hastalarına karşı değil; hastane personelinin de kendisine duyduğu o içten saygıya bizzat şahit oldum. Herkesin dilinde aynı hürmet dolu ifade vardı: "Hocam..." Bu yaklaşımın anlık bir nezaket değil, Fatih Hocanın insana olan derin sevgisinin ve karakterinin bir yansıması olduğunu orada net bir şekilde gördüm.

"Herkes bir unvan sahibi olabilir ama mesleğe ruhunu katmak, insanı sadece bir hasta değil, bir can olarak görebilmek bambaşka bir erdemdir."

Doç. Dr. Hüseyin Fatih Sezer, sadece işini iyi yapan bir akademisyen değil, her şeyden önce "insan kalabilmeyi" başarmış çok değerli bir değerimiz. Dilerim kentimizde ve ülkemizde böyle hekimlerimizin sayısı çığ gibi büyür; Fatih Hocamız, mesleğe yeni adım atan tüm genç doktorlara ilham veren bir örnek olur.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" sözündeki o sonsuz güvenin, meslek aşkının ve sarsılmaz inancın canlı bir karşılığıdır Fatih Hocamız... Bilgisiyle şifa dağıtırken, şefkatiyle insanı saran hekimlerimizi gördükçe Atamızın bu sözünün kıymetini ve haklılığını bir kez daha derinden anlıyoruz.


İyi ki varsınız Fatih Hocam; bu şehre, bizlere ve insanlığa kattığınız tüm güzellikler için sonsuz teşekkürler...