Toplum Ruh Sağlığını Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Bülent Coşkun, çocukların ve gençlerin şiddetle ve suçla karşı karşıya kalmaması için atılacak ilk adımın onları gerçekten dinlemek olduğunu söyledi. Küçük yaşta başlayan ihmal, dışlanma ya da anlaşılmama duygusunun ilerleyen yıllarda farklı sorunlara zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Coşkun, çocukların görüşlerinin alınmasının ve sürece dahil edilmelerinin önemine işaret etti. Çocuğun kendisini değerli ve görülmüş hissetmesinin, karşılaştığı güçlüklerle başa çıkmasında belirleyici rol oynadığını vurgulayan Coşkun, aileden başlayarak topluma yayılan bir sorumluluk alanına dikkat çekti.
MEDYA VE SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ
Prof. Dr. Coşkun, hayatın içindeki olumsuzlukların medya ve internet aracılığıyla her zamankinden daha görünür hale geldiğini belirtti. Televizyon dizilerinde ya da dijital platformlarda kısa sürede yoğun biçimde sunulan olumsuz davranışların çocuk ve gençler üzerinde etkili olabileceğini ifade eden Coşkun, bu etkinin tamamen yok sayılmasının gerçekçi olmadığını dile getirdi.

İçeriklerin aile bireyleriyle birlikte izlenmesinin ve sonrasında konuşulmasının önemine değinen Coşkun, izlenen bir sahnenin artı ve eksi yönlerinin birlikte tartışılmasının çocukların eleştirel bakış geliştirmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Sosyal medyanın ise gençler için ayrı bir baskı alanı oluşturduğunu belirten Coşkun, beğeni sayılarının ve görünür olma arzusunun gençlerin davranışlarını etkileyebildiğini kaydetti. Sosyal medyayı “keskin bir bıçak” olarak nitelendiren Coşkun, yasak ve cezayla değil, çok yönlü ve bilinçli bir yaklaşımla çözüm üretilebileceğini vurguladı.
AİLEDE KABUL GÖRMEK ÖZGÜVENİN TEMELİNİ OLUŞTURUYOR
Çocuğun kişilik gelişiminde aile içindeki kabul ve değer görme duygusunun belirleyici olduğunu ifade eden Coşkun, özellikle 0-3 yaş döneminin kritik bir süreç olduğuna dikkat çekti. Bu dönemde ebeveynlerin çocukla kurduğu ilişkinin, ilerleyen yıllarda öz güven gelişimini doğrudan etkilediğini belirtti.
Çocuğun düşüncelerinin önemsenmemesi ya da sürekli eleştirilmesi halinde, dikkat çekme çabasının farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini söyleyen Coşkun, bazen olumsuz davranışların bile bir tür görünürlük aracı haline gelebildiğini ifade etti. Küçük yaşta başlayan davranış sorunlarının zaman içinde ağırlaşabildiğini belirten Coşkun, bunun tek bir olayla açıklanamayacağını, çoğu zaman uzun bir sürecin sonucu olduğunu dile getirdi. Ailelerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve ilgili kurumların birlikte hareket etmesinin önemine işaret etti.
ÇOCUĞU GERÇEKTEN DİNLEMEK ÇÖZÜMÜN ANAHTARI
Gençlerin en temel beklentilerinden birinin anlaşılmak olduğunu belirten Coşkun, günümüzde her bireyin kendi ekranına çekildiği bir yaşam düzeninin aile içi iletişimi zayıflattığını söyledi. Eskiden aile bireylerinin aynı ortamda televizyon izlediğini hatırlatan Coşkun, bugün ise her odada ayrı bir ekranın bulunduğunu ve bunun ortak paylaşım alanlarını daralttığını ifade etti.
Çocukla ya da ergenle birlikte bir içerik izlemek, ardından bu içeriği tartışmak ve olayların arka planını birlikte değerlendirmek gerektiğini belirten Coşkun, çocukların görüşlerinin sorulmasının ve ciddiye alınmasının önemli olduğunu kaydetti. “Nasıl yardımcı olabiliriz?” sorusunun çocuğa yöneltilmesinin, onu sürecin aktif bir parçası haline getirdiğini dile getirdi.
Coşkun, dinlemenin özel bir çaba gerektirdiğini vurgulayarak, çocuğa tam anlamıyla odaklanmanın önemine dikkat çekti. Günlük işler arasında, yarım kulakla yapılan bir dinlemenin çocuk için yeterli olmadığını ifade eden Coşkun, her şeyi bir kenara bırakarak çocuğun ne düşündüğünü, olayları nasıl yorumladığını ve ne hissettiğini anlamaya çalışmanın temel adım olduğunu söyledi. Çocuğu yalnız bırakmamak ve suçlamadan dinlemek, şiddet ve suç riskine karşı en güçlü koruyucu adımlardan biri olarak öne çıkıyor.




